"Maddi ve manevi bir sual münasebetiyle hatıra gelen bir cevaptır." Bu mektubu kısaca özetler misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sualde Nur talebelerinin Üstad'a yakıştırdığı manevi makam ve rütbeleri Üstadımız kabul etmiyor. Bu gibi makam ve meziyetleri Risale-i Nur’a verip, kendini çok kusurlu bir hizmetkâr olarak gösteriyor. Ve böyle davranmasının gerekçesini de şu başlıklarla izah ediyor:

"...Risale-i Nur’un öyle kuvvetli ve sarsılmaz istinad noktaları ve öyle parlak ve keskin hüccetleri var ki, benim şahsımda zannedilen meziyete, istidada ihtiyacı yoktur..." (Emirdağ Lahikası-I, 170. Mektup)

Üstadımız burada bütün meziyet ve makâmları Risale-i Nur'a vererek, bütün dikkat ve ilgiyi Risale-i Nura yönelterek meziyeti kendisinde değil Risale-i Nur'da aramamızı istiyor.

"Eğer şahsiyetim ona ehemmiyetli bir nokta-i istinad olsaydı, dinsiz düşmanlarım ve insafsız muarızlarım kusurlu şahsımı çürütmekle, Nurlar’a büyük darbe vurabilirdiler..." (bk. age.)

Bu zamanda böyle büyük ve önemli bir dava, çürütülebilme imkânı olan bir şahsa bağlanmamalı. Bütün dikkat ve ilgi, şahs-ı maneviye ve Risale-i Nur'a yöneltilmelidir.

"Bu hakikat için, hem bu zamanda enaniyet ziyade hükmettiği için, haddimden çok ziyade olan hüsnüzanları kendime almıyorum. Ve ben, kardeşlerim gibi, kendi nefsime hüsnüzan etmiyorum..." (bk. age.)

Bu zamanda ene ve ego insanlarda çok fazla inkişaf ettiği için, egoyu temsil eden şahsa çok aşırı bir meziyet ve anlam yüklemek egoist insanlarda menfi duyguları uyandırır ve asıl mesele olan iman davası zarar görür. Bu sebeple Üstadımız şahsına yapılan övgüleri kabul etmiyor, övgülerin Risale-i Nura yapılması gerektiğini vurguluyor.

"...Bilerek, isteyerek makam yapmak tarzında, velayetin mahiyetindeki ihlas ve mahviyete münafidir..." (bk. age.)

İhlas, mahviyet ve tevazu gibi manevi haller velayet makamı iddia etmeye uygun değildir. Yani insanların sana verdiği makamı kabul edip o makamın gereğine uygun davranışlarda bulunmak ihlas ve tevazu ile bağdaşmaz. İhlas ve mahviyet böyle makamların reddini gerektirir. Üstadımızın yaptığı da budur.

"Pek çok cihetlerle çürütülebilir ve fâni ve cüz’î ve muvakkat ve kusurlu bir şahıs sahip olsa, Nurlara ve hakaik-ı imaniyenin fütuhatına zarar gelir..." (bk. age.)

Şahıslar gelip geçicidir ve iftiralarla çürütülebilirler ama iman davasının vekili olan Risale-i Nurda bu gibi riskler bulunmuyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...