"İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine?" Mutlak hâkimiyet hakikatidir ki, şirke ve gayrın müdahalesine asla müsaade etmez. "Şefaat” kelimesinin buradaki kullanış şekliyle ıstılahî mânâsı nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şefaat: Kelime olarak birisinin affedilmesine vesile olmak demektir. Fıkıhta ise; mahşerde bir kısım günahkâr mü'minlerin affedilmeleri ve itaatli mü'minlerin de yüksek mertebelere ermeleri için Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm ve sâir büyük zâtların Allah Teâlâ (c.c.)'dan niyaz ve istirhamda bulunmalarıdır.

"Allah, O'ndan başka İlah yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür." (Bakara Suresi, 2/255)

Şefaat mefhumunu iki şekilde anlamak gerekir. Birisi; Allah’ın izni ve müsaadesi olmadan, bir kimseye yardım etmek ve onu kurtarmayı iddia etmektir ki; bu birçok ayetin mânâ ve hükümlerine zıttır. Ayetü'l-Kürsi'de men edilen şefaat, bu mânâdaki şefaattir.

Bir de Allah’ın izni ve müsaadesi ile peygamberlerin ve evliyanın günahkâr mü’minlere olan şefaatleri vardır ki, bu şefaat haktır. Ayette “İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir?” ifadesindeki “izni olmadan” ibaresinin mânâ-yı muhalifi ile izni dairesinde şefaatin olabileceği ima ediliyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...