Habbe

İçerikler


  1. "Ben tevhid meyveleriyle yüklü bir ağaç dalıyım. Tevhid incileriyle dolu bir denizin damlasıyım." ifadesi kime aittir, Habbe Risalesi'nin başında zikredilmesinin hikmeti ne olabilir?

  2. "Eğer pek güzel şaşaalı bir cennet bahçesi tahayyül edilirse, nur-u Muhammedî onun andelîbi olur. " Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in cennet bülbülüne benzetilmesini açar mısınız ?

  3. "İ'lem eyyühe'l-aziz! Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa, nur-u Muhammedî (a.s.m.) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir. Eğer o âlem-i kebir bir şecere tahayyül edilirse, nur-u Muhammedî hem çekirdeği, hem semeresi..." İzah?

  4. "O âlem-i kebir bir şecere tahayyül edilirse, nur-u Muhammedî hem çekirdeği, hem semeresi olur." Efendimiz kâinatın yaratılmasının meyvesidir. Asıl meyve madem gelmiş ve gitmiştir; kâinatın devamına ne gerek var, insanlar neden yaratılmaya devam ediliyor?

  5. "Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitab nazarıyla bakılırsa, Nur-u Muhammedî (A.S.M.) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir. Eğer o âlem-i kebîr, bir şecere tahayyül edilirse, Nur-u Muhammedî hem çekirdeği, hem semeresi olur..." izah eder misiniz?

  6. "Şu gördüğün büyük aleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa Nuru Muhammedi o kitabın katibinin kaleminin murekkebidir." cümlesinde, katip ALLAH, mürekkep Efendimiz (asv)'in nuru ise, kalem ne oluyor?

  7. "Şu gördüğün büyük aleme, büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa, nur-u Muhammedi (sav) o kitabın katibinin kaleminin mürekkebidir..." Cümlesinde katip Allah, mürekkep Peygamber Efendimiz ise, kalem kimdir, nedir?

  8. Alemler, Hz. Muhammed (asm)'in nurundan mı yaratıldı?

  9. "Hilkat şeceresinin semeresi insandır. Malûmdur ki, semere bütün eczânın en ekmeli ve kökten en uzağı olduğu için, bütün eczânın hâsiyetlerini, meziyetlerini hâvidir. Ve keza, hilkat-i âlemin ille-i gaiye hükmünde olan çekirdeği yine insandır." izahı?

  10. "O yüksek saraya nâzır ve münâdi ve teşrifatçı olur." izah eder misiniz?

  11. "Sonra, o şecerenin semeresi olan insandan bir tanesini şecere-i İslâmiyete çekirdek ittihaz etmiştir. Demek o çekirdek, âlem-i İslâmiyetin hem bânisidir, hem esasıdır hem güneşidir. Fakat o çekirdeğin çekirdeği kalbdir..." devamıyla izah eder misiniz?

  12. "Ve keza o kalbin öyle bir kabiliyeti vardır ki, bir harita veya bir fihriste gibi bütün âlemi temsil eder. Ve Vâhid-i Ehad'den başka merkezinde bir şeyi kabul etmiyor. Ebedî, sermedî bir bekadan maada bir şeye razı olmuyor." izah?

  13. "Ve keza, o kalbin öyle bir kabiliyeti vardır ki, bir harita veya bir fihriste gibi bütün âlemi temsil eder." Kalbin harita ve fihriste olmasını açıklar mısınız?

  14. Kalbin ihtiyacat saikasıyla âlemin enva’ıyla, eczasıyla pek çok alâkaları vardır. Esmâ-i hüsnanın bütün nurlarına ihtiyaçları vardır. Cümlesini açar mısınız?

  15. "Eğer o kalb çekirdeği böyle bir terbiye görmezse, kuru bir çekirdek kalarak nura inkılâb edinceye kadar ateş ile yanması lâzımdır." izah eder misiniz?

  16. "Eğer o kalb çekirdeği böyle bir terbiye görmezse, kuru bir çekirdek kalarak nura inkılâp edinceye kadar ateş ile yanması lâzımdır." cümlesini izah eder misiniz?

