"Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın iki yüz aksâm-ı i'câziyesinden nakşî bir kısmını gösterecek bir tarzda,.." ifadesini devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın iki yüz aksâm-ı i'câziyesinden nakşî bir kısmını gösterecek bir tarzda, Kur'ân-ı Azîmüşşânı, Hâfız Osman hattıyla taayyün eden ve Âyet-i Müdâyene mikyas tutulan sayfaları ve Sûre-i İhlâs vahid-i kıyasî tutulan satırları muhafaza etmekle beraber, o nakş-ı i'câzı göstermek tarzında bir Kur'ân yazmaya dair mühim bir niyetimi, hizmet-i Kur'ân'daki kardeşlerimin nazarlarına arz edip meşveret etmek ve onların fikirlerini istimzaç etmek ve beni ikaz etmek için şu kısmı yazdım, onlara müracaat ediyorum." (1)

Kur’an’ın çok mucizelerinden birisi de tevafuk mu’cizesidir ki, buna "nakşî mucize" deniliyor.

Tevafuk: Kelime olarak birbirine uygunluk, muvâfık oluş, rast gelme haline denir. Hususen tesadüfe verilme ihtimali olmayan ve arkasında ilâhî bir kasd ve iradenin varlığı hissedilen denk gelmelere tevafuk denir.

Kur’an’daki tevafuk mu’cizesi ise, Kur’an’da bulunan toplam 2.806 adet “Allah” lafzının, bazı müstesnalar hariç birbiriyle tevafuk etmesidir. 604 sayfanın ekserisinde “Allah” lafzı mükerrer olarak geçmektedir. Bu lafızlar, her sayfada ya alt alta, ya karşılıklı sayfalarda üst üste, ya da bir yaprağın iki sayfasında sırt sırta gelerek, ya da sayfalar arasında birbirine tevafuk etmektedir. Rab, Kur’an ve Resul kelimelerinde de aynı tevafuk olduğu gibi daha başka tevafuk çeşitleri de vardır.

İşte Kur’an'daki bu tevafuklar, onun mu’cize bir kitap olmasına delildir. Tevafuklu Kur’an’ı Üstad Hazretleri yeni bir hat ile talebelerine yazdırmıştır. Tevafuklu Kur’an olarak piyasada bulunmaktadır.

Kur’an’ın bu mu’cizesini ilk olarak geçen asırda Üstad Bediüzzaman Hz. keşfetmiştir. Maddeci dinsiz felsefenin insanları derinden etkilediği ve akılları gözlerine inmiş ve görmediğine inanmayan veya inanmakta zorlanan insanların yaşadığı böyle bir asırda, Kur’an’ın gözlere hitab eden tevafuk mu’cizesinin ortaya çıkması, gayet manidardır ve tamamen Allah’ın bir lütfudur.

Ayrıca Kur’an’ın nuzulünden takriben 1350 sene sonra böyle bir mu’cizenin ortaya çıkmasında, reddedilmesi mümkün olmayan şöyle bir hikmet daha vardır: Şöyle ki, eğer ilk yazılan Kur’an’da bu mu’cize görünse idi müşrikler ve sonraki asırlardaki gayrimüslimler “Bunu Muhammed (asm) ve ashabı çalışıp denk getirmişler” diyeceklerdi. Bu kadar zaman sonra, üstelik insanların “Görmediğime inanmam” demeye başladıkları bir dönemde keşfedilmesi, bütün itirazları çürütecek bir durumdur.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Üçüncü Risale.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Adem68474

Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın iki yüz aksâm-ı i'câziyesi tesbit edilmişmidir?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Bu konu hakkında bir malumata sahip değiliz. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...