İnsan uykuya daldığı zaman ruh bedenden ayrılır mı?

İnsan uykuya daldığı zaman ruh bedenden ayrılır mı?
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Uyku, insan ruhunun hislerini kainattan çekmesi, dış alemle irtibaını bir nevi askıya almasıdır. Nitekim, uyuyan bir kimsenin yanında konuşulsa hiçbir şey duymaz, çünkü işitme duygusu dış alemle ilgisini koparmıştır. Aynı adam, rüyasında konuşur ve işitir. Uyanma olayıyla hisler yeniden dış alemle ilgilerini kurarlar.

Bu yönüyle uyku ölümün küçük kardeşidir. Ölüm, ruhun beden alakasını kesmesidir. Uyku esnasında ruh bedenden ayrılmaz. Ancak rüya vasıtasıyla gayp alemine karşı bir münasebet peyda eder. Bazan sadık rüya ile mazi ve müstakbeli hazır zaman gibi müşahede eder.

“Allah, o nefisleri öldükleri zaman, ölmeyenleri de uyuduklarında alır. Sonra haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkor, diğerlerini de takdir edilmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.” (Zümer, 39/42)

Bu ayet-i kerime, uyuma ve uyanmanın ancak İlahi birer ihsan olduğunu, her ikisininde insan iradesiyle gerçekleşmediğini ders vermektedir.

Uykuyla kişiyi bir nevi öldüren, vadesi yetmeyenleri tekrar uyandıran Cenab-ı Hak, ölümle aldığı canları diriliş safhasında yeniden bedenlere iade edecektir. Ölüm ruhun bedenden ayrılmasıdır, ruhun ölmesi değil. Ölen de dirilen de insan bedenidir.

Üstad'ın rüya-yı sadıka ile ilgili şu ifadeleri bir yönüyle konumuza da ışık tutar:

“Üçüncü kısım ki, rü’ya-yı sadıkadır. O doğrudan doğruya mahiyet-i insaniyedeki latife-i Rabbaniye, âlem-i şehadetle bağlanan ve o âlemde dolaşan duyguların kapanmasıyla ve durmasıyla, âlem-i gayba karşı bir münasebet bulur, bir menfez açar...”

"…İşte umum avam için dahi bir nevi velayete mazhariyet var ki, rü’ya-yı sâdıkada, evliya gibi, gaybî ve istikbalî olan şeyleri görüyorlar..."

"... Hem herkes için, âlem-i şehadet içinde, âlem-i gayba bakan bir penceredir. Hem mukayyed ve fâni insanlar için, saha-i ıtlak bir meydan ve bir nevi bekaya ahzar ve mazi ve müstakbel, hal hükmünde bir temaşagâhtır. Hem tekâlif-i hayatiye altında ezilen ve meşakkat çeken zîruhların istirahatgâhıdır.”

(1) bk. Mektubat, Yirmi sekizinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

nurahasret
s.a bu sual benimde çok aklıma takılıyordu sanırım ruhu maddi ve kesif birşey olarak düşünmemizden kaynaklanıyor.ruh maddi ve mekanla mukayyed degilki nurani bir şey bu yüzden nurani birşey biranda birçok vazifeyi yapabilir yani uykuda diger alemleri dolaştıgı gibi vücuttaki vazifesini de yapabilir.bu sualin cvbnı anlamak için ruhun mahiyetini iyi kavramak gerekiyor.29.sözü birkez daha okumamızı tavsiye ederim.yanlışım varsa düzeltiniz lütfen.herşey için Allah razı olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularlaİçtihad
Uykuda ruh bedenden ayrılmaş demişsiniz, fakat ruhların uykuya dalınınca kabz edildiği söylenmiyor mu? Kaldı ki bazen olur ki uykudayken çığlık atarız, terleriz, bazen konuşuruz ? Ben de nurahasret arkadaşa katılıyorum, bir açıklama getirebilir misiniz acab?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ziyaretçi (doğrulanmadı)
ben ruh uykuda bedenden kısmen ayrılır. dolaşır geri gelir ama kısmen ayrılır tam olarak ayrılmazsa da kısmen ayrılma vardır diye biliyordum bir hoca öyle dedi itikadıma zarar verir mi güzel cevaplamışsınız ama ben anlayamayabiliyorum şimdi nasıl inanmalıyım
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Ruh nurani ve tam nuraniyet kesbettiği için zaman ve mekanın bir çok kayıtlarından azadedir. Bu yüzden bedenden ayrılmadan başka mekanlarda da aynı anda bulunabilir.

Ruhun bedenden ayrılması ancak ölüm ile olur bu nedenle insan ölmedikçe ruh bedeni terk etmez. Bu bir değişmez kanun-u İlahidir.

Rüya, âlem-i misale açılan menfez ve kapılardan, misal âlemine ait temessülatı (Eşyanın yansımaları) seyretmek demektir. Rüya, şehâdet âleminden alakası kesilen insanın, kendisini tenteneli bir perde gibi çepeçevre saran bir çeperin aralıklarından, âlem-i misale doğru nazarını çevirmesi ve nazarına misal ve berzah âleminden bir kısım levhalar aksetmesinden ibarettir.

Rüyada ise ruh bedenden ayrılarak seyahat etmiyor. Ruh nurani ve latif bir varlıktır madde ve cisim gibi bir zaman ve mekan kaydı altına girmez. Ruh bir anda bir çok işleri görüp o yerlerde temessül edebilir yani aynı ile bir şeyde yansıyabilir. Bir tek güneşin aynı anda binlerce ayna üstünde vasıfları ile yansıması nasıl mümkün ve vaki ise güneşten daha nurani ve latif olan ruh da aynı şekilde bedenden ayrılmadan misal aleminde bir çok şey üstünde aynı ile temessül edebilir. Bu sebeple ruhun bir şeyi müşahede etmesi için bedeni terk etmesi gerekmiyor.

Diğer bir manaya göre nasıl biz gelişen iletişim araçları sayesinde (televizyon ve kamera gibi) oturduğumuz yerden dünyanın her yerini müşahede edebiliyor isek ruhta bu nuraniliği ve letafeti ile bedeni terk etmeden  her yeri seyredip müşahede edebilir cisim gibi ille yerini terk edip yol kat etmeye mecbur değildir. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...