Kur’ân-ı Kerîm'in "İslâmiyet âlem-i mânevîsinin güneşi, temeli, hendesesi" olmasını izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dinin dört temel kaynağı vardır:

1. Kitap,
2. Sünnet,
3. İcma-ı ümmet,
4. Kıyas-ı fukaha.

“Edille-i şer’iye” denilen bu dört delil, sırasıyla Allah’ın kitabı olan Kur’ân’ı, Hz. Peygamber (asm.)'in sünnetini, ümmetin âlimlerinin ittifak ettikleri hususları ve müçtehid âlimlerin yaptıkları içtihatları içine alır.

Bu delillerden icma-yı ümmet ve kıyas-ı fukaha müstakil delil değillerdir; esasları itibarıyla kitap ve sünnete tabidirler. Keza, sünnet de tamamıyle müstakil olmayıp Kur’ân’a tabidir.

Hadis kitaplarında yer alan hususlar, Kur’ân âyetlerinin tefsirinden ibarettir. Mesela, hadis kitaplarında yer alan “taharet” bölümü Kur’ân'ın temizlikle alâkalı âyetlerini, “savm” bölümü oruçla ilgili âyetlerini, “salât” bölümü namazla alâkalı âyetlerini izah etmektedir.

Böyle olunca İslâm dini, esas olarak Kur’ân’a dayanır. Kur’ân, İslâm’ın güneşidir, aydınlatır. O’nun binasının temelidir.

İslâm dini bütün haşmeti ve medeniyeti ile Kur’ân içinden çıkmış ve onun üzerine bina olmuştur. Bin dört yüz yıldır milyonlarca âlim ve evliyaları yetiştiren, hükümran olduğu dönemlerde insanlığa huzur ve adaleti temin eden İslâm ağacının kökü Kur’ân'dır.

İslâm medeniyeti bünyesinde gelişen ilimlerin, kıymet ve faziletlerin menşei ve kaynağı, yine Kur’ân’ın esasına ve özüne dayanır. İslâm, bütün müktesebatları ile nasıl insanlığı aydınlatmış ise, Kur’ân da aynı şekilde İslâm’ın güneşi ve yol göstericisi olmuştur.

Netice olarak, İslâm adına ne kadar fazilet ve güzellik varsa, bunların temeli ve planı Kur’ân'dır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...