"İman kalbde, kafada daimî bir mânevî yasakçı bıraktığından, fena meyelânlar histen, nefisten çıktıkça ‘yasaktır’ der, tard eder, kaçırır." ile günahların "imansızlıktan ve imanın zayıflığından olmadığı" hükmü zıt değil mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Günahların işlenmesi iman zayıflığından değildir." hükmü, insanın fıtrat olarak günah işlemeye müsait olmasına işaret ediyor. Yani Allah insanı yaratırken, günah işlemeye müsait bir şekilde programlamıştır. Bu sebeple insanın günah işlemesi imana, hatta bazen de imanın sağlamlığına zıt bir şey değildir. Sağlam iman sahibi bir insan da istimrar olmadan, yani günahta ısrarcı olmadan günaha düşebilir.

İman sağlamken, bazen nefis ve şeytanı dinleyen hissiyatlar galip gelip, kişiyi günaha düşürebilir. Lakin o hal geçici bir haldir, istimrarı ve devamı yoktur. Nitekim sahabeler içinden bazıları kebair haline düşebilmiştir. Ama o halden sonra yaptıkları istiğfar ve tövbe dillere destan olmuştur. Belki de Allah, o hali onlardan görmeyi murat ediyor.

Rezzak manası nasıl açlık ile parlar ise, Gafur ve Afuv manaları da günah ve sonrasında yapılan ağlatıcı istiğfar ve tövbeler ile parlar. İnsanın böyle garip ve acayip bir hali var. Üstad Hazretleri bu inceliğe işaret ediyor.

İmanın manevi yasakçı olması meselesi, insanın umumi ve genel bir ahvali iken, bu günahların yol bulması, insanın hususi ve özel bir ahvalidir. Demek iman yasakçısından bazı kaçak ve sızıntıların olması insani ve fıtri bir durumdur. İkisi arasında herhangi bir çelişki yok.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...