Kur'an-ı Kerim'deki surelerin geliş sırasına göre ciltlenmemesinin hikmeti hakkında Üstadımızın beyanı var mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın heyet-i mecmuasında râik bir selâset, fâik bir selâmet, metin bir tesanüd, muhkem bir tenasüp, cümleleri ve heyetleri mabeyninde kavî bir teavün ve âyetler ve maksatları mabeyninde ulvî bir tecavüb olduğunu, ilm-i beyan ve fenn-i maânî ve beyanînin Zemahşerî, Sekkâkî, Abdülkahir-i Cürcânî gibi binlerle dâhi imamların şehadetiyle sabit olduğu halde, o tecavüb ve teavün ve tesanüdü ve selâset ve selâmeti kıracak, bozacak sekiz dokuz mühim esbab bulunurken; o esbab, bozmaya değil, belki selâsetine, selâmetine, tesanüdüne kuvvet vermiştir."

"Yalnız, o esbab bir derece hükmünü icra edip başlarını perde-i nizam ve selâsetten çıkarmışlar. Fakat nasıl ki yeknesak, düz bir ağacın gövdesinden bir kısım çıkıntılar, sivricikler çıkar. Lâkin ağacın tenasübünü bozmak için çıkmıyorlar; belki o ağacın ziynetli tekemmülüne ve cemâline medar olan meyveyi vermek için çıkıyorlar. Aynen bunun gibi, şu esbab dahi, Kur'ân'ın selâset-i nazmına kıymettar mânâları ifade için sivri başlarını çıkarıyorlar."

"İşte, o Kur'ân-ı Mübin, yirmi senede, hacetlerin mevkileri itibarıyla necim necim olarak, müteferrik, parça parça nüzul ettiği halde, öyle bir kemâl-i tenasübü vardır ki, güya bir defada nazil olmuş gibi bir münasebet gösteriyor."

"Hem o Kur'ân, yirmi senede, hem muhtelif, mütebayin esbab-ı nüzule göre geldiği halde, tesanüdün kemâlini öyle gösteriyor; güya bir sebeb-i vahidle nüzul etmiştir."

"Hem o Kur'ân, mütefavit ve mükerrer suallerin cevabı olarak geldiği halde, nihayet imtizac ve ittihadı gösteriyor. Güya bir sual-i vâhidin cevabıdır."

"Hem Kur'ân, mütegayir, müteaddit hâdisâtın ahkâmını beyan için geldiği halde, öyle bir kemâl-i intizamı gösteriyor ki, güya bir hadise-i vâhidin beyanıdır."

"Hem Kur'ân, mütehalif, mütenevvi halette, hadsiz muhatapların fehimlerine münasip üslûplarda tenezzülât-ı kelâmiye ile nazil olduğu halde, öyle bir hüsn-ü temasül ve güzel bir selâset gösteriyor ki, güya hâlet birdir, bir derece-i fehimdir, su gibi akar bir selâset gösteriyor."

"Hem o Kur'ân, mütebâid, müteaddit muhatabîn esnafına müteveccihen mütekellim olduğu halde, öyle bir suhulet-i beyanı, bir cezâlet-i nizamı, bir vuzuh-u ifhâmı var ki, güya muhatabı bir sınıftır. Hattâ her sınıf zanneder ki, bil'asale muhatap yalnız kendisidir."

"Hem Kur'ân, mütefavit, mütederriç irşadî bazı gayelere isal ve hidayet etmek için nazil olduğu halde, öyle bir kemâl-i istikamet, öyle bir dikkat-i muvazenet, öyle bir hüsn-ü intizam vardır ki, güya maksat birdir."(1)

Üstad Hazretleri bu ifadeleriyle Kur’an-ı Kerim’in; âyet, sûre şeklinde ve farklı sebepler ve hâdiseler üzerine nazil olmasının onun ahenk ve selasetine halel vermediğini, tam aksine güzelliğine güzellik kattığını ve belağat noktasından mucize oluğunu ifade ediyor.

Kur'an-ı Kerim yirmi üç senede nazil olmasına ve her bir ayetin de ayrı ayrı mevzular sebebiyle nazil olmasına rağmen, konu bütünlüğü içerisinde olması bir mucizedir. Hayatın her cihetini içine alan ve iki dünyanın saadetini temin eden Kur'an'ın, bu kadar değişik zaman diliminde ve değişik hâdiselere göre nazil olması, ayrıca farklı zamanlarda inen ayetlerin yerlerinin sırayla olmadığı halde konu bütünlüğü bulunması harikadır ve mu’cizedir.

Kur’an’ın her bir suresi küçük bir Kur’an gibidir. Bu sebeple herhangi bir sureyi okuyan, Kur’an’ın tamamını okumuş ve istifade etmiş gibi olacaktır.

Mesela, Üstad Hazretleri, tevafuklu Kur’an’ı yazdırarak, daha önce bilinmeyen bir mucizeyi ortaya çıkarmıştır. Belki bu ve buna benzer birçok mucize bu tertip ile eski mucizelerin üstüne ilave olmuş olabilir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, İkinci Şule.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...