Cenab-ı Hak, hava ile toprağın zerrelerine hiçbir özellik ve güzellik vermemiş midir ki bunları cahil, zavallı yoksul kabul edip meseleyi izah etmek istiyoruz?
Değerli Kardeşimiz;
En zor ve imkânsız şartlarda bir insan (acemi, ham, ami ve kör); en donanımlı, en zengin, en bilgili insanların yapamayacağı işleri yapıyorsa, buradan şu sonuç çıkar:
Demek o insan bu işleri kendisi yapmıyor, bir bilenin (üstad) talimatı ile iş görüyor. Aynen bunun gibi, havanın zerreleri veya toprağın zerreleri (fotosentez işlemi ile mısır, domates, patates gibi sebzelerde veya nar, erik, şeftali gibi meyvelerde) istihdam edilerek, o harikulade işlerde Allah tarafından çalıştırılıyorlar.
Havanın zerreleri ile toprağın zerreleri çok özellik ve güzelliklere sahip, ama kendinden değil Yaratıcı’nın ilmine ve kudretine aynalık yapıyorlar...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"Hem nasıl ki bir kör, âciz, yerinden kalkamıyor, basit bir kulübeciğinde oturmuş bir adam bulunuyor. Halbuki o kulübeciğe bir dirhem gibi küçük bir taş, kemik ve pamuk gibi birer madde veriliyor. Halbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherat, gayet san’atlı, murassaatlı libaslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse..."
Burada geçen “kulübecik”, insan bedenini temsil eder. O kulübecikte oturan adam ise insanın nefsi ya da ruhudur. Üstad bu teşbihle şunu anlatmak ister: İnsan, cismanî ve maddî cihetiyle son derece zayıf ve acizdir. Ancak, o basit gibi görünen beden (kulübecik), Cenâb-ı Hakk’ın kudretiyle öyle harikalar ortaya koyar ki, bu basit bedenin arkasında kudret-i ilâhiyenin tasarruf ettiği açıkça anlaşılır.
İnsan bedenine alınan taamlar ve onun sonucu ortaya çıkan organlar, etler, sistemler vs, her şeyden birtek şey yapmak, o insan bedeninin kulübeciğinde görülen İlahi eserleri gösterir.