"Kadere iman olmazsa hayat-ı dünyeviye saadeti mahvolur." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Kadere iman eden kederden emin olur” ifadesi, bu inceliğe işaret eden bir darb-ı meseldir. Ayrıca "Her şey kaderle takdir edilmiştir, kısmetine razı ol ki rahat edesin."(1) sözü de benzer bir mânaya işaret ediyor.

Mü’min her şeyin tedbir ve dizgininin, Allah’ın kudret elinde olduğunu, kaderin çizdiği ince plan dâhilinde sevk edildiğini bildiği için, hiçbir şeyden endişe ve telaş etmez. Mü’min bilir ki; Allah bir musibeti onun alnına yazmış ise, bundan kurtuluş yoktur. Eğer o musibet alnına yazılmamış ise, hiçbir güç o musibeti onun başına bela edemez. Böyle bir tevekkül ve düşüncesi, mü’mini rahatlatır ve cesur kılar.

Ama kâfir, Allah’a ve O’nun kâinattaki tedbir ve iradesine inanmadığı için, her şeyi tesadüfe veriyor. Başına her an bir iş, bir musibet gelecek diye, her şeyde bir endişe duyar, her hâdise karşısında korkar ve titrer. Acaba bu musibet bana dokunur mu der, hayatı zehir olur.

Dünyada ve ahirette mes’ud ve bahtiyar olmak isteyen kişi, tevekkül eder ve kaderin hükmüne razı olur.

Allah’a iman ve tevekkül etmek, bir insanda ne kadar inkişaf ederse, dünyanın sıkıntı ve elemlerinden de o kadar emin ve selametli olur. Her şeyin tedbir ve dizgini Allah’ın elinde olduğuna göre, zarar ve menfaat de O’nun elindedir. İnsan, menfaatin elde edilmesinde yahut zararın def’inde sadece kendisine düşen vazifeyi hakkıyla yapacak, ondan sonra Rabbine tevekkül edecektir. İşte bu teslimiyet ve tevekkül, insanı bütün zararlı vehimlerden emin kılar, kalbine ve ruhuna ferah bahşeder.

Nefse hürriyet verirken, kalp ve ruha pranga vurmak akıl kârı değildir.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Habbe.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...