"Lâtife-i Rabbâniye" ne demektir?

"Lâtife-i Rabbâniye" ne demektir?
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Latife-i rabbaniye”; ruha bağlı olan akıl, kalb, vicdan gibi manevî cihazların her birine denilmektedir. Bedenin organları olduğu gibi, ruhun da latifeleri vardır. Kalp ve ruh için de latife-i Rabbaniye ifadesi kullanılmaktadır. Bunlara latife denilmesi ise latif olmaları, gözle görülmemeleri itibariyledir.

Bütün duyguların sultanı ince bir latife olan kalptir. Kalp, imanın mahalli, esmâ-i İlâhiyenin tecelligâhı, bütün feyizlerin ma’kesi ve manevî duyguların merkezidir. Eğer kalp, iman, marifet, muhabbet ve fazilet gibi ulvî hakikatlere ayna olursa, diğer duygular da onun ile kıymet kazanır ve nurlanır. Peygamber Efendimiz (sav.) şöyle buyurmaktadır: “Vücutta bir parça vardır ki, o sağlam olursa bütün vücut sağlam olur. O bozuk olduğu zaman bütün vücut harap olur. Dikkat edin, işte o kalptir.”

“Hem senin mahiyetine öyle manevî cihazat ve lâtifeler vermiş ki, bazıları dünyayı yutsa tok olmaz; bazıları bir zerreyi kendinde yerleştiremiyor. Baş bir batman taşı kaldırdığı halde, göz bir saçı kaldıramadığı gibi; o lâtife, bir saç kadar bir sıklete, yani, gaflet ve dalâletten gelen küçük bir hâlete dayanamıyor. Hatta bazen söner ve ölür.” (17. Lem’a)

Bu ifadelerden bu latifelerin bir kısmının çok hassas olduğu anlaşılıyor. Gaflet ve dalaletten gelen haller bu latifeleri yaralıyor, hatta ölümüne bile yol açabiliyor.

Meselâ; yalan söylemek insanın vicdanını rahatsız eder. Ama bir insan bunu alışkanlık haline getirdiğinde artık yüzü kızarmaz, sıkılmasan yalan söyler hale gelir. Bu hal, ondaki dürüstlük, sadakat gibi birtakım latifelerin öldüğünün bir delili gibidir.

"Hane-i cismimde senin arkadaşların olan kalbimin gıdası, ruhumun âb-ı hayatı ve lâtife-i Rabbâniyemin havâ-yı nesîmini cezb ve celb eden namaz dahi seni usandırmamak gerektir."(21.Söz)

Latife-i Rabbani: Allah’ın kâinatta olan rububiyetini hissedip, onunla gıdalanan ve onunla nefes alan ince ve latif bir duygudur. Üstad Hazretlerinin bu duyguyu hava ile nispet etmesi, bu duygunun kalp ve ruhtan daha ince ve latif olduğuna işaret içindir. Namaz aynı şekilde bu duyguya da bir nefes ve hava oluyor.

Bu duyguların sır, hafi ve ahfa ile olan münasebetlerini, bedenimizdeki azaların birbiri ile olan münasebetleri gibi düşünebiliriz. Beyin, kalp ve ciğer arasında nasıl mükemmel bir uyum varsa, aynı mana manevî aza ve latifeler için de geçerlidir.

Ruh; insan mahiyetinin aslı ve esası ruhtur. Ruh bütün hasse ve duyguların efendisidir. Beden ise ruh ile kaimdir. Beden, ruhun hanesidir.

Ruh basittir, bölünmez, parçalanmaz, eskimez, ölmez, dağılmaz, yaşlanmaz, ceset ise sayılan vasıfların tam aksine maruzdur.

Hutbe-i Şamiye’de insandaki latifenin müşahedullah için yaratıldığı ifade edilir.
Müşahedetullah; her an Allah’ın huzurunda olduğumuzu bilmek, O’nun sıfat ve isimlerinin tezahürlerini görmektir. Müşahedetullahın en ileri derecesi rü’yettir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
L
Okunma sayısı : 42.055
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

mtahir42

Latife-i Rabbaniye sanırım Üstad hazretlerinin bir terimi yani başka Seleflerin eserlerinde mevcut mu acaba?

Birde Latife Rabbaniye Kalp midir? Eğer Kalp değilse Latife-i Rabbaniye Kalp,Sır,Ruh, Hafi, Ahfa gibi letaiflerden ayrı bir letaif midir? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Latife-i Rabbaniye, İslami tasavvuf terminolojisinde yaygın olarak kullanılan bir kavramdır ve sadece Üstad Said Nursi Hazretleri'nin eserlerine özgü bir terim değildir. Birçok Sûfî büyüğün ve Selef-i Salihîn'in eserlerinde, genellikle insanın manevi yapısını ve Allah'a ulaşma yollarını anlatırken geçen bir ifadedir.

Latife-i Rabbaniye Kalp midir? 

