"Hz. Ali, adalet-i mahzayı esas edip, Şeyheyn zamanındaki gibi..." Siyer-i Nebi'de "adalet-i izafiye"nin misalleri var mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Peygamber Efendimiz (asm)'in bütün hayatı vahiy üzerine gittiği, Cenab-ı Hakk’ın hıfzı altında olduğu için, mutlak ve tam adalet mânasına "adalet-i mahz" üzerine gitmiştir.

Yani Peygamber Efendimiz (asm)'in hayatında zerre kadar da olsa bir haksızlık ve adaletsizlik söz konusu olmadığı gibi, hususî bir şarta bağlı olan "Adalet-i izafiye" kısmı da yoktur. Dolayısı ile Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'in hayatı tamamı ile adalet-i mahza üzerinedir.

Üstadımızın da ifade ettiği gibi, Hazret-i Peygamber (asm)'in zamanında olduğu gibi Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer döneminde de adalet-i mahza esas alınıp tatbik edilmiş, adalet-i izafiyeye girilmemiştir. Hatta Hz. Osman ve Ali dönemleri de buna dâhildir. Yani dört halifenin bile tatbik etmediği bir adalet anlayışını Peygamber Efendimiz (asm)'in tatbik etmesi pek mümkün değildir.

Üstad Hazretleri; “Her ne kadar Hz. Ali’nin içtihadı musib ve mukabilindekilerin hata ise de yine azaba müstehak değiller.”(1) buyurmasıyla, adalet-i izafiyenin öyle masum bir yönünün olmadığını zımnen ifade etmiş oluyor. Çünkü adalet-i izafiyenin azaba sebep olabilecek haksız cihetleri vardır. Sahabe efendilerimiz, mazideki büyük hizmetlerinin hatırına mağfirete müstahak olabilirler. Ama normal bir idarecinin bundan necat bulması biraz şüphelidir hatta zordur.

1) bk. Mektubat, On Beşinci Mektup, İkinci Sualiniz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

oğuzhangözüpek
NİSA.135.Cİ AYET=Ey iman edenler! Kendinize, anne ve babanıza ve yakınlarınıza bile olsa, zengin veya fakir de olsalar, Allah için adaleti TİTİZLİKLE yerine getiren şahitler olun. Çünkü Allah, ikisine de daha yakındır. Adaletli davranmak için, artık hevânıza (nefsinize) uymayın. Ve eğer dilinizi eğip bükerseniz (sözü değiştirirseniz) veya (haktan, adaletten) yüz çevirirseniz o taktirde muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır.// Nisâ Suresi .58. Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. MAİDE.8.Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. ENAM. 115. Rabbinin kelimesi (Kur'an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. ARAF 29. Ayet. De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (ona) doğrultun. Dini Allah'a has kılarak ona ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine ona) döneceksiniz." ALLAH'IN Elçisine oldukça yakın olan ; Hz.AİŞE ANNEMİZ ile HZ.TALHA,HZ.ZÜBEYR (cÜMLESİNDEN ALLAH RAZI olsun) KUR'ANIMIZIN bu ayetlerinde verilmek istenen mesajları İDRAK ETMEMİŞ olmaları mümkün değildir. Bu sebeple HZ.ALİ (Allah yüzünü keremli kılsın) efendimiz ile aralarında cereyan eden FESAT mahsulü elim hadiseyi ADALETİ İZAFİYE diye tanımlamaya TARAFTAR OLMADIĞIMI daha önce BİR VESİLE İLE YAZDIĞIMI HATIRLIYORUM. Geçmiş Ehli Sünnet ULEMASININ DA bu konudaki görüşlerini de KATILMAM. CEMEL VAKASI da SAHABE EFENDİLERİMİZİN karşılarına çıkan İMTAHANLARDAN biridir. AİŞE ANNEMİZİN ŞU sözü bize rehberlik ediyor '' ALLAH SAAD'DAN Razı olsun. Doğrusunu O yaptı.FİTNE VE FESADA alet olmadı'' GÖRÜLDÜĞÜ gibi Ortada bir FESAD VE FİTNE NİN olduğu ve HATA ETTİKLERİ İLK elden itiraf edilmektedir. Onlarda İNSANDIR ve son anlarına kadar İMTAHANA tabidirler. BU Elim hadiselerde ; TERCİHLER,GÖRÜŞLERDE hataların payı olduğu kadar KİŞİSEL Zaaf ve Hislerin de ROLÜ olabileceğini unutmayalım. ADEM İLE HAVVA ATALARIMIZ cennet gibi bir yerde bile ZAAFA düşüp yanlış yapabilmişler se , SAHABELERİN DE aynı şekilde hata yapabilecekleri İNSAN OLMANIN bir VASFI olarak düşünülmelidir. PEYGAMBER TERBİYE VE EĞİTİMİNDEN geçmiş olsalar da ONLARDA insandı. Hz. ÖMER'İN ; Kadisiye savaşından sonraları IRAKTAKİ karargahının kapısına İRAN KİSRASININ sütunlarını diktirmesi üzerine hZ. SAAD'a gönderdiği mektup meşhurdur. '' İran Kisralarına mı özendin,derhal kaldırt o sütunları demiş '' ve hoş olmayan bir ADETİ başlamadan bitirmiştir. BU HADİSLERE Ahirete iNTİKAL etmiş bizim için DERS alınması gereken bir mevzudur . İNSANA düşen VAR GÜCÜYLE ADALETİ tesis etmeye çalışmaktır. İLAHİ NETİCEYE karışmamaktır. Bu uğurda verilen CAN Şehadet ,harcanan emek ,para,mal da infakların EN ŞEREFLİSİDİR. Tam tesis edilemeyen adalet değildir veya eksiktir. O DA yüce RABBİMİZİN muradı değildir. BU EKSİKLİKTE başka eksiklikleri ve ya ADALETSİZLİKLERİ doğuracaktır. CEMEL VAKASINDA DA nitekim sonuç böyle olmuştur. Şüphesiz doğruları ALLAH BİLİR. Biz sadece görünen ile hüküm verebiliriz. Bu nedenle ADALETİ İZAFİYE diye bir KAVRAM ŞU ŞARTLA geçerlidir. HUKUK VE ADALET mercileri GÖRÜNEN,BİLİNEN VE DELİLLER üzerinden karar verir. Bu nedenle HUKUĞUN icrasında HATALAR yapılabilir. Bu sebeple YÜCE ALLAH'IN murad ettiği TAM ADALET GERÇEKLEŞMEYEBİLİR.İşte bu şekilde icra edilen ADALET GÖRECELİ-İZAFİ olmuştur.ZİRA DELİL VARSAYILAN bulgular MEVCUT ilmi bilgilere, zamana ve mekana göre kabul gördüğünden doğruluk payında HATALAR olabilir. Ancak NİYET; olarak doğrudan doğruya TAM ADALET VE İLAHİ RIZA olmalıdır. HAYIRLI GECELER OLSUN.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...