  17. "Evet, aynada irtisam eden bir bahçe, hareket, tegayyür ve sair ahvalinde aynaya tâbi olduğu gibi, her şahsın âlemi de, merkezi olan o şahsa tâbidir: Gölge ve misal gibi." Açıklar mısınız; gölge ve misal ne demektir?

  18. "İnsanın çekirdeği olan kalb, ubûdiyet ve ihlâs altında İslâmiyet ile iska edilmekle îmânla intibaha gelirse, nurânî, misâlî âlem-i emirden gelen emr ile öyle bir şecere-i nurânî olarak yeşillenir ki, onun cismânî âlemine ruh olur." izah eder misiniz?

  19. "İnsanın çekirdeği olan kalb, ubudiyet ve ihlâs altında İslâmiyet ile iska edilmekle imanla intibaha gelirse, nurânî, misâlî âlem-i emirden gelen emirle öyle bir şecere-i nurânî olarak yeşillenir ki, onun cismânî âlemine ruh olur..." Açıklar mısınız?

  20. "Kalbin hâdimlerinden bulunan hayal, meselâ en zayıf, en kıymetsiz iken, hapiste ve zindanda kayıtlı olan sahibini bütün dünyada gezdirir, ferahlandırır..." cümlesini izah eder misiniz?

  21. "Ve keza o habbe-i kalb için, pek çok hizmetçi vardır ki, o hâdimler kalbin hayatıyla hayat bulup inbisat ederlerse, kocaman kâinat onlara tenezzüh ve seyrangâh olur." izah eder misiniz?

  22. İnsanın çekirdeği olan kalb, ubudiyet ve ihlâs altında İslâmiyetle iska edilmekle imanla intibaha gelirse, nurânî, misâlî âlem-i emirden gelen emirle öyle bir şecere-i nurânî olarak yeşillenir ki, onun cismânî âlemine ruh olur. Bu cümleyi açıklar mısınız?

  23. Şu görünen umumî âlemde her insanın hususî bir âlemi vardır. Bu hususî âlemler, umumî âlemin aynıdır. Yalnız umumî âlemin merkezi şemstir. Hususî âlemlerin merkezi ise şahıstır... Burayı izah eder misiniz?

  24. Üstad kainatı ve tüm varlıkları eşsiz bir sanat eseri olarak görüyor; Risale-i Nur'un hayal ve (insanların ürettiği) sanat yaklaşımı nedir?

  25. "... Biri de insaniyettir. Bu ise, zeval ve beka arasında mütereddittir. Dâim-i Bâkînin zikriyle muhafazası lâzımdır." İzah eder misiniz?

  26. "Dünyada sana ait çok emirler vardır. Amma ne mâhiyetlerinden ve ne âkıbetlerinden haberin olmuyor..." cümlesini devamıyla birlikte izah eder misiniz?

  27. "Dünyada sana âit çok emirler vardır. Amma ne mahiyetlerinden ve ne âkıbetlerinden haberin olmuyor..." devamıyla izah eder misiniz?

  28. "Otuz seneden beri iki tâğut ile mücadelem vardır. Biri insandadır, diğeri âlemdedir. Biri Enedir, diğeri Tabiattır..." devamıyla izah eder misiniz?

  29. "Binaenaleyh, Mâlik-i Hakikînin daire-i emrinden hariç o vücuda karıştığın zaman zarar vermiş olursun: ümitsizliği intaç eden hırs gibi..." Ümitsizliği intaç eden hırsı nasıl anlamalıyız?

  30. "Biri de belâ ve musibetlerdir. Bunlar zâildir, devamları yoktur. Zevalleri düşünülürse, zıtları zihne gelir, lezzet verir." İzah eder misiniz?

  31. "Biri de belâ ve musibetlerdir. Bunlar zâildir, devamları yoktur." Müslüman olmayan bir Afrikalı, dünyada iken de sıkıntı çekiyor, öldükten sonra da azap görecek. Bu durumda bela ve musibetler nasıl geçici olabilir?

  32. "Dünyanın âkıbeti ne olursa olsun, lezâizi terk etmek evlâdır. Çünkü, âkıbetin ya saadettir, veya şekavettir." cümlesini nasıl anlamalıyız?

