Hz. Üstad, Kur'an'ın nazmındaki cezalete misal olarak İhlas suresini veriyor; izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ
اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ
وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً اَحَدٌ
"De ki: O Allah'tır. Ehad'dir. Allah, Samed'dir. Ondan bir şey tevellüd etmemiştir. O, bir asıldan doğmamıştır. Ona denk hiçbir şey yoktur.”
İhlas, yapılan işin sırf Allah için yapılmasını ifade eder. İhlas suresine bu ismin verilmesi, bu kısa surede sadece Allah’tan bahsedilmesindendir.
Sonraki cümlelerin daha iyi anlaşılması için, meali kısaca açıklamakta yarar görmekteyiz. Şöyle ki:
Allah Ehad'dir. Allah'ın Ehad olması, onun bir olmasıdır. Ehad, hiçbir şekilde iki olması veya ikinci birinin bulunması ihtimali olmayan gerçek biri, hep bir ve daima bir olanı ifade eder. O, ezelde ve ebedde hep birdir. Beraberinde bir başkası yoktur, tektir.(bk. Yazır, IX, 6277)
Allah Samed'dir. Allah'ın Samed olması, “her şeyin ona muhtaç olması, onun ise hiçbir şeye muhtaç olmamasını” ifade eder. Allah’tan başka her varlık, hem vücuda gelmesinde hem de vücudunuzun devamında Allah’a muhtaçtır.
“Ondan bir şey tevellüt etmemesi,” şirkin pek çok nev’ini iptal eder. Şöyle ki:
Allah her şeyin yaratıcısıdır. Eşya ile onun münasebeti, Halık-mahluk münasebetidir. Her şey ondandır, yani onun yaratmasıyladır. “Ol” emriyle dilediğini dilediği şekilde yaratır. Temsilde hata olmasın, bu münasebeti ressam-resim münasebeti misaliyle bir derece fehme yaklaştırabiliriz. Resim, ressamın maharetiyle vücuda gelir, ama ressamdan bir cüz’, bir parça değildir. Öyle de âlem ve âlemdeki her şey Allah'ın yaratmasıyla yokluktan varlığa çıkmış, vücut bulmuştur. Dolayısıyla, bazı filozofların “sudûr nazariyesi” ile âlemi izaha çalışmaları, Hristiyanların -haşa- Allahı baba, Hz İsa'yı onun oğlu tarzında görmeleri, bazı müşriklerin melekleri -haşa- Allah'ın kızları olarak telakki etmeleri, Yunan mitolojisinde Zeus’u bir “baba tanrı” olarak görüp ona eş ve evlatlar nisbet etmeleri… gibi durumlar şirkin birer çeşididir. Yüce Allah, böyle olmaktan son derece âli ve münezzehtir.
“O, bir asıldan doğmamıştır.” Yani, vacibu’l- vücuttur, ezelî ve ebedidir. Bizatihi kaim ve daimdir. Varlığı kendindendir. Sonradan olan, bir maddeden tevellüd eden, bir fasıldan munfasıl olan Allah olamaz. Mesela Hz İsa, bir anneden dünyaya gelmiştir. Bu durumda Hz. Meryem asıl, o ise annesine tâbi bir fer’ (dal) durumundadır. Vücudu başkasından olanın, âleme yaratıcı olması kabul edilemez.
“Ona denk bir şey yoktur.” Çünkü masiva, (ondan gayri her şey) mahluktur. Yaratılmış olan, yaratılana elbette denk olamaz.
Bu surede altı cümle vardır. Bunların üçü müsbetttir, yani Allah’ta var olan vasıfları ifade eder. Üçü de menfidir, yani Allah’a nisbet edilmesi caiz olmayan şeyleri nefyeder. Şöyle ki:
1. De ki: O Allah’tır.
2. Ehad'dir.
3. Allah, Samed'dir.
4. Ondan bir şey tevellüd etmemiştir.
5. O, bir asıldan doğmamıştır.
6. Ona denk hiçbir şey yoktur.
Suredeki her bir cümle, geriye kalan beş cümleyle sıkı sıkıya bağlı olduğundan, onlara hem delil hem de netice olur.
Mesela, “O Allah’tır.” cümlesine bakalım. “Niçin Allah’tır?” sualinin cevabı, diğer cümlelerde verilmiştir:
- Çünkü Ehad'dir.
- Çünkü Samed'dir.
- Çünkü ondan bir şey tevellüd etmemiştir.
- Çünkü o, bir asıldan doğmamıştır.
- Çünkü ona denk hiçbir şey yoktur.
Görüldüğü üzere, diğer beş cümle, “O, Allah'tır.” cümlesindeki hükme birer delil olmuştur.
Sondan aldığımızda ise şöyle olur:
“Ona denk hiçbir şey yoktur.”
- Çünkü Allah'tır.
- Çünkü Ehad'dir.
- Çünkü Samed'dir.
- Çünkü O’ndan bir şey tevellüd etmemiştir.
- Çünkü O, bir asıldan doğmamıştır.
Şimdi “Allah Samed'dir.” hükmüne bakalım:
- Çünkü Allah'tır.
- Çünkü Ehad'dir.
- Çünkü ondan bir şey tevellüt etmemiştir.
- Çünkü o, bir asıldan doğmamıştır.
- Çünkü ona denk hiçbir şey yoktur.
Üstteki üç misal, delil olma yönünde idi. Netice olma yönünde ise, şöyledir:
O Allah'tır.
- Allah olduğuna göre o, Ehad'dir.
- Allah olduğuna göre o, Samed'dir.
- Öyleyse ondan bir şey tevellüd etmemiştir.
- Öyleyse o, bir asıldan doğmamıştır.
- Öyleyse ona denk bir şey yoktur.
Yani Allah olmak, Ehad-Samed olmayı iktiza eder. Ehad-Samed olmayan Allah olamaz. Kendisinden bir şey tevellüd eden, bir asıldan doğan, dengi olan da Allah olamaz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü