Block title
Block content

Âyetü'l-Kübra

İçerikler

  1. "Gayet keremkârâne bir ziyafetgâh ve gayet san’atkârane bir teşhirgâh ve gayet haşmetkârâne bir ordugâh ve talimgâh ve gayet hayretkârâne ve şevk-engizâne bir seyrangâh ve temâşâgâh ve gayet mânidarâne ve hikmetperverâne..." Açıklar mısınız?

  2. Ayetü'l-Kübra Ne Demektir?

  3. Ayetü'l-Kübra'da, “Kainattan Halık'ını Soran Bir Seyyah”, Üstad Hazretleri olabilir mi?

  4. Âyetü'l-Kübrâ'nın yazılışı / imlası hakkında bilgi verir misiniz?

  5. On dokuz adet olarak zikredilen Arapça basamak ve mertebelerin tefsirlerini açıklar mısınız?

  6. Risaleler zaviyesinden tefekkür safhalarını anlatır mısınız?

  7. Yedinci Şua'nın ana teması ve bu risaleden almamız gereken ders nedir?

  8. "Arzı döndürmesiyle, o haşmetli manevranın başka bir surette hakikî ve hayalî tarzlarını her gece ve her sene sinema levhaları gibi seyirci mahlûkatınagösteren..." cümlesinde geçen “haşmetli manevranın hakiki ve hayali tarzları” nelerdir?

  9. "Bir kısmı arzımızdan bin defa büyük ve o büyüklerden bir kısmı top güllesinden yetmiş derece sür’atli yüz binler ecram-ı semâviyeyi direksiz, düşürmeden durduran..." cümlesini devamıyla açıklar mısınız?

  10. "Ecram-ı semâviyeyi direksiz, düşürmeden durduran ve birbirine çarpmadan fevkalhad çabuk ve beraber gezdiren; yağsız, söndürmeden mütemadiyen o hadsiz lâmbaları yandıran,.." izah eder misiniz?

  11. "Güneş ve kamerin vazifeleri gibi, hiç isyan ettirmeden o pek büyük mahlûkları vazifelerle çalıştıran..." Gezegenler madem şuursuz, nasıl isyan edebilirler ki? Buradaki "isyanı" biraz açar mısınız?

  12. "Hiçbir gürültü ve ihtilâl çıkartmadan o nihayetsiz büyük kütleleri idare eden... " ifadesinde kastedilen mana ne olabilir?

  13. "İki kutbun dairesindeki hesap rakamlarına sıkışmayan bir nihayetsiz uzaklık içinde..." Kainatın büyüklüğünü ifade eden bu ifadeyi açar mısınız?

  14. "O haşmetli manevranın başka bir surette hakikî ve hayalî tarzlarını her gece ve her sene sinema levhaları gibi seyirci mahlûkatına gösteren..." Dünyanın hareketinin, hakiki ve hayali surette olmasını nasıl anlamalıyız?

  15. Dağları ve yıldızları nasıl tefekkür ederiz? Sizce dağlar ve yıldızlar ne işe yarıyor?

  16. "Güya rahmet tecessüm ederek katreler sûretinde hazine-i Rabbâniyeden akıyor mânâsında olduğundan, yağmura 'rahmet' namı verilmiştir." Yağmurun "rahmetten" ziyade "zahmet" olduğu da oluyor, nasıl anlayabiliriz?

  17. "O misafir, onun ekşi, fakat merhametli yüzüne bakar; müthiş, fakat müjdeli gürültüsünü dinler..." Buradaki "ekşi"den kasıt nedir?

  18. "Rahmet tecessüm ederek katreler sûretinde hazine-i Rabbâniyeden akıyor mânâsında olduğundan, yağmura 'rahmet' namı verilmiştir." Ormanlarda daha çok yağmur gönderilmesi, oraların rahmete daha muhtaç olduğu anlamına mı gelir?

  19. "Zeminin bütün nüfuslarına nefes vermek ve zîhayata lüzumu bulunan hararet ve ziya ve elektrik gibi maddeleri ve sesleri nakletmek..." İzah eder misiniz?

  20. Yağmurun "Harareti, yani yaşamak ateşinin şiddetini tâdil etmesi” ne demektir? “Yaşamak ateşinin şiddeti” ne anlama geliyor?