  33. "Dünyanın âkıbeti ne olursa olsun, lezâizi terk etmek evlâdır. Çünkü, âkıbetin ya saadettir; saadet ise şu fâni lezâizin terkiyle olur. Veya şekavettir." cümlesini izah eder misiniz?

  34. "Eğer vücuduna itimad edersen, ademe düşersin. Çünkü ancak vücudun terkiyle vücut bulunabilir. Ve keza, vücuduna kıymet vermek fikrinde isen, o vücuttan senin elinde ancak bir nokta kalabilir." ifadelerini izah eder misiniz?

  35. "Lezzetleri terk etmek evladır." cümlesi ile "Şükür etmek için lezzetler takip edilebilir." cümlesini nasıl tevfik edebiliriz?

  36. "İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Merâyı tecavüz eden koyun sürüsünü çevirtmek için çobanın attığı taşlara musâb olan bir koyun, lisan-ı haliyle..." devamıyla izah eder misiniz?

  37. "Kalbin umûr-u dünyeviye ile kasden iştigal etmek için yaratılmış olmadığı şöylece izah edilebilir: Görüyoruz ki; kalb hangi bir şeye el atarsa, bütün kuvvetiyle, şiddetiyle o şeye bağlanır. Büyük bir ihtimam ile eline alır,.." izah eder misiniz?

  38. "Lezâizin zevaliyle vukua gelen hususî ve mukayyed ademlerden, adem-i mutlakın elîm elemleri her dakikada hissediliyor." Buradaki "hususi ve mukayyet ademler"den maksat nedir, cümleyi izah eder misiniz?

  39. "Kur'ân, semâdan nâzil olmuştur. Ve O’nun nüzûliyle semavî bir mâide ve bir sofra-i İlâhiye de nâzil olmuştur. Bu mâide, tabakât-ı beşerin iştiha ve istifadelerine göre ayrılmış safhaları hâvidir. O mâidenin sathında, yüzünde bulunan..." devamıyla izah?

  40. “Mezkûr âyetin tabaka-i avama ait safhasının arkasında şöyle bir safha da vardır ki: Nur-u Muhammediye´den (A.S.M.) yaratılan madde-i aciniyeden, seyyarat ile şemsin o nurun macun ve hamurundan infisal ettirilmesine işarettir.” cümlesini açıklar mısınız?

  41. "Kanaat ve itminan etmesi lâzımken,.." Burada iman denmeyip itminan denilmesinin hikmeti ne olabilir?

  42. "Nefsin belâhet ve hamâkatine bak ki, bir Rabb-i Muhtar-ı Hakîm tarafından terbiye edildiğini ve o Rabb-i Hakîm'in memlûk ve masnûu olduğunu bildiğine..." devamıyla izah eder misiniz?

  43. "Aklın pek garib bir hali vardır. Öyle bir yed-i tûlâ sahibidir ki, bazan kâinatı ihata etmekle kucağına alıyor. Bazan daire-i imkândan çıkar, en yüksek dairelere müdâhaleye çalışır. Bazan da bir katre suda boğulur..." izahı?

  44. "Aklın pek garip bir hali vardır. Bazan bir katre suda boğulur, bir zerre içinde yok olur, bir kılda kaybolur... Kalb, hangi bir şeye el atarsa, bütün kuvvetiyle, şiddetiyle o şeye bağlanır. Büyük bir ihtimamla eline alır, kucaklar..." izah, hangisi esas?

  45. "Aklın pek garip bir hali vardır. Öyle bir yed-i tûlâ sahibidir ki, bazan kâinatı ihata etmekle kucağına alıyor. Bazan daire-i imkândan çıkar, en yüksek dairelere müdahaleye çalışır. Bazan da bir katre suda boğulur,.." ifadelerinin izah nasıldır?

  46. "Aklın pek garip bir hali vardır. Öyle bir yed-i tûlâ sahibidir ki, bazan kâinatı ihata etmekle kucağına alıyor. Bazan daire-i imkândan çıkar, en yüksek dairelere müdahaleye çalışır. Bazan da bir katre suda boğulur." İzahı?

  47. "Bazan daire-i imkândan çıkar, en yüksek dairelere müdahaleye çalışır." cümlesindeki "daire-i imkandan çıkmayı" nasıl anlayabiliriz?

  48. "Bir şeyin sânii, o şeyin içinde olursa, aralarında tam bir münâsebet lâzımdır. Ve masnûatın adedince sânilerin çoğalması lâzımdır. Bu ise muhaldir. Öyle ise sâni', masnû içinde olamaz..." izah eder misiniz?

  49. "Birşeyin sânii, o şeyin içinde olursa, aralarında tam bir münasebet lâzımdır. Ve masnûatın adedince sânilerin çoğalması lâzımdır. Bu ise muhaldir." cümlelerini izah eder misiniz?

  50. "Nefis dâima ızdırablar, kalâklar içinde evhamdan kurtulup tevekküle yanaşmıyor. Hükm-ü Kadere râzı olmuyor..." devamıyla izah eder misiniz?

  51. "Şemsin tulû ve gurubu muayyen ve mukadder olduğu gibi, insanın da bu dünyada tulû ve gurubu ve sair mukadderatı, kalem-i kader ile cephesinde yazılıdır. İsterse başını taşa vursun ki, o yazıları silsin—fakat başı kırılır, yazılara birşey olmaz ha!" izah?

  52. Bazan da bir katre suda boğulur, bir zerre içinde yok olur, bir kılda kaybolur. Maahaza, hangi şeyde fena ve kaybolursa, bütün varlığı o şeye münhasır olduğunu bilir... Bu cümleleri izah eder misiniz?

  53. İnsandaki kuvvet Allah´ın kudretinin bir tecellisi olduğuna göre ve Allah´ın kudretinde azlık çokluk olmadığına göre insanın kuvveti neden azdır? Açıklar mısınız?

  54. "Âfâkî mâlûmat, yani hariçten, uzaklardan alınan mâlûmat, evham ve vesveselerden hâlî olamıyor. Amma, bizzât vicdânî bir şuura mahal olan enfüsî ve dahilî malûmat ise, evham ve ihtimallerden temizdir. Binaenaleyh merkezden muhite,.." izah?

  55. "Afâkî malûmat, yani hariçten, uzaklardan alınan malûmat, evham ve vesveselerden hâli olamıyor. Amma, bizzat vicdanî bir şuura mahal olan enfüsî ve dahilî malûmat ise, evham ve ihtimallerden temizdir. Binaenaleyh, merkezden muhite,.." İzah?

  56. "Çünkü, hamd, in’am şeceresini, nimet semeresinde gösterir..." cümlesini devamıyla birlikte açıklar mısınız?

  57. "Eğer dünyanın veya vücudun mülkiyeti, zılliyeti sende ise taahhüd, tahaffuz, korku külfetleriyle nimetlerden lezzet alamazsın, dâima rahatsız olursun..." devamıyla izah eder misiniz?

  58. "Küre-i Arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefihe ile gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır. Ta’dili, büyük bir himmete muhtaçtır. Ve keza beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır." cümlesini açıklar mısınız?

  59. "Şükür, nimette in’âmı görmek demektir. İn’âmı görmek, nimetin zevalinden hasıl olan elemi def eder. Zira, nimet zâil olduğundan, Mün’im-i Hakikî onun yerini boş bırakmaz, misliyle doldurur ve teceddüdünden lezzet alırsın." İzah eder misiniz?

  60. Âfâkî malûmat, yani hariçten, uzaklardan alınan malûmat, evham ve vesveselerden hâli olamıyor.. Cümlesini devamıyla izah eder misiniz?

  61. Hariçten Alınan Malumattan Kasıt Nedir?

  62. Tâdili, büyük bir himmete muhtaçtır. Ve keza, beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır. Bunların kapatılması, ancak Allah'ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur. Burayı izah eder misiniz?

  63. "Bir zerre, kocaman şemsi tecelli ile, yani in'ikas itibariyle istiâb eder, içine alır. Fakat küçücük iki zerreyi bizzât, yani hacimleri itibariyle içine alamaz..." devamıyla izah eder misiniz?

  64. Bir zerre, kocaman şemsi tecelli ile, yani in’ikâs itibarıyla istiâb eder, içine alır. Fakat küçücük iki zerreyi bizzat, yani hacimleri itibarıyla içine alamaz.. Cümlesinin izahını yapar mısınız?

