"Ehl-i iman için ölüm rahmet kapısıdır, ehl-i dalalet için zulümat-ı ebediye kuyusudur." cümlesini zah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Allah’a ve ahirete iman eden bir mümin için ölüm; sonsuz rahmetin tecelli ettiği cennet hayatına açılan bir kapıdır. Hakikî bir mümin; sonsuz rahmete ve güzelliğe açılan böyle bir kapıdan ürkmez ve korkmaz.
"Mevt, idam değil; tebdil-i mekândır. Kabir ise, zulümatlı bir kuyu ağzı değil; nuraniyetli âlemlerin kapısıdır." (Sözler, On Yedinci Söz)
“Tebdil-i mekân” ifadesi, ölümün yokluğa gitmek olmayıp, sadece yer değiştirme olduğu dersini verir. Yani bir insan bir şehirden diğerine göçtüğünde artık birinci şehirde yoktur, ama ikinci şehirde varlığını devam ettirir. Ölüm de bu dünyadan ayrılmaktır, ama yok olmak değildir.
Ruhun bedenden ayrılmasıyla insan, dünyadaki bütün eşya ile alakasını kesmiş olur. Artık ne Güneş ona yol gösterir ne yerküre onu sırtında gezdirir ne de hava onun ciğerlerini temizler. Ancak, bunların hiçbirine muhtaç olmayan ruh, bu âlemden göçtükten sonra da hayatını “kabir âlemi” denilen yeni bir âlemde devam ettirir.
Kabir âlemine "âlem-i berzah" da denilmektedir. Yani bu yeni âlem dünya ile ahiret arasında bir köprü âlemdir. Peygamber Efendimiz (asm.) bu âlemin “ehl-i iman için cennet bahçelerinden bir bahçe” olduğunu müjdelemektedir (Ahmed b. Hanbel, Cennet, 2-5).
Kabir âlemi dünyadan daha güzeldir, daha nuranidir. Başta yüz yirmi dört bin peygamber olmak üzere bütün nurani zatlar o âlemde bulunmaktadırlar.
Uykuyu, hislerin bu âlemden çekilmesi şeklinde tarif ederler. Yani insan uykuya geçtiğinde artık yanında konuşsanız da bir şey işitmez. Gözleri kapalı olduğundan bu dünyanın hiçbir şeyini görmez. Ama aynı adam rüyasında ayrı bir âlemle temas kurar. Orada konuşur, işitir, yer, içer, anlatır, anlar. Bütün bunlar ruhun fonksiyonlarının uykuda devam ettiğini, bedene muhtaç olmaksızın nice işler gördüğünü ortaya koymaktadır.
Üstad Hazretleri göz için “bir hassedir ki ruh bu âlemi o pencere ile seyreder” buyurur. Bu cümlede geçen “bu âlem” kaydı çok önemlidir. Demek ki, ruh başka âlemleri göz penceresi olmaksızın da seyredebilmektedir; rüya bunun en açık delilidir. İşte aynı ruh, bedenle bütün alakasını kestiğinde başka âlemlerde seyerana başlar.
"HAŞİYE-2 = İman, o ağacın meyvesini cenaze değil, belki ebedî hayata mazhar ve ebedî saadete namzet olan ruhumun eskimiş yuvasından yıldızlarda gezmek için çıktığını gösterir." (Sözler, 17. Söz, İkinci Makam)
Ama ölümü yokluk ve hiçlik, kabri de karanlık bir kuyu olarak gören birisinin ölümden korkması, onu dehşetli görmesi gayet normaldir.
Mümin için ölüm, sonsuz rahmet yurdu olan cennet hayatına bir geçiş ve bir kapı iken, kâfirler için dipsiz ve kapkaranlık bir kuyuya düşmek gibidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü