"خ ,ح ,ث ,ض sıkletleri ve bazı cihât-ı münasebat için birer defa zikredilmiştir." Denmiş, fakat Âl-i İmrân 154. ayette HA harfi iki defa geçiyor?
Değerli Kardeşimiz;
Evet, tespitiniz doğrudur. ح harfi ayet-i kerimede iki defa geçiyor. Birincisi الْحَقِّ kelimesinde, ikincisi de يُمَحَّصَ kelimesinde geçiyor.
Risale-i Nurlarda az da olsa böyle durumlara rastlanmaktadır. Bunun kendimizce iki sebebi olabilir:
1. Bu gibi durumlarda bizim ilk bakışta anlayamayacağımız bazı hikmetler olabilir. Bu hikmetlere binaen bu derslerde zaten mana olarak verilmesi gereken dersler aktarılmakla beraber, işi tahkiki anlamda bilenlere tekrar tekrar konuyu mütalaa etme ve -varsa- gizli manaları çıkarma yolu açılmaktadır. Mesela,
Üstad'ımızın "...Bazen yalnız namazımı kıldım, cemaatle kılınan namazın yirmi beş sevabından ve hayrından mahrum kaldım." (bk. Mektubat, On Altıncı Mektup)
fadesi, çok sorulunca işin tahkiki, inceleme ve araştırma durumu hasıl oldu. Yani cemaatle namaz kılmak, fert olarak kılmaya göre Yirmi yedi kat sevap kazandrırken, Üstad neden yirmi beş kat sevap ifadesini özellikle kullanmaktadır. Bu konu ile ilgili derinlemesine çalışmalar yapıldığında, hadiste hem yirmi yedi, hem de yirmi beş rakamının kullanıldığı müşahede edildi.(bk. Cemaatle namaz kılmanın önemi nedir?) Burada da böyle bir durum olabilir.
2. Üstad Hazretlerinin Risale-i Nurları kaynaksız olarak, dağ ve dere kenarlarında, tamamen ilhamen yazmasıdır. Yani Üstad Hazretleri, Âl-i İmran suresinin 154. ayetini önüne koymuş da ayete bakarak selasetini tahlil etmiyor. Önünde ne Kur’an var ne de mezkûr ayet… Verdiği bütün bilgileri ezberden veriyor. Belki hayaliyle ayete bakıyor, fikriyle ayeti mütalaa ediyor.
Elbette böyle bir çalışmada ufak tefek hataların olması kaçınılmazdır. Bizler mezkûr ayet-i kerimeye bakarak harflerini saymaya kalksak bunu yarım saatte bitiremeyiz; o da kâğıt kalemle çalışarak…
Üstad Hazretleri ise metni talebelerine ezberden yazdırıyor. “Yazın.” diyor, talebeleri de yazıyor. Elbette böyle çalışmalarda ufak tefek hataların olması beşeriyetin iktizasıdır.
Belki mezkûr cümleyi şöyle tashih etmek lazım:
— ث ، ض sıkletleri ve bazı cihât-ı münasebat için birer defa zikredilmiştir. ح harfi خ dan daha hafif olduğu için, ح iki defa خ bir defa zikredilmiştir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Hocam iyi günler burada risale-i Nur kur'an'dan geldiği için Barla lahikası'nda geçtiği gibi "Kimin haddidir ki, bu Nurlarda yanlışlık bulsun. Barla - 62"
O yüzden muhakkak bir hikmeti vardır Bizim onu bilmemiz olmamasına delalet etmez...
İkinci Esas: Dersiniz ki: Kardeşimiz Said yarım ümmi, hem yazısı noksan, çabuk yazamıyor. Bu yirmi sene gurbetinde ekseri münzevi ve tecrit içinde durmaya mecbur olmasıyla elbette bazı sehivler ve kusurlar bulunabilir. Hatta iki üç gün içinde yalnız on iki saatte telif edilen zeyilsiz Mu'cizat-ı Ahmediye'nin âhirinde demiş: "Hadîslerin ve râvilerin beyanında hatam varsa tashihini rica ediyorum." diye ilan ettiği halde müstensihlerin sehivleri müstesna olarak şimdiye kadar yalnız (16) (61) bu iki rakamda elif sehven takdim edilip (16) (61)'e çevrildiğini bir Amerikalı misyoner İncil-i Yuhanna'da göstermiş.
Hem ehemmiyetli sebeplere binaen bir kısım risaleler çok süratli yazılmış. Hatta on dakikada ve bir saatte ve altı saatte ehemmiyetli risaleler hatta kâtiplerin tasdikiyle üç dört gün zarfında zeyilsiz Mu'cizat-ı Kur'aniye yirmi dört saatte telif edilmiş. Elbette bazı sehivler bulunabilir ve hiçbir cihetle kusur sayılmaz.
Hem müstensihlerin çoğu Arabî okumadıklarından onların dahi sehivleri bulunur ve müellifine isnad edilir. Çünkü bütün nüshaları o görmüyor ve bütününü kendisi tashih etmek kabil değildir. Madem şimdi ehl-i ilim ve hocalar daireye giriyorlar. Bu büyük hayırlı tashihe yardım etmek, onlara borçtur.
Zülfikar - 7
HA harfinde şedde olduğu için iki değil, üç olması gerekir diye düşünüyorum.