"Kur’an-ı Hakîm, kâh olur, cüz’î bazı maksatları zikreder; sonra, o cüz’iyat vasıtasıyla külli makasıda zihinleri sevk etmek için,.. Esma-i hüsna ile takrir ederek tespit eder." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Kur’ân-ı Hakîm, kâh olur, cüz’î bazı maksatları zikreder; sonra, o cüz’iyat vasıtasıyla küllî makàsıda zihinleri sevk etmek için, o cüz’î maksadı bir kaide-i külliye hükmünde olan esma-i hüsna ile takrir ederek tesbit eder, tahkik edip ispat eder." (Sözler, 25. Söz, İkinci Şule, İkinci Nur, Dokuzuncu Nükte-i Belâğat)
Kur'an mesela küçük bir arının yaratılışından bahseder, sonra bütün canlıların yaratılmasına ve oradan da Halık ismi gibi sonsuz ve külli bir isme intikal eder. Kur’an’ın üslubu ve kaidesi böyle bir sistem üzerine işliyor.
Her cüz'inin arkasında külli bir kaide ve külli kaidenin arkasında da bir sonsuz ismin olduğuna intikal eder.
Küçük bir karıncanın rızkı, cüzi bir olaydır. Bütün canlıların düzenli bir şekilde beslenmesi ise külli bir kaidedir. Bu külli kaidenin arka planında işleyen ismin Rezzak ismi olması ise asıl amaç ve gayedir. Yani ayet cüzi bir olayı zikrederken, amacı sonsuz isme intikal etmektir. Doğrudan isimden ya da külli kaideden bahsetse, çoğu insanların bunu anlaması ve hazmetmesi pek mümkün olmayabilir. Bu sebeple tümevarım metodu uygulanıyor. Mesela;
“Kocası hakkında sana müracaat eden ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitti. Zaten Allah sizin konuşmalarınızı işitiyordu. Muhakkak ki Allah her şeyi hakkıyla işitir, her şeyi hakkıyla görür.” (Mücadele, 58/1)
Yirminci Söz'de izahı geniş yapılmış olan şu üç ayet-i kerime de buna güzel örnek teşkil eder:
وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰۤئِكَةِ اسْجُدُوا ِلاٰدَمَ فَسَجَدُوۤا اِلاَّۤ اِبْلِيسَ
“Meleklere ‘Âdem’e secde edin.’ dediğimizde, İblis hariç hepsi secde etti.” (Bakara, 2/34)
اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُكُمْ اَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةً
“Allah size bir inek kesmenizi emrediyor.” (Bakara, 2/67)
ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِىَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةً
“Sonra, bütün bunların ardından kalbiniz yine katılaştı. Sanki taş kesildi, hatta taştan da katılaştı.” (Bakara, 2/74)
İlave bilgi için tıklayınız:
- Risale-i Nur’da geçen külli kaideler ile ilgili bilgi verebilir misiniz?
- Kur’an’da Cüz’î Bazı Hadiselerin Zikredilmesindeki Hikmetler (Video: Dr. A. ÇOLAK).
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"İşte, Kur’ân der: Cenâb-ı Hak Semî-i Mutlaktır; herşeyi işitir. Hattâ, en cüz’î bir macera olan ve zevcinden teşekkî eden bir zevcenin sana karşı mücadelesini Hak ismiyle işitir."
Burada macera ne anlamda kullanılmıştır?
Macera , baştan geçen heyecanlı olay vs demek.
Macera; Osmanlıca'da "cereyan eden" anlamındaki meydana gelen olaylara denir. Bu kelimeye karşılık gelen bir kaç mana; Olup geçen şey, Baştan geçen hadise, Cereyan eden, Serüven. Demek sadece baştan geçen heyecanlı olay değil, bunun yanında meydana gelen her türlü iş oluş ve olay da macera kapsamındadır. Burada en cüz'i maceradan maksat, normal insanların bile ciddiye almayıp normal karşıladığı işleri, Allah Hak ismiyle o işi ciddiye alır demektir.