Block title
Block content

LATİFE-İ RABBANİYE

 
Bedenin organları olduğu gibi, ruhun da latifeleri vardır. Kalp ve ruh için de latife-i Rabbaniye ifadesi kullanılmaktadır. Bunlara latife denilmesi ise latif olmaları, gözle görülmemeleri itibariyledir. Onyedinci Lem’a’da şöyle geçer:

“Hem senin mahiyetine öyle manevî cihazat ve lâtifeler vermiş ki, bazıları dünyayı yutsa tok olmaz; bazıları bir zerreyi kendinde yerleştiremiyor. Baş bir batman taşı kaldırdığı halde, göz bir saçı kaldıramadığı gibi; o lâtife, bir saç kadar bir sıklete, yani, gaflet ve dalâletten gelen küçük bir hâlete dayanamıyor. Hatta bazan söner ve ölür.”

Üstteki ifadelerden bu latifelerin bir kısmının çok hassas olduğu anlaşılıyor. Gaflet ve dalaletten gelen haller bu latifeleri yaralıyor hatta ölümüne bile yol açabiliyor.

Mesela yalan söylemek insanın vicdanını rahatsız eder. Ama bir insan bunu alışkanlık haline getirdiğinde artık yüzü kızarmaz ve bir heyecan duymadan yalan söyler hale gelir. Bu hal, ondaki dürüstlük, sadakat gibi bir takım latifelerin öldüğünün bir göstergesi gibidir.

Hutbe-i Şamiye’de insandaki latifenin müşahedullah için yaratıldığı ifade edilir.

Müşahedetullahı; her an O’nun huzurunda olduğumuzu bilmek, O’nun sıfat ve isimlerinin tezahürlerini her an görmek şeklinde anlayabiliriz. Çünkü bütün latifeler O’nun için yaratılmıştır. Müşahedetullahın en ileri derecesi rü’yettir.

Paylaş
Yükleniyor...