Block title
Block content

İnsan ve sair mevcudat, ahirette aynen mi, yoksa mislen mi iade edilecek, izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan ahiret hayatında aynen iade edilecek, Üstadımız bu hakikati şu şekilde izah ediyor:

"Bil ki, ekseriyetle Fâtır-ı Hakîmin âdetidir: Ehemmiyetli ve kıymettar şeyleri aynıyla iade ediyor. Yani, ekser eşyanın misliyle tazelenmesi, mevsimlerin tebeddülünde, asırların değişmesinde o kıymettar, ehemmiyetli şeyleri aynıyla iade ediyor. Yevmî ve senevî ve asrî haşirlerin umumunda, şu kaide-i âdetullah ekseriyetle muttarid görünüyor."

"İşte bu sabit kaideye binaen deriz: Madem, fünunun ittifakıyla ve ulûmun şehadetiyle, hilkat şeceresinin en mükemmel meyvesi insandır. Ve mahlûkat içinde en ehemmiyetli insandır. Ve mevcudat içinde en kıymettar insandır. Ve insanın bir ferdi, sair hayvânâtın bir nev’i hükmündedir. Elbette, kat’î bir hads ile hükmedilir ki, haşir ve neşr-i ekberde, beşerin her bir ferdi aynıyla, cismiyle, ismiyle, resmiyle iade edilecektir."(1)

"Öyleyse, bilmüşahede sair nevilerde tekerrür eden bir çeşit kıyametler, haşirler, şu kıyamet-i kübrâ-yı umumiyede her şahs-ı insanî aynıyla iade edilerek haşredilmesine remzeder, haber verir. Onuncu Sözün Dokuzuncu Hakikatinde iki kere iki dört eder derecesinde kat'iyetle ispat edildiğinden, burada ihtisar ederiz."(2)

Bu dünya tarlasının verdiği bütün insan ve hayvan mahsulleri mahşer meydanında toplanacaktır. Şu var ki, hayvanların bedenleri hesap safhasından sonra toprak olacaklar, ama ruhları baki kalacaktır. Dünya hayatında her hayvan kendisine takdir edilen vazifesi aksatmadan yerine getirmesinin mükafatını ahirette ruhani bir lezzet olarak tadacaktır.

Bu lezzetin mahiyetin bilmemiz elbette imkansızdır. Zira bu dünyada hangi hayvanın bu hayattan ne gibi haz duyduğunu, nasıl lezzet aldığını da bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey varsa o da ahiretin bu dünyadan üstünlüğü nispetinde, orada alınacak lezzetlerin ve duyulacak hazların da çok ileri bir seviyede olacağıdır.

Hayvanlar akıldan mahrum olduklarından, günah-sevap, hayır-şer, cennet-cehennem gibi kavramlar onlar için söz konusu değildir.

Esas itibariyle ruhun kendisi bakidir, ölmez, yok olmaz, bozulmaz. Ruhun geçici olarak misafir olduğu vücut ise ölür, dağılır bozulur.

Mahşerde iki sınıf mahluk diriltilecek, hesaba çekildikten sonra cennete yahut cehenneme sevk edileceklerdir; bunlar insanlar ve cinlerdir.

Nitekim hayvanların ruhları bâki kalacağını ve Süleyman Aleyhisselamın hüdhüdü ve karıncası, Salih Aleyhisselamın devesi, Ashab-ı Kehf’in köpeği gibi(3) bazı özel hayvanların hem ruhu, hem cesediyle bâki âleme gideceği ve herbir hayvan nevinin arasıra istimâl için bir tek cesedi bulunacağı, rivâyetlerden anlaşılmakla beraber; hikmet, hakikat, rahmet ve rubûbiyet öyle iktiza ederler.

"Sair zîruh ve hayvanatın dahi, kendilerine mahsus vazife-i fıtriye-i Rabbaniyelerinde ve evamir-i Sübhaniyenin itaatlerinde telef olan ve şiddetli meşakkat çeken zîruhların, onlara göre bir çeşit mükâfat-ı ruhaniye ve onların istidadlarına göre bir nevi ücret-i maneviye, o tükenmez hazine-i rahmetinde baîd değil ki bulunmasın. Dünyadan gitmelerinden pek çok incinmesinler, belki memnun olsunlar."(4)

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, On yedinci Lem'a, Dördüncü Nota.
(2) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.
(3) bk. Alûsî, Ruhu’l-Beyân, 5/226; Kurtubî, 1/372.
(4) bk. Sözler, On Yedinci Söz.  

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dördüncü Nota | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 299 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...