Hikmet sırrının anlaşılması için verilen terzi misalini hakikate nasıl tatbik edebiliriz? Zaman, mevsim, ruh ve günlerin model olmasını nasıl anlayabiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“… Cüz'î ve küllî, cüz ve küll her şeye bir model hükmünde bir nizâm-ı kaderî ile bir mikdâr-ı muayyen vermiştir.”(1)

ifadesinden anlaşılacağı gibi, bütün eşya için model, o şeylerin ilâhî ilimdeki mahiyetleridir. Bu mahiyetlerin, ilim dairesinden kudret dairesine çıkarılmalarının çok kolay olduğu terzi ve model misaliyle nazara verilmiştir.

Cenâb-ı Hak için bir zorluk söz konusu olmamakla birlikte, eşyanın yaratılışındaki kolaylığı akıllara yaklaştırmak için böyle bir misal veriliyor. Yani, mühim olan modelin yapılmasıdır. Ondan sonra o modele göre elbiselerin kesilip dikilmesi kolay olur.

Her şey Allah’ın ilminde “mahiyet” denilen bir manevî model olarak teşekkül etmiştir.

Mahiyet, bir şeyin “ne olduğu”na deniliyor. Bir insanın, hayvanın yahut bir ağacın Allah’ın ilminde tayin ve takdir edilen mahiyetlerinin, ilim dairesinden kudret dairesine çıkarılmalarıyla o şeyler yaratılmış olurlar. Eşyanın kudret dairesine çıkmış haline ise “hakikat” deniliyor.

Zamanın, mevsimlerin, ruhların ve günlerin model olması ise; insan hayatının bütün safhaları Allah’ın ilminde hikmetle takdir edildiği gibi, zamanın, mesela bahar mevsiminin de başlangıcından sona ermesine kadar bütün hadiseleri de yine ilâhî takdir ile tayin edilmiştir ve bunlar kaderin çizdiği bu plana göre cereyan ederler. Mesela, Güneş sistemi de bir varlık olarak Allah’ın takdir ettiği biçimde inşa edilmiş ve bu hazır hâli almıştır.

Ruhların mahiyetleri bir plandan çıktığı gibi, o ruhlar da ayrıca bir model olmakta ve beden libasları o ruhların mahiyetine göre yaratılmaktadır. İnsan bedeni insan ruhuna uygun bir elbise olduğu gibi, koyun ruhu, aslan ruhu, arı ruhu da yine birer model olmakta ve On Yedinci Söz’de izah edildiği gibi, “her ruha ona münasip elbiseler giydirilmektedir.”

Her gün de ayrı bir modeldir. Günün bütün safhaları, kaderin planına göre yaratılmaktadır.

“ …Demek o Mâlikü'l-Mülk-i Zülcelal; küçük-büyük, cüz'î-küllî her şeyi birer model hükmünde inşa ederek, yüzler tarzda, taze taze nakışlarla münakkaş mensucat-ı san'atını onlara giydirir; cilve-i esmasını, mu'cizat-ı kudretini izhar eder. Kendi mülkünde her bir şeyi, birer sahife hükmünde inşa etmiş; her sahifede, yüzer tarzda manidar mektubatını yazar; hikmetinin âyâtını izhar eder, zîşuurlara okutturur.”(2)

Dipnotlar:

1) bk. Sözler, On Altıncı Söz.

2) bk. Mektûbat, Yirminci Mektup, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...