  21. "Güya her bir zerresi, her bir işi bilir ve o Âmirin her bir emrini anlar ve dinler bir nefer gibi, hava içinde cereyan eden her bir emr-i Rabbânîyi dinler, itaat eder ki, bütün hayvanatın teneffüsüne ve yaşamasına ve nebatatın telkihine..." İzahı?

  22. "San’atkârâne işler ve ihsanlar ve imdatlar bilbedahe ispat eder ki, bu çalışkan rüzgârın ve bu cevval hizmetkârın kendi başına hiçbir hareketi yok..." Rüzgârı Allah'ın yönlendirdiğini nasıl anlarız?

  23. "Sonra şimşeğe bakar ve ra'dı dinler, görür ki; pek acib ve garib hizmetlerde çalıştırılıyorlar." Şimşek ve gök gürültüsünün hizmeti, faydası nedir?

  24. "Ve gayet faal ve müteâl ve gayet cilveli ve haşmetli bir Sultanın fermanıyla ve kuvvetiyle vakit be vakit cevv âlemini doldurup boşaltır ve mütemadiyen hikmetle yazar ve paydosla bozar tahtasına ve mahv ve ispat levhasına..." Açıklar mısınız?

  25. "Ve gayet faal ve müteâl ve gayet cilveli ve haşmetli bir Sultanın fermanıyla,.." Buradaki "cilveli" tabirini nasıl anlamalıyız, Allah için böyle bir tabir kullanmak doğru olabilir mi?

  26. "Bilhâssa telsiz telefon ve telgraf ve radyo ile konuşmaların îsaline,.." Aynı mekânda havanın sesleri iletmesi mantıklı geliyor; ama telsiz, telefon ve radyodaki seslerin iletilmesi hava vasıtası ile nasıl sağlanıyor?

  27. "Yağmurun taneleri sayısınca menfaatler ve katreleri adedince Rahmânî cilveler ve reşhaları miktarınca hikmetler içinde bulunuyor." cümlesini açıklar mısınız?

  28. "İşte bu meraklı yolcu, bu cevvde, bulutu teshirden, rüzgârı tasriften, yağmuru tenzilden ve hâdisât-ı cevviyeyi tedbirden terekküp eden bir hakikatın yüksek ve âşikâr şehadetini işitir..." cümlesini açıklar mısınız?

  29. Âyetü'l-Kübra'nın otuz üç mertebesinin şematik olarak gösterimini ve

  30. "Arz, meczup bir Mevlevî gibi iki hareketiyle günlerin, senelerin, mevsimlerin husulüne medar olan bir daireyi, haşr-i âzamın meydanı etrafında çiziyor." cümlesini açıklar mısınız; haşir meydanı baki mi olacak?

  31. "Yüz bin envaın hadsiz efradlarının suretleri basit bir maddeden gayet muntazam açılıyor ve gayet rahîmâne terbiye ediliyor ve gayet mu’cizâne, bir kısmının tohumlarına kanatçıklar verip, onları uçurmak suretiyle neşrettiriliyor ve ..." Açıklar mısınız?

  32. "İşte, küre-i arzın yirmiden ziyade büyük sayfalarından birtek sayfanın yirmi vechinden birtek vechinin muhtasar şehadetiyle..." Yirmiden ziyade büyük sayfalarından derken diğer vecihleri nelerdir, Risalelerde nerede geçiyor?

  33. "O erzak paketleri içinde yavrulara gönderilen süt konserveleri..." Burada ne kastedilmiş olabilir?

  34. İşte, küre-i arzın yirmiden ziyade büyük sahifelerinden bir tek sahifenin yirmi vechinden bir tek vechinin muhtasar şehadetiyle... Yirmiden ziyade büyük sahifelerden diğerleri nelerdir? Yirmi vecih nelerdir?

  35. "Basit bir kum ve acı bir sudan verilen erzakları ve tayinatları o kadar mükemmeldir." cümlesini izah eder misiniz?

  36. "Bütün ırmaklar, pınarlar, çaylar, büyük nehirler, bir Rahmân-ı Zülcelâli ve’l-İkramın hazine-i rahmetinden çıkıyorlar ve akıyorlar..." “Rahmet hazinesi”nden maksat; sadece cennet midir?

  37. "Hattâ o kadar fevkalâde iddihar ve sarf ediliyorlar ki, 'Dört nehir cennetten geliyorlar.' diye rivâyet edilmiş." Burada bahsedilen dört nehir hangileridir?

