"Kur’ân’ın bir cenahı mazide, bir cenahı müstakbelde, kökü ve bir kanadı eski peygamberlerin ittifaklı hakikatleri olduğu ve bu onları tasdik ve teyid ettiği..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Kur’ân’ın bir cenahı mazide, bir cenahı müstakbelde, kökü ve bir kanadı eski peygamberlerin ittifaklı hakikatleri olduğu ve bu onları tasdik ve teyid ettiği ve onlar dahi tevafukun lisan-ı hâliyle bunu tasdik ettikleri gibi; öyle de evliya ve asfiya gibi ondan hayat alan semereleri ve hayattar tekemmülleriyle şecere-i mübarekelerinin hayattar, feyizdar ve hakikatmedar olduğuna delâlet eden ve ikinci kanadının himayesi altında yetişen ve yaşayan velâyetin bütün hak tarikatleri ve İslâmiyetin bütün hakikatli ilimleri, Kur’ân’ın ayn-ı hak ve mecma-i hakaik ve câmiiyette misilsiz bir harika olduğuna şehadet eder."(1)
Bütün semavî dinlerin ve kitapların müttefik olduğu hususlar ve ayrıldığı noktalar vardır. Müttefik olduğu hususlar iman ve ibadetin değişmeyen esas kısımlardır. Değişen kısımlar ise o zamanın şartlarına uygun içtimaî meselelerdir. Bu yüzden, bütün semavî dinler ve kitaplar esas ve kök itibarı ile aynıdırlar. Böyle olunca Kur'an’ın mazi cenahı diğer semavî dinler ve kitaplar oluyor.
Mazideki bütün peygamber ve dinler, Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz (asm)'in temelini ve esasını insanlık içinde yerleştirip hazır ettikleri, hatta müjdeledikleri için bir nevi Kur'an’ın mazideki ucu ve esası hükmünde sayılırlar. Kur'an'da mazinin karanlık sayfalarını aydınlatarak o zatları ve dinlerini doğru ve sahih bir şekilde yerleştirip tahkim etmiştir. Yani Kur'an’ın hakikatlerini geçmişte binlerce peygamber ve onların ümmetleri de tasdik etmişlerdir. Bu da Kur'an’ın hak olduğuna bir kuvvet ve delildir.
Kur'an’ın istikbaldeki cenahı ve meyveleri ise, onun terbiyesinde yetişmiş milyonlarca âlim ve evliyalardır. Bir çeşit ağacın kökünden ve gövdesinden beslenen meyveleri hükmündedir. Bir ağacın canlı ve hakikatli olduğu ancak meyvelerinin tazeliğinden ve taravetinden anlaşılır. Milyonlarca asfiya ve evliyanın hüsn ü misal ve numune-i imtisal hayatları beslendiği damar ve kökün hayatlı ve hakikatli olduğuna delil ve işarettir. Kök ve meyve sağlam ise o ağaç hayatlı ve hakikatli demektir, aynı şekilde İslam ağacının kökü mazideki peygamberler, meyvesi ise istikbaldeki asfiya ve evliyalardır.
(1) bk. Şualar, Yedinci Şua.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü