"İstiklâliyet-i mutlaka ehadiyet derecesinde..." Burayı nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ehadiyet, her varlığın idare ve tedbirinde bizzat tasarruf etmektir. Padişahın da istiklali vardır. Ancak padişan ülkesinin idaresini başkalarının yardımıyla yapar, her yeri bizzat kendisi idare etmez. Ancak Allah'ın idaresi öyle değidir. Her şeyi, zerrelerden yıldızlara kadar bizzat kendisi tasarruf eder. İşte bu istiklaliyet, ehadiyet derecesindedir. Mektubat'ta geçen aşağıdaki ifadeler konumuza ışık tutmaktadır.

"ÜÇÜNCÜ KELİME"
" لاٰشَرِيكَ لَهُ Yani, nasıl ki ulûhiyetinde ve saltanatında şeriki yoktur; Allah bir olur, müteaddit olamaz. Öyle de rububiyetinde ve icraatında ve icâdâtında dahi şeriki yoktur."

"Bazen olur ki, sultan bir olur, saltanatında şeriki olmaz; fakat icraatında, onun memurları onun şeriki sayılırlar ve onun huzuruna herkesin girmesine mâni olurlar, 'Bize de müracaat et.' derler. Fakat Ezel-Ebed Sultanı olan Cenâb-ı Hak, saltanatında şeriki olmadığı gibi, icraat-ı rububiyetinde dahi muinlere, şeriklere muhtaç değildir.

Emir ve iradesi, havl ve kuvveti olmazsa, hiçbir şey hiçbir şeye müdahâle edemez. Doğrudan doğruya herkes Ona müracaat edebilir. Şeriki ve muini olmadığından, o müracaatçı adama 'Yasaktır, Onun huzuruna giremezsin.' denilmez."(1)

(1) bk. Mektubat, Yirminci Mektup Birinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...