"Hırs ile acûliyet, sebeb-i haybettir. Zira müretteb basamaklar gibi fıtrattaki tertibe, teselsüle tatbik-i hareket etmediğinden, harîs muvaffak olamaz. Olsa da tertib-i ca'lîsi bir basamak kadar seyr-i fıtrîden..." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hırs ile aculiyet, sebeb-i haybettir. Zira mürettep basamaklar gibi fıtrattaki tertibe, teselsüle tatbik-i hareket etmediğinden, harîs muvaffak olamaz. Olsa da, tertib-i câlisi bir basamak kadar seyr-i fıtrîden kısa olduğundan, ye'se düşüp gaflet bastıktan sonra kapı açılır. Allah kalbin bâtınını iman ve mârifet ve muhabbeti için yaratmıştır. Kalbin zahirini sair şeylere müheyya etmiştir. Cinayetkâr hırs kalbi deler, sanemleri içine idhal eder. Allah darılır, maksudunun aksiyle mücazat eder."(1)

Tertib-i ca'lî: Bu terim uydurma düzen, sahte sebep / sonuç oluşturmak anlamlarına geliyor. Kumar, şans oyunları, hırsızlık, rüşvet, faiz, hile gibi yollar birer tertib-i ca'lîdirler. Hırs ise, bu doğal olmayan yolların katalizörüdür.

Mesela, buğdayı elde etmek için fıtri ve belli bir yol takip edilir ki buna seyr-i fıtrî (doğal yol) denilir, çiftçinin alın teri ile buğday üretmesi gibi. Üretilmiş buğdayı depodan çalmakta tertib-i ca'lî tarzında bir kazançtır ki, bu kazanç hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında kişiye de topluma da zarardır.

Özetle; helal ve temiz kazanç insana saadet getirirken, suni ve haram kazançlar ise insana azap ve ümitsizlik verir.

"Allah kalbin bâtınını iman ve mârifet ve muhabbeti için yaratmıştır. Kalbin zahirini sair şeylere müheyya etmiştir. Cinayetkâr hırs kalbi deler, sanemleri içine idhal eder."

Nasıl göz ilahî sanatları görmek, kulak sesleri işitmek, dil tatmak, burun koklamak için yaratılmış ise, kalp de Allah’a iman edip Onu sevmek Ona meyletmek için yaratılmıştır. Kalbin yaratılış amacı bu gibi şeylerdir. Şayet kalbi mecazi şeyleri sevmek ve onlara meyletmekte kullanırsak, amacından saptırmış oluruz.

Gözün namahreme bakması nasıl haram ise kalbin mecazi şeylere yönelmesi ve meyletmesi de o şekilde haramdır.

"Allah darılır, maksudunun aksiyle mücazat eder."(1)

Hırs ve acelecilik, âdetullah da denilen Allah’ın kainattaki yaratılış kanunlarına uygun olmayan duygulardır. Nasıl namazı terk etmek İlahi rızayı kaybedip İlahi gazap ve azabı çekmeye sebep ise, yaratılış kanunlarına aykırı hareket etmek de dünyevi ceza ve belaların gelmesine sebeptir.

Hırs ve acelecilik tıpkı namazı terk etmek gibi Allah açısından bir isyan bir gaflet bir günahtır. Mesela, insan kolay para kazanma hırsı ve aceleciliği ile haram helal demeden kumara, rüşvete, hırsızlığa, dolandırıcılığa vesaire yollara yeltenir, bu durumda hem insanlara zarar vermiş olur hem de Allah’ı darıltıp kendine düşman etmiş olur.

İnsan kalbinin içi iman, marifet ve muhabbete uygun bir şekilde dizayn edilmişken dışı da dünyevi nimetlere uygun bir şekilde dizayn edilmiştir. Hırs ve acelecilik gibi duygular ise kalbin dışından içine sızarak nüfuz eder ve iman, marifet ve muhabbetin yerine kalbin içine dünyanın putlarını heveslerini doldurur. Oysa insan kalbinin içi bunlar için yaratılmamıştır.

Bu durumda Allah insanı amacının tersi ile cezalandırıyor, bu sebeple bütün aşıkların mecazi maşuklarından şikayet etmesi ve her daim kalbinin azaplar çekmesi Allah’ın peşinen verilmiş birer cezasıdır.

Allah’ın darılması, razı olmaması anlamına geliyor.

(1) bk. Hutbe-i Şâmiye, İkinci Zeylin İkinci Kısmı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...