"İmanınızın kurtulmasına ve saadet-i ebediyenize hizmet ediyorum." İzah eder misiniz? "Hizmetim halis, lillah için olmamış ki, aksülamel oluyor." Bu genel geçer bir kaide midir?
Değerli Kardeşimiz;
"Hey bedbahtlar! Ben size ne yaptım ve ne yapıyorum? İmanınızın kurtulmasına ve saadet-i ebediyenize hizmet ediyorum. Demek hizmetim halis, lillah için olmamış ki, aksülamel oluyor; siz, ona mukabil her fırsatta beni incitiyorsunuz. Elbette mahkeme-i kübrâda sizinle görüşeceğiz." (Mektubat, On Altıncı Mektup'un Zeyli.)
Burada iki husus nazara veriliyor. Birisi, kâfir ve münafıkların, iman hizmetinden dolayı Üstad Hazretlerine eziyet edip zulmetmeleri. Halbuki Üstad Hazretleri onları imana ve cennete davet ediyor, ama onlar bu büyük iyiliğe karşı kin ve düşmanlık ile mukabele ediyorlar. Üstad Hazretleri onların bu davranışına karşı "Mahşerde hesaplaşırız" diyor. Buraya kadarı adalet cihetidir.
İkinci husus ise, "beşer zulmederken kaderin adalet etmesidir" ki; Üstad Hazretleri ubudiyetin bir icabı olarak, kendine bakan cihette nefsini daima kusurlu görüp, zemmediyor. "Ben vazifemi tam yapamadım ki kader bu münafıkların eli ile beni terbiye ediyor." diyor. “Demek hizmetim halis, lillah için olmamış ki, aksülamel oluyor.” cümlesi bu inceliğe işaret ediyor.
Evet, bir hizmetin neticesinin aksiyle karşılaşılması durumunda, hizmetin ihlasında bir kusur olduğu düşüncesi genel geçer bir kaidedir.
İslam'da bir amelin (hizmetin) makbuliyetinin ve bereketinin temel şartı ihlastır (yalnızca Allah rızası için yapılması). Eğer yapılan iyi bir hizmet, beklenenin tam tersi bir tepkiyle, yani "aksülamel" ile karşılaşıyorsa, bu durum hizmeti yapana bir uyarıdır.
Hizmetteki niyetin tam olarak lillah için (Allah için) olup olmadığı sorgulanmalıdır. Belki nefsin bir hissesi (övülme, şan, itibar beklentisi vb.) karışmıştır.
Bir nevi "manevi tokat"tır ve nefsi terbiye etmek için bir vesiledir.
Bir kul ve nefsini daima kusurlu gören bir zat olarak, bu aksülamelin (kötü tepkinin) kendi hizmetinin tam ihlaslı olmamasından kaynaklanabileceğini düşünerek nefsini muhasebe ediyor ve zemmediyor (eleştiriyor). Yani, "Benim hizmetimde nefsimin bir payı oldu ki, kader bu düşmanların eliyle beni terbiye ediyor." manasını çıkarıyor.
Özetle, bu cümle, hizmetin aksülamel görmesi halinde, müminin bunu hemen kendi nefsine ve ihlasına bir ikaz olarak kabul etmesi gerektiğini gösteren, derin bir nefsî murakabe (muhasebe) dersidir.
Üstad'ın bu manayı teyit eden şu hatırası da meseleyi aydınlatma noktasında çok manidardır:
"Bir zaman, dünyanın bir büyük makamını işgal eden küçük bir insan, şöhretperestlik yolunda büyük bir kabahat işlemekle âlem-i İslâm'ın nazarında maskara olduğu vakit, geçen temsilin meâlini ona ders verdim, başına vurdum. İyi sarstı; fakat kendimi hubb-u cahtan kurtaramadığım için, o ikazım dahi onu uyandırmadı." (Mektubat, 29. Mektub, Altıncı Risale...)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
O halde şimdi hizmetlerin yerinde sahip hatta geri gitmesini görüyoruz.
Umum Nur talebeleri kendini bir sigaya cekmesi gerekmez mi ?