"İşte, havanın bu hasiyetine binâendir ki, mevcudât-ı havâiye olan hurûfât, kudsiyet kesb ettikçe, yani, âhizelik vaziyetini aldıkça, yani, Kur’ân hurûfâtı olduğundan..." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Telefonun ahizesi sesi alır ve karşı tarafa iletir. Bu açıdan bakıldığında hava zerreleri de sesi bir yerden alıp başka bir yere nakleden telefonun ahizesi gibidirler. Malum havanın olmadığı yerde sesler gitmez.

Hava zerreleri sadece bir vesiledir, sesi ileten İlâhî emir ve kudrettir. Hava zerreleri sesi nakletme hususunda bir düğmeye veya bir tuşa benzetiliyor. Mekanizmanın çalışmasında düğme ne ise, seslerin nakledilmesinde, işlerin görülmesinde de hava zerreleri bir düğme gibidir. Mekanizma, sistem ve plan olmasa düğme tek başına bir şey ifade etmez. Düğme işin sadece basit bir sebebidir.

Hava ile taşınan bir kelime kulağa girdiğinde insanın kalp ve ruh dünyasında dalgalanmalara sebep olur. Çünkü o kelimenin ses olmanın dışında bir de manası var. Manalar ya ilaçtır ya da zehirdir. Kur’ân ayetleri hava zerreleri ile insanın kulağına taşınır, kulaktan beyne giren o âyet, mana ve güzelliği ile ruha, kalbe ve akla gıda ve şifa olur. Küfür, şüphe ve dalalet ifade eden bir kelime de kalbi karartır, aklı zehirler ve ruhu kirletir.

Havanın, sesi nakletmesinin dışında nefes, telkih, hayata kaynaklık etme gibi bildiğimiz ve bilmediğimiz birçok gayesi ve faydaları bulunuyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...