"İnsanın bir tek şahsı, başkasının bir nev’i hükmündedir.” ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kâinatı bir ağaç gibi hayal edersek, insan bu ağacın bütün hususiyetlerini kendinde toplayan mükemmel bir meyve gibidir. Kâinat küçülse insan olur, insan büyütülse kâinat olur. İnsanın bedeni adeta kâinat gibi mükemmel bir mahiyete sahiptir.

Kâinatın bütününde azametli olarak bulunan unsur ve elementler, insan vücudunda hülasa şeklinde bulunur. Bu da tek bir insanın kıymet ve sanat ciheti ile bütün nevlerden daha değerli ve üstün olduğunu gösteriyor.

Öte yandan, insanın iki ferdi arasındaki farklılık iki nev’ adasındaki fark gibidir. Her insan, parmak izinden, sesinden, simasına, düşünce yapısından, inanç dünyasına, mesleğine ve meşrebine kadar çok cihetlerle diğer insanlardan ayrılır ve bu haliyle ayrı bir âlem gibidir.

Bu cümlenin açıklaması, sonraki cümlede şöyle yapılıyor:

“... Zira fikir nuru, insanın âmâline ve efkârına öyle bir genişlik vermiş ki, mazi ve müstakbeli ihata eder.”(1)

Bilindiği gibi, her hayvan niçin yaratılmışsa ve bu dünyada nasıl bir vazife yapacaksa ona göre teçhiz ediliyor. Üstadımız bu kanuna serçe ve arıyı misal vererek şöyle buyuruyor:

“... hayvan, dünyaya geldiği vakit, âdeta başka bir âlemde tekemmül etmiş gibi, istidadına göre mükemmel olarak gelir, yani gönderilir. ... İnsanın yirmi senede kazandığı iktidar-ı hayatiyeyi ve meleke-i ameliyeyi, yirmi günde serçe ve arı gibi bir hayvan tahsil eder, yani ona ilham olunur."(1)

İşte her hayvan kendisine ilhamen öğretilen vazifesini mükemmel yapmakla birlikte başka bir iş göremez. Yani, ne arı ipek örebilir, ne ipek böceği bal yapabilir. İnsanın ise istidadı çok geniştir. Mesnevî’de buyurulduğu gibi insan “Öyle bir fiilin mahsulüdür ki istidadı irade ettiği şeyi kendisine veriyor.”(2)

Dünyaya imtihan için gönderilen insanlar bu câmi’ istidatlarını çok farklı şekillerde ve yine çok ayrı sahalarda kullanabiliyorlar. Birisi zekâsıyla harika buluşlar yaparken, diğeri aynı zekâ ile akla ve hayâle gelmez sahtekârlıklar sergileyebiliyor. İşte “fikir nuru, insanın âmâline ve efkârına” “bir genişlik” vermekle birlikte, bu büyük sermayenin kullanıldığı sahalar itibariyle insanlar arasında büyük farklılıklar doğmuştur. O kadar ki, iki insan arasındaki fark, sanki iki ayrı nev’ arkasındaki fark gibi olmuştur.

"Medenîlerden çoğu, eğer içi dışına çevrilse, kurt, ayı, yılan, maymun postu görülecek gibi hayâle gelir.”(3)

İşte her biri ayrı bir nev’i gibi olan bu farklı insanlar için elbette bir haşir ve neşir lazımdır ki, her biri kendi hayatının neticelerini o meydana döksün ve Üstadımızın ifadesiyle “şayeste mücazât ve mükâfat” görsün.

Dipnotlar

(1) Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.
(2) Mesnevi-i Nuriye, Zerre.
(3) Sünuhat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...