"Küre-i arz mezaristanında, nev-i beşerin hayatıyla alâkadar envâ-ı zîhayatın heyet-i mecmuasının mazi mezarına defnedilen azîm cenazenin başında bulunan, mezar taşı olan bu asrın yüzünde çabuk silinecek bir nokta..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Baktım ki, ben bir cenazeyim, üç mühim büyük cenazenin başında duruyorum.(...)"

"İkincisi: Küre-i arz mezaristanında, nev-i beşerin hayatıyla alâkadar envâ-ı zîhayatın heyet-i mecmuasının mazi mezarına defnedilen azîm cenazenin başında bulunan, mezar taşı olan bu asrın yüzünde çabuk silinecek bir nokta ve çabuk ölecek bir karıncayım."
(1)

Kâinat, dünya ve insan ayrı birer âlemdirler. Bu üç âlemin kendine mahsus kanunları olduğu gibi, hepsi için cari olan umumî kanunlar da vardır. Bu umumi kanunlardan birisi de ölümdür. İnsanın ölmesi nasıl muhakkak ise, dünyanın ve kâinatın ölmesi de muhakkaktır. Fark sadece zaman ve müddettedir; insan ortalama atmış veya seksen sene yaşar, tahminin dünya altı yedi bin yıl, kâinat ise altı yedi milyar yıl devam eder, ama hepsi ölüme mahkûmdur.

Aynı zamanda bu âlemler kendi aralarında sıkı bir irtibat halindedirler. İnsan bu âlemler içinde en küçük olanıdır. İnsan, hususi âleminde hayatı ile alakalı çok şeylerin ölüm ile o şeylerin başında bir mezar taşı hükmündedir.

Aynı şekilde dünya da bir mezaristan olup, bütün insanlığın mezarlığı hükmündedir. Üstad Hazretleri burada, ölüm hakikatinin tecellisini küçük daireden büyük dairelere doğru tefekkür ediyor ve ettiriyor. Bu merhalede Üstad Hazretleri dünya kabristanının başında bir mezar taşı değil; "çabuk silinecek bir nokta ve çabuk ölecek bir karıncayım" diyerek, daire büyüdükçe insanın kemiyet açısından küçüldüğüne işaret ediyor.

En sonununda da en büyük daire olan kâinatın ileride kıyametin kopması ile öleceğini ölmüş gibi düşünerek, bütün mahlûkatın kendisine sırt çevirip ayrıldığına işaret ediyor.

Ölüm öyle büyük bir hakikat ki, hiçbir canlı ve hiçbir âlem ondan kaçamıyor; eninde sonunda ölümü tadıyor. Bazı mahlûkların ömrünün uzun olması bizi aldatmamalıdır. Üstad Hazretleri hayalen ölüm hakikatini bütün dairelere ve mahlûklara tatbik edip, iman ve Kur’ân hakikatleri ile tesellî bulup ölümün hakikatini ve güzel yüzünü nazara verip sevdiriyor. Ölüme mahkûm olan mahlûkların ve dairelerin yokluğa ve hiçliğe değil, ebed yurduna gittiklerini beyan ediyor.

(1) bk. Lem'alar, On Birinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

mustafa kayapalı
Üstadın bu üç cenazenin başında kendi cenazesini bir mezar taşı hükmünde görmesi doğrusu anlaşılmıyor. Üstadın cenazesi ile mezar taşının ne gibi bir münasebeti var?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...