"Kudret melekûtiyet-i eşyaya taallûk eder. Evet, kâinatın âyine gibi iki yüzü var. Biri mülk ciheti ki, âyinenin renkli yüzüne benzer. Diğeri melekûtiyet ciheti ki, âyinenin parlak yüzüne benzer." İzahı nasıldır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Eşyanın iki yüzü vardır. Biri, mülk; diğeri, melekutur. Mülk: Eşyanın dış yüzü, yani bize görünen yüzüdür. Bu yüzde, sebep sonuç ilişkisi hakimdir. Yani, bütün işler, sebepler eli ile yapılıyor.

Bu yüzde zıtlar, iç içedir. İyi kötü, güzel çirkin, ağır, hafif, büyük, küçük beraber bulunuyor. Zahirde, Allah’ın isim ve sıfatlarına yakışmayan hallerin de olmasından dolayı, Allah, araya sebepleri koymuş ki, itiraz ve şikayet oraya gitsin, o çirkin şeylerle teması görünmesin.

Bu, eşyanın mülk yüzüdür. Bize bakan tarafında kudret açık seçik görünmüyor, araya büyük, küçük, ağır, hafif gibi sebepler giriyor. Onun için, kudretin haşmeti ve mertebesiz, zati olan yönü tam anlaşılmıyor.

İnsanların, Allah’ın bütün kainatı yaratmasındaki kolaylıkla, bir sineğin yaratılmasındaki kolaylığın, kudret nazarında aynı ve eşit olmasını idrak etmekte zorlanmasının sebebi, eşyanın bu mülk yüzündeki sebep sonuç ilişkisidir.

Ama, eşyanın melekut yüzünde, yani iç yüzünde, her şey şeffaf ve berrak olmasından, kudret orda sebepsiz olarak direkt temas ile iş görüyor. Orada büyük ve küçük ağır ve hafif söz konusu olmadığından, bir güneşin ağırlığı ile, toz zerresinin ağırlığı, kudret nazarında aynıdır. Zira, sonsuz kudrette, mertebe ve onu aciz bırakacak arızalar olmadığından, bütün her şeyin ağırlığı ile basit, bir toz zerresinin ağırlığı aynı ve eşit oluyor. Eşyanın iç yüzündeki berraklık ve şeffaflık orada mülk yüzündeki gibi sebep ve sonuç ilişkisinin ve zıtların beraber bulunmamasını ifade eder kudretin eşyanın iç yüzüne olan taalluku ise sebepsiz ve direk olarak kudretin değerek ve temas ederek iş görmesinin adıdır.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Mahâll-i taallûk-kudret olan her şeydeki melekûtiyet ciheti şeffaftır, nezihdir, ifadesinin izahı nasıldır?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Refaz

Son satırda : "kudretin eşyanın iç yğzüne olan taalluku ise sebepsiz ve direkt olarak kudretin değerek ve temas ederek iş görmesinin adıdır" demişsiniz... halbuki ; 

Emr-i tekvinîsi, kudret ve iradeyi tazammun ettiğini ve bütün eşya, evamirine gayet musahhar ve münkad olduklarını ve MÜBAŞERETSİZ, mualecesiz halk ettiği için icadındaki suhulet-i mutlakayı ifade için sırf bir emirle işler yaptığını Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan ile ferman ediyor. 

Sözler

AYRICA ;

gibi âyetlerin ifade ettikleri hakikat-i ulviyesine ki Kādir-i Mutlak o derece suhulet ve süratle ve mualecesiz ve MÜBAŞERETSİZ, eşyayı halk eder ki yalnız sırf bir emir ile icad eder gibi görünüyor, fehmediliyor.

Sözler

Bu iki cümledeki mübaşeretsiz ve mualecesiz kelimesi "temassız" anlamına geliyor  diye biliyorum. Yanlışsam beni düzeltin ama doğruysam siz cümlenizi düzeltin

Allah razı olsun

 

 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Melekuttu da ki mübaşereti bu anlamlarda kullanıyoruz:

Hem hayat o kadar nezih ve temizdir ki, iki vechi, yani mülk ve melekûtiyet vecihleri temizdir, paktır, şeffaftır. Dest-i kudret, esbabın perdesini vaz etmeyerek, doğrudan doğruya mübaşeret ediyor. Fakat sair şeylerdeki umur-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyât-ı zâhiriyeye menşe olmak için, esbab-ı zâhiriyeyi perde etmiştir.

Esbab-ı zahiriyenin vaz'ındaki hikmet ise: İzhar-ı izzet ve saltanat tabir olunan dest-i kudret, perdesiz daire-i esbaba mün'atıf olan nazara karşı, zahiren umur-u hasiseyle mübaşeret ve mülâbeseti görülmemektedir. Fakat daire-i akide denilen hak ve melekûtiyette herşey ulvîdir. Dest-i kudretin perdesiz mübaşereti izzete münasiptir. Muhakemat

"Perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya dest-i kudret-i Rabbâniyeden çıktığını âşikâre göstermek için, sair eşya gibi zâhirî esbabı, hayattaki tasarrufât-ı kudrete perde edilmemiş bir müstesna mahlûktur."

Bazı şeylerde veya işlerde görünen hakaret, çirkinlik, eşyanın mülk cihetine aittir. Yani dış yüzüne nazırdır ve bizim nazarımızda öyle görünür. Ve bunun için, eşya ile yed-i kudret arasına perde olarak esbab-ı zahiriye vaz edilmiştir ki, sathî nazarımızda yed-i kudretin o gibi eşya ile mübaşereti görünmesin. Fakat melekut ciheti, yani içyüzü ise şeffaf ve yüksektir. Kudretin taallûk ettiği bu cihette, hiçbirşey kudretin taallûkundan hariç değildir. İşârâtü'l-İ'câz

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...