Lisan-ı hal ve lisan-ı kal ile istenilen her şeye icabet etmeyi nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risalelerde duânın birtakım çeşitlerine yer verilir. En meşhuru insanların “lisan-ı kal” ile yani söz ile yaptıkları duâlardır. Bundan başka, “ihtiyac-ı fıtrî, lisan-i ızdırarî, lisan-ı hâl, istidat lisanıyla duâ” gibi duâlardan da söz edilir.

Sualde geçen ikili tasnifi esas aldığımızda “lisan-ı kal” dışında kalan bütün duâları “lisan-ı hâl” içinde mütalaa edebiliriz.

Bir dilencinin elini açıp durması “hâl diliyle”, konuşarak istemesi ise “kal diliyle” bir taleptir. Kurumuş toprak hâl diliyle yağmur isterken, çekirdekler istidatlarının lisanıyla açılmak, büyümek ve kemale ermek isterler.

Gözler görmek için ışığa muhtaçtırlar, bunu ihtiyac-ı fıtrî diliyle talep ederler.

Balığın karnındaki Yunus Peygamber (a.s) gibi, bütün kapıların kapandığı, hiçbir ümit ışığının görünmez olduğu çaresizlik haline düşen mahlûklar, “ızdırar lisanîyle” dua etmiş olurlar ve bu dua kabul olunur; kendilerine ummadıkları yerden yardım gönderilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...