İkinci Lem'a'da istiğfar ve öneminden bahsediliyor. Peki tövbe istiğfar nasıl yapılmalıdır? Bunun belirli kuralları var mıdır? Yoksa namazdan sonra istiğfar etmek yeterli midir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kısaca "estağfirullah" diye ifade edilen istiğfar; Cenab-ı Hakk'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek manasına geliyor. Yani insanın manevî kirlerden ve paslardan temizlenmesi için Allah’tan af dilemesi ve manen arınması demektir. İstiğfarın sabit ve tek bir şekli söz konusu değildir. Arapça geçen istiğfar ifadelerini tekrar etmek mümkün olduğu gibi, ellerini açıp, "Allah'ım, günahlarımı affeyle, kusurlarımdan dolayı pişmanım" demek de istiğfara girer.

İnsanın her bir azasının ve duygusunun sevabı olduğu gibi, kusuru ve günahı da vardır. Meselâ dilin kusuru ve günahı çirkin sözler söylemek ve gıybet etmek iken, gözün günahı ve kusuru harama bakmak, kulağınki, haram sesleri dinlemek, mideninki, haram şeyleri yemek, kalbinin ise mecazi şeyleri sevmektir. İşte insan tövbe ve istiğfar ederken, bu günahların hepsinden istinkaf edip kaçınması gerekir.

Üstad Hazretlerinin şu ifadeleri istiğfarın ana umdesinin ne olduğunu izah eder mahiyettedir:

"İKİNCİ NOKTA: Şeytanın mühim bir desisesi, insana kusurunu itiraf ettirmemektir, tâ ki istiğfar ve istiâze yolunu kapasın. Hem nefs-i insaniyenin enâniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin, âdeta taksirattan takdis etsin."

"Evet, şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez. Görse de, yüz tevil ile tevil ettirir. وَعَيْنُ الرِّضَا عَنْ كُلِّ عَيْبٍ كَلِيلَةٌ sırrıyla, nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için, ayıbını görmez. Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiâze etmez, şeytana maskara olur. Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi bir peygamber-i âlîşan وَمَاۤ اُبَرِّئُ نَفْسِى اِنَّ النَّفْسَ َلاَمَّارَةٌ بِالسُّوۤءِ اِلاَّ مَا رَحِمَ رَبِّى dediği halde, nasıl nefse itimad edilebilir?"

"Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse, affa müstehak olur."(1)

Evet, kusuru görebilmek tövbe ve istiğfarın vesilesi ve yarısı hükmündedir. Kusuru görmemek ise, -Allah korusun- firavunluğa gidişin başlangıcı ve çekirdeği hükmündedir. Bu sebeple nefsin kusur ve ayıplarını görmek bir kemaldir ve güzel hasletler sınıfındandır.

Şeytan tevbe etmedi, gururlandı ve ebedî felakete sürüklendi. Hz. Âdem (a.s) tövbe ve istiğfar, dua ve niyaz neticesinde ebedî saadete mazhar oldu.

İstiğfarın özü ve esası da insanın kusur ve ayıplarını görmesi ve elinden geldiği kadar ondan kaçınmasıdır.

(1) bk. Lem'alar, On Üçüncü Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...