"İstediğini velev lisan-ı hâl ile olsun verir." Lisan-ı hâl ile karşılık vermeyi izah eder misiniz?
Cevap
Değerli Kardeşimiz;
"Allah’ın lisan-ı hâl ile icabet etmesi" bütün mahlukatın ihtiyaçlarını yerine getirmesidir. Mesela, denizdeki balıkların ihtiyaçlarına rızık ile karşılık verilmesi "lisan-ı hâl ile icabet" oluyor.
Yani balık hâl dili ile rızık istiyor, Allah da bu istemeye rızık ile karşılık veriyor. Bütün kâinat, özellikle bütün canlılar alemi bunun misalleriyle doludur...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yazar:
Kategorileri:
Okunma sayısı : 2.303
Yorumlar
Biraz daha açar mısınız?
"Çünkü istediğini, velev lisan-ı hal ile bile olsa verir" cümlesinin ne anlama geldiğini maddeler halinde açalım:
1. Dil ile Dua ile Hal ile Dua Arasındaki Fark
Lisan-ı Kal (Sözlü Dua): Sesimizi kullanarak, kelimelerle Allah'a talebimizi arz etmektir (Örn: "Ya Rabbi bana rızık ver" demek).
Lisan-ı Hal (Hâl Dili / İhtiyaç Dili): Konuşamadığımız ya da dilimizle istemediğimiz halde, bütün varlığımızla, muhtaçlığımızla ve içinde bulunduğumuz durumla Allah'tan istememizdir.
2. Tabiatın ve Canlıların "Lisan-ı Hal" Örnekleri
Bitkiler: Bahar mevsiminde tohumlar ve ağaçlar konuşamaz, "Bize çiçek açtır, meyve ver" demezler. Ancak üzerlerindeki o muhtaçlık hâli, boyun büküşleri, suya ve güneşe olan fıtri ihtiyaçları birer lisan-ı haldir.
Yavru Kuşlar veya Hayvanlar: Yeni doğan aciz bir yavru, henüz konuşmayı bilmez ama o açlık hâli ve çırpınışı Allah'a hal diliyle bir duadır.
3. "Verir" Kelimesinin Sırrı
Allah, lisan-ı hal ile (yani o fıtri ihtiyaç diliyle) yapılan duaları da mutlaka işitir ve karşılıksız bırakmaz:
Bir tohum toprağın altında "Beni sümbül yap" diyemez ama o kabiliyeti ve ihtiyacı Allah'a bir duadır; Allah o tohuma sümbül olma kabiliyetini verir.
Susuzluktan solmak üzere olan bir yaprak ses çıkaramaz ama o sararma hâli bir duadır; Allah ona rahmetiyle su ulaştırır veya o hâle göre ikramda bulunur.
Özetle
Cümlenin özü şudur: Sen ister sesli olarak iste, ister sadece muhtaçlığınla ve acziyetinle (hâl dilinle) o duayı et; her şeyi gören, işiten ve merhamet eden O Zat (celle celâlühü), o talebi asla karşılıksız bırakmaz ve mutlaka yerine getirir.