"Merâtib-i külliye-i esmaiyede gözüne, kulağına tezahür eden âyât-ı Rabbaniyeyi ve acaib-i sanat-ı İlahiyeyi işitmiş, görmüştür." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Peygambere göre olsa, şöyle oluyor ki: 'Bu seyahat-i cüz’îde bir seyr-i umumî, bir uruc-u küllî var ki, ta Sidretü’l-Müntehâya, ta Kab-ı Kavseyne kadar merâtib-i külliye-i esmaiyede gözüne, kulağına tezahür eden âyât-ı Rabbâniyeyi ve acaib-i sanat-ı İlâhiyeyi işitmiş, görmüştür.' der. O küçük, cüz’î seyahati, küllî ve mahşer-i acaip bir seyahatin anahtarı hükmünde gösteriyor." (Sözler, 25. Söz, İkinci Şule, İkinci Nur, Dokuzuncu Nükte-i Belâğat)

"Merâtib-i külliye-i esmâiyede..."

Bu, Allah'ın her bir isminin kâinatta farklı mertebelerde yani farklı seviyelerde ve genişlikte tecelli etmesi anlamına gelir. Mesela "Rahman" isminin tecellisi, hem bir karıncayı rızıklandırmada hem de tüm kâinatı kuşatacak şekilde görülür. Her isim, farklı bir tecelli derecesine sahiptir.

Gözüne "tezahür eden âyât-ı Rabbâniye"

Risale-i Nur, Kur'an'ın sadece yazılı ayetlerden ibaret olmadığını, aynı zamanda kâinatın da bir kitap olduğunu anlatır. Yani her şey Allah'ın isimlerinin birer tecellisi ve hayat sahibi her varlık da bu tecellilerin birer ispatıdır.

Gözümüzle gördüğümüz her canlının, bitkinin, hayvanın ve insanın varlığı, Allah'ın "Hayy" (sonsuz hayat sahibi) ve "Muhyi" (hayat veren) isimlerinin bir yansımasıdır. Bir çiçeğin açması, bir kuşun uçması, bir insanın doğması ve büyümesi... Bütün bunlar, bizim gözümüze görünen, canlanmış İlahi ayetlerdir.

Kulağına "tezahür eden âyât-ı Rabbâniye"

Bu, yalnızca görmeyle değil, aynı zamanda işitmeyle de İlahi ayetlere şahit olmamız demektir.

Bir kuşun cıvıltısı, bir suyun şırıltısı, rüzgârın uğultusu, her biri Allah'ın "Semi'" (her şeyi işiten) isminin tecellisidir. O sesler, bizim kulağımızda Allah'ı zikreden birer ayet haline gelir.

Kur'an'ın kendisi de elbette ki bu ayetlerin en büyüğüdür ve okunduğunda kulağımıza tecelli eden ilahi bir hitaptır.

Kısaca "Kulağına tezahür eden ayat-ı rabbaniye", Allah'ın "Semi'" (her şeyi işiten) ve "Mütekellim" (konuşan) gibi isimlerinin kâinatın tüm seslerinde, fısıltılarında ve gürültülerinde tecelli etmesi ve bu seslerin her birinin, Allah'ın varlığına ve kudretine delil olan birer ayet, yani birer işaret olması demektir. Bu ifade, imanın sadece akıl yürütmekle değil, aynı zamanda tüm duyu organlarıyla, yani kâinat kitabının satırlarını okuyarak ve dinleyerek kazanıldığını vurgular. Yani bir ormanda yürürken duyduğunuz her ses, sadece bir ses değil, aynı zamanda size fısıldayan bir İlahi ayettir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Sözler, 31. Söz, İkinci Bölüm (Video: Prof. Dr. A. BAŞAR)

- Mi'rac-ı Azim neden Hz Muhammed'e (asm) mahsustur? (Video: H. DÜLGAR).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...