"Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyanın iki yüz aksam-ı i'caziyesinden nakşi bir kısmını gösterecek bir tarzda." ifadesini devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın iki yüz aksâm-ı i'câziyesinden nakşî bir kısmını gösterecek bir tarzda, Kur'ân-ı Azîmüşşânı, Hâfız Osman hattıyla taayyün eden ve Âyet-i Müdâyene mikyas tutulan sayfaları ve Sûre-i İhlâs vahid-i kıyasî tutulan satırları muhafaza etmekle beraber, o nakş-ı i'câzı göstermek tarzında bir Kur'ân yazmaya dair mühim bir niyetimi, hizmet-i Kur'ân'daki kardeşlerimin nazarlarına arz edip meşveret etmek ve onların fikirlerini istimzaç etmek ve beni ikaz etmek için şu kısmı yazdım, onlara müracaat ediyorum." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Üçüncü Risale.)

Kur’an’ın çok mucizelerinden birisi de tevafuk mucizesidir ki, buna "nakşî mucize" deniliyor.

Tevafuk: Kelime olarak birbirine uygunluk, muvafık oluş, rast gelme haline denir. Hususen tesadüfe verilme ihtimali olmayan ve arkasında ilâhî bir kasd ve iradenin varlığı hissedilen denk gelmelere tevafuk denir.

Kur’an’daki tevafuk mucizesi ise, Kur’an’da bulunan toplam 2.806 adet “Allah” lafzının, bazı müstesnalar hariç birbiriyle tevafuk etmesidir. 604 sayfanın ekserisinde “Allah” lafzı mükerrer olarak geçmektedir. Bu lafızlar, her sayfada ya alt alta, ya karşılıklı sayfalarda üst üste, ya da bir yaprağın iki sayfasında sırt sırta gelerek, ya da sayfalar arasında birbirine tevafuk etmektedir. Rab, Kur’an ve Resul kelimelerinde de aynı tevafuk olduğu gibi daha başka tevafuk çeşitleri de vardır.

İşte Kur’an'daki bu tevafuklar, onun mucize bir kitap olmasına delildir. Tevafuklu Kur’an’ı Üstad Hazretleri yeni bir hat ile talebelerine yazdırmıştır. Tevafuklu Kur’an olarak piyasada bulunmaktadır.

Kur’an’ın bu mucizesini ilk olarak geçen asırda Üstad Bediüzzaman keşfetmiştir. Maddeci dinsiz felsefenin insanları derinden etkilediği ve akılları gözlerine inmiş ve görmediğine inanmayan veya inanmakta zorlanan insanların yaşadığı böyle bir asırda, Kur’an’ın gözlere hitap eden tevafuk mucizesinin ortaya çıkması, gayet manidardır ve tamamen Allah’ın bir lütfudur.

Ayrıca Kur’an’ın nuzulünden takriben 1.350 sene sonra böyle bir mucizenin ortaya çıkmasında, reddedilmesi mümkün olmayan bir hikmet daha vardır. Şöyle ki;

Eğer ilk yazılan Kur’an’da bu mucize görünse idi müşrikler ve sonraki asırlardaki gayrimüslimler “Bunu Muhammed (asm) ve ashabı çalışıp denk getirmişler.” diyeceklerdi. Bu kadar zaman sonra, üstelik insanların “Görmediğime inanmam.” demeye başladıkları bir dönemde keşfedilmesi, bütün itirazları çürütecek bir durumdur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Adem68474

Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın iki yüz aksâm-ı i'câziyesi tesbit edilmişmidir?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Bu konu hakkında bir malumata sahip değiliz. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...