  65. Bir zerre, kocaman şemsi tecelli ile, yani in’ikâs itibarıyla istiâb eder, içine alır. Fakat küçücük iki zerreyi bizzat, yani hacimleri itibarıyla içine alamaz... Cümlesini açar mısınız?

  66. "Cam, su, hava, âlem-i misal, ruh, akıl, hayal, zaman ve saire gibi, tecellî-i timsal akislere mahal ve mazhar olan çok şeyler vardır. Maddiyat-ı kesifenin timsalleri hem münfasıl, hem ölü hükmündedirler..." Bu i'lemi açar mısınız?

  67. "Cam, su, hava, âlem-i misâl, ruh, akıl, hayal, zaman vesâire gibi, tecelli-i timsâl akislere mahal ve mazhar olan çok şeyler vardır. Maddiyat-ı kesîfenin timsâlleri hem münfasıl, hem ölü hükmündedirler..." izah eder misiniz?

  68. "Sübhanallah ve Elhamdülillâh cümleleri Cenab-ı Hakkı celâl ve cemal sıfatlarıyla zımnen tavsif ediyorlar... Ondan baid olduğuna bakarken tesbih et. Fakat her iki makamı karıştırma." Sübhanallah ile Elhamdulillah Makamlarının Karıştırılmaması Ne Demektir?

  69. "Sübhanallah ve Elhamdülillah cümleleri, Cenab-ı Hakk'ı celâl ve cemâl sıfatlarıyla zımnen tavsif ediyorlar... Kezalik -bilâ teşbih- Cenab-ı Hak rahmetiyle bize karîb olduğu cihetle ona hamdediyoruz. Biz ondan uzak olduğumuz cihetle,." İ'lem'in izahı?

  70. “Fakat her iki makamı karıştırma ve her iki nazarı birleştirme ki, hak ve istikamet mültebis olmasın. Lâkin iltibas ve mezc olmadığı takdirde, her iki makamı ve her iki nazarı hem tebdil, hem cem´edebilirsin.” Açıklar mısınız?

  71. "Cenab-ı Hak bir saatlik lezzeti terketmeye davet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin." Buradaki bir saatlik lezzetin terki, düşmanlar ve haşeratı muzırra arasında bir saat, yani dünya hayatını terk mi?

  72. "Dünyanın ömrü kısa olup, süratle zeval ve guruba gider. Zevalin elemiyle, visalin lezzeti zeval buluyor." cümlesini açıklar mısınız?

  73. "Dünyayı kesben değil, kalben terketmek lazımdır." kesben değil kalben terkedebilmek için neler yapmak lazımdır?

  74. "Düşmanlar ve haşerat-ı muzırra arasında bir saat durmakla dost ve büyükler meclisinde senelerce durmak arasındaki müvazene, kabir ile dünya arasındaki aynı müvazenedir." cümlesini açıklar mısınız?

  75. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Dört şey için dünyayı kesben değil, kalben terketmek lâzımdır..." devamıyla izah eder misiniz?

  76. "Maahaza, Cenab-ı Hak da bir saatlik lezzeti terketmeye davet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin." Bu cümlede geçen "bir saat" ifadesin neye işarettir?

  77. "Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz,.." cümlesini açıklar mısınız?

  78. "Gençliğimde en yüksek bir intibah şahikasına çıktığımı sanıyordum... Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz..." izah?

  79. "Gençliğimin en yüksek bir intibahı şahikasına çıktığımı sanıyordum. Şimdi anlıyorum ki o intibah intibah değilmiş." Cümlesini nasıl anlamalıyız, gençlik ile uyku arasındaki bağlantı nasıldır?

  80. "Mâsiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır. Çünkü, o mâsiyete devam eden, ülfet peyda eder. Sonra ona âşık ve mübtela olur. Terkine imkân bulamayacak dereceye gelir..." izah eder misiniz?

  81. "Mâsiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır." cümlesini izah eder misiniz?

  82. "Mâsiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır." cümlesini, "Günah-ı kebâiri işleyen küfre girmediğini,.." cümlesi ile sürekli içki içen biri için değerlendirir misiniz?

  83. "Yarı buçuk uykuda bulunan insanları nasıl ikaz edebilir?" cümlesini nasıl anlamalı, yarı buçuk uyku ne demektir?