Latife-i Rabbaniye, genellikle Kalp ile eş anlamlı veya Kalbin hakikati olarak görülür, ancak kesinlikle sadece fiziksel kalp değildir. Tasavvufta insan vücudundaki temel manevi merkezleri ifade eden Letaif-i Aşere (On Latife) veya Letaif-i Hamse (Beş Latife) gibi sistemler bulunur.

Latife-i Rabbaniye, bu sistemlerdeki Kalp, Ruh, Sır, Hafi ve Ahfa gibi letaiflerden ayrı bir letaif olarak kabul edilmez. 

Daha çok kalbin, Allah'ı bilme ve O'ndan ilham alma yeteneğine sahip olan, manevi ve kutsal yönünü vurgular. "Rabb'e ait olan lâtife" anlamına gelir.

Bazen de genel olarak insanın bütün manevi merkezlerinin (letaiflerinin) Allah ile irtibat kuran, Rabbanî yönünü ifade eden üst bir kavram olarak kullanılır.

Üstad  Hazretleri de, genellikle Kalp lâtifesini, Latife-i Rabbaniye veya Lâtife-i Sâmiye (işitme lâtifesi) gibi isimlerle nitelendirerek, onun insanın manevi merkezindeki en ince, en değerli ve en çok dikkat edilmesi gereken yön olduğunu vurgular.

Kısacası latife-i Rabbaniye, Kalp'ten ayrı bir latife değil, Kalbin bizzat kendisi veya onun ilahi sırları idrak eden manevi özü olarak anlaşılır.


 
1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mtahir42

Doğru Anlamış mıyım acaba?

Klasik Tasavvuf literatüründe Latife-i Rabbaniye demek ile bütün latifeler kast ediliyor. Akıl kalp ruh sır hafi ahfa gibi hepsi Latife-i Rabbaniye oluyor. 

Bediüzzaman hazretlerine göre nasıldır? Kalp latifesinin içinde ki o kısmına mı diyor acaba tam onu anlayamadım? Kullanım yerine göre Üstada göre de değişiyor mu Latife-i Rabbaniye? Yani en genel ve en özel haliyle anlatırsanız. Kafam karıştı biraz kalbe mi deniyor sırra mı deniyor? Yoksa bütün letaiflere mi?

Bir abiden de şöyle duydum doğrulu nedir acaba? 

Kalp: Marifetin Yeri

Ruh: Muhabbettin Yeri

Sır: Müşahadenin yeri.    Yani Latife Rabbaniye için Sır kısmı içinde mi kastediyor böyle diyerek acaba? Sizce nasıldır açıklarsanız memnun olurum?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

1. Klasik Tasavvuf ve Bediüzzaman Hazretleri'nin Farkı

  • Klasik Tasavvuf: Dediğiniz gibi, bazen "Latife-i Rabbaniye" ifadesini insan mahiyetindeki bütün manevi merkezleri (ruh, sır, hafi, ahfa, kalp) kapsayan genel bir üst başlık olarak kullanır.

  • Bediüzzaman Hazretleri: Üstad, bu kavramı hem genel hem de özel anlamda kullanır ancak en özgün tanımını kalbin merkezindeki özel bir çekirdek için yapar.

2. En Genel ve En Özel Haliyle Latife-i Rabbaniye

  • En Genel Hali (Geniş Anlamı): İnsanın maddi olmayan, gözle görülmeyen, melekut alemine bakan bütün duyguları, akıl ve ruh gibi manevi cevherleridir.

  • En Özel Hali (Dar/Bediüzzaman'ın Vurguladığı Anlam): Doğrudan Kalbin kendisi veya kalbin içindeki en özel özüdür. Üstad, Mesnevi-i Nuriye'de kalbi tarif ederken onu "Latife-i Rabbaniye" olarak adlandırır. Yani vicdanın merkezinde yer alan, Allah'ı tanımak ve hissetmekle görevli olan o en özel "iman ve şuur" merkezidir. Sır, hafi ve ahfa ise bu merkezden daha da derinlere açılan pencerelerdir.

3. Abiden Duyduğunuz Formül Doğru mu?

Evet, abiden duyduğunuz hiyerarşi kesinlikle doğrudur ve klasik tasavvufta kabul gören harika bir işleyiş özetidir:

  • Kalp → Marifetullah (Allah'ı bilmek): Latife-i Rabbaniye'nin ilk uyanış yeridir.

  • Ruh → Muhabbetullah (Allah'ı sevmek): Bilinen o Zat-ı Zülcelal'e aşık olma makamıdır.

  • Sır → Müşahade (O'nun nurlarını, tecellilerini izlemek): Sevgiden sonra gelen perdesiz bir seyir makamıdır.

Özetle; "Latife-i Rabbaniye için sır kısmı mı kastediliyor?" sorunuzun cevabı şudur: Hayır, Latife-i Rabbaniye temelde Kalbin kendisidir. Sır ise, o kalbin daha derininde, muhabbetten sonra ulaşılan "müşahade" boyutudur. Üstad'a göre Latife-i Rabbaniye, insanın Cenab-ı Hakk'ı muhatap alan ve O'na ayna olan en ana manevi merkezidir (Kalbidir).

1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...