  38. Ayetü´l-Kübra risalesinde "... denizlerin ve büyük nehirlerin cezbekarane cuşu huruşla zikirlerini ve hazin ve leziz seslerini işitir." cümlesindeki "hazin"kelimesinin kullanım amacı ne olabilir?

  39. Dört nehir için: "Zâhirî esbabın pek fevkinde olduklarından, mânevî bir cennetin hazinesinden ve yalnız gaybî ve tükenmez bir menbaın feyzinden akıyorlar." deniliyor. Nehirlerin menbaı yer altı suları değil midir?

  40. "Nil-i mübarek âdet-i arziye fevkinde bir gaybî cennetten çıkıyor diye rivayeti gayet manidar ve güzel bir hakikati ifade ediyor." Burada Nil nehrinden "âdeti arziye fevkinde" diye bahsedilmesini izah eder misiniz?

  41. Âyetü’l-Kübrâ'da; “dağlar, denizler Allah'ı tanıyorlar”, deniliyor. Cansızların Allah'ı tanımaları nasıl olur?

  42. "Birincisi: Pek zâhir bir surette kastî bir in'am ve ikram ve ihtiyarî bir ihsan ve imtinan mânâsı ve hakikati her birisinde hissedildiği gibi, mecmuunda ise, güneşin zuhurundaki ziyası gibi görünüyor." cümlesini açıklar mısınız?

  43. "Pek zâhir bir surette kastî bir in’âm ve ikram ve ihtiyarî bir ihsan ve imtinan mânâsı ve hakikati herbirisinde hissedildiği gibi, mecmuunda ise, güneşin zuhurundaki ziyası gibi görünüyor." Açıklar mısınız?

  44. "Tesadüfe havalesi hiçbir cihet-i imkânı olmayan kastî ve hakîmâne bir temyiz ve tefrik, ihtiyarî ve rahîmâne bir tezyin ve tasvir mânâsı ve hakikati, o hadsiz envâ ve efratta gündüz gibi âşikâre görünüyor ve ..." Devamıyla açıklar mısınız?

  45. Ayetü'l-Kübra Risalesi'nde, seyyah nebatat ve eşcara bakıp, üç büyük küllî hakikati görüyor. Birinci işaretteki kasdi ikram ve inamı anlamadım. İkinci ve Üçüncü işaretleri birbirinden ayıramadım. Sanki ikisi de aynı şeylerden bahsediyor gibi?..

  46. Risale-i Nurlarda; ağaçların ve bitkilerin, hatta cansız sanılan taşların bile camid olmadığını, hepsinin Allah'ı zikrettiği belirtilmektedir. Bazı yerlerde ise Üstad, tabiat için "câmid ve cahil, mütecaviz, şuursuz, karmakarışıklık içinde, kör, sağır..." ifadelerini kullanmaktadır. Burada zahiren tenakuz var gibi gözüküyor. Nasıl anlamalıyız?

  47. "Bütün hayvanat ve kuşların bütün nevileri ve taifeleri ve milletleri, bil’ittifak, lisan-ı kaal ve lisan-ı hâlleriyle, Lâ ilâhe illâ Hû deyip, zemin yüzünü bir zikirhane ve muazzam bir meclis-i tehlil suretine çevirmişler;.." Açıklar mısınız?

  48. "Bütün hayvanat ve kuşların bütün nevileri ve taifeleri ve milletleri, bil’ittifak, lisan-ı kàl ve lisan-ı halleriyle ‘Lâ ilâhe illâ Hû’ deyip..." cümlesini devamıyla açıklar mısınız?

  49. "Hakîmâne icad ve san’atperverâne ibdâ ve ihtiyarkârâne ve alîmâne halk ve inşa ve yirmi cihetle ilim ve hikmet ve iradenin cilvesini gösteren ruhlandırmak ve ihyâ etmek hakikatidir ki,.." ifadesindeki "ruhlandırmak hakikatini" biraz açar mısınız?

  50. "Hakîmâne icad ve san’atperverâne ibdâ ve ihtiyarkârâne ve alîmâne halk ve inşa ve yirmi cihetle ilim ve hikmet ve iradenin cilvesini gösteren ruhlandırmak ve ihyâ etmek hakikatidir..." buradaki “yirmi ciheti” nasıl anlamalıyız?

Yükleniyor...