  84. "İ’lem eyyühe’l-aziz! Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın i’câz ve belâgatine dair Lemeat nâmındaki eserimde izah edilen bazı lem’aları dinleyeceksin..." buradaki ilk dokuz maddeyi açar mısınız?

  85. "Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın i’câz ve belâgatine dair Lemeat nâmındaki eserimde izah edilen bazı lem’aları dinleyeceksin..." buradaki son beş maddeyi açar mısınız?

  86. "Eşyada esas bekadır, adem değildir. Hattâ ademe gittiklerini zannettiğimiz kelimât, elfaz, tasavvurât gibi serîü’z-zeval olan bazı şeyler de ademe gitmiyorlar..." devamıyla izah eder misiniz?

  87. "Fıtrat-ı insaniyenin garib bir hali, gaflet zamanında letâif ile havassın hükümlerini, iltibas ile birbirine benzetir, tefrik edemez..." devamıyla izah eder misiniz?

  88. "Fıtrat-ı insaniyenin garip bir hali, gaflet zamanında letâifle havâssın hükümlerini, iltibasla birbirine benzetir, tefrik edemez." cümlesini, özellikle "letâif ve havâs" açısından izah eder misiniz?

  89. "Tasavvurat gibi serîüzzeval olan bazı şeyler de ademe gitmiyorlar. Ancak suretlerini ve vaziyetlerini değişerek, zevalden masun kalıp bazı yerlerde tahassun ile, adem-i mutlaka gitmezler." Tasavvurların Sevabı veya Günahı Var mı?

  90. Habbe Risalesi'nde, "Allah'ın izni ile icad var, Allah'ın emri ile idam var..." deniliyor. Hilkatte idam ve adem var mıdır?

  91. “Fen dedikleri hikmet-i cedide, bu sırra vâkıf olmuş ise de, vuzuhuyla vâkıf olamamıştır.” deniyor. Bu mevzu ile alakalı olarak bugünkü bilim tam olarak neyi biliyor neye de vakıf değil?

  92. "Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme!.." Burayı açar mısınız?

  93. "Eğer İmam-ı Rabbani Ahmed-i Farukî bugün Hindistan'da hayattadır diye ziyaretine bir davet vuku bulsa, bütün zahmetlere ve tehlikelere katlanarak ziyaretine gideceğim..." Ölüm bir rahmet ve sevdiklerimize dostlarımıza kavuşmak mıdır?

  94. "Her şey kaderle takdir edilmiştir, kısmetine razı ol ki rahat edesin..." cümlesini nasıl anlamalıyız, cüz-i iradenin müdahalesi yok gibi bir anlam çıkıyor gibi?..

  95. "Herşey kaderle takdir edilmiştir. Kısmetine râzı ol ki, rahat edesin." sözünden ne anlamamız gerekir? Bir arkadaşım, "Her şerrin başı rahata meyildir." diyor. Bu ifade tembelliğe sevketmez mi insanı?

  96. "Kabir, âlem-i âhirete açılmış bir kapıdır. Arka ciheti rahmettir, ön ciheti ise azaptır. Bütün dost ve sevgililer o kapının arka cihetinde duruyorlar... Dünya kazûratından temizlenmek üzere bir gusül lâzımdır." Bu ifadeleri izah eder misiniz?

  97. "Allah, Ganiyy-i Muğnîdir; herşeyin anahtarı Ondadır. Bir insan Allah’a hâlis bir abd olursa, Allah’ın mülkü olan kâinat, onun mülkü gibi olur." Bu ifadede geçen "Ganiyy" ve "Muğni" arasındaki farkını izah edebilir misiniz?

  98. "Allah, kâmil-i mutlak olduğundan lizâtihi mahbubdur. Allah mûcid, vâcibü’l-vücûd olduğundan kurbiyetinde vücud nurları, bu'diyetinde adem zulmetleri vardır." izah eder misiniz?

  99. "Allah, Kâmil-i Mutlak olduğundan, lizatihî mahbubdur." cümlesini izah eder misiniz?

  100. "Bir insan Allah’a hâlis bir abd olursa, Allah’ın mülkü olan kâinat, onun mülkü gibi olur." İzah eder misiniz?

Yükleniyor...