"Birden hissiyata da damarlara da sirayet eden iman nuru"nu izah eder misiniz; hissiyat ve damarların isteği nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İman; hem kalbe hem akla hem vicdana hem ruha hem latifelere hem bedene ve bedendeki nebati ve hayvani damarlara da nüfuz eden bir nurdur.

Nasıl elektrik bir makinenin içine girdiğinde makine içinde bütün alet ve edevatı çalıştırıyor ise, iman nuru da insan makinesine girdiğinde bütün duygu ve cihazlarını çalıştırıp harekete geçiren manevi bir elektrik gibidir.

İman nuru kalbe girdiğinde imanın oluşmasına vesile olur. Akla sirayet ettiğinde aklı kâinatı teftiş eden bir mütefekkire dönüştürür. Ruha girdiğinde ruhun ulvi inceliklerini harekete geçirir. Vicdana girdiğinde vicdanı hakkın idrak edilmesinde hassas bir mihenk ve ölçüye çevirir. Bedene sirayet ettiğinde ibadete yöneltir ve hakeza.

İnsanın manevi ihtiyaçlarına en çok direnen ve en fazla itiraz eden insanın kör hissiyatı ve nefsani damarlarıdır. İnsanın kalbindeki iman nuru çok kuvvetli ise, kör hissiyat susar, nefsin damarları sükun bulup yatışır ve hayra hizmet etmeye mecbur kalır.

"Hiç hayatımda görmediğim bir tarzda bütün çiçekli otlar, âdetin fevkinde bir tarzda büyümüş, çiçekler açmış, tebessümkârâne tesbihat edip, lisan-ı hal ile Sâni-i Zülcelâllerinin sanatını takdir edip alkışlıyorlar gibi hakkalyakîn hissettiğimden, hayat-ı dünyeviyeye müştak hissiyatım ve gafil ve tahammülsüz nefsim bu halden istifade ederek, dünyadan nefret ve hastalıklı ve sıkıntılı hayattan usanmak ve berzaha gitmeye ve oradaki yüzde doksan dostlarını görmeye iştiyak cihetinde karar veren kalbime ve fânide bâki zevk arayan nefsime itiraz geldi."

"Birden hissiyata da damarlara da sirayet eden iman nuru o itiraza karşı gösterdi ki: Madem toprak bu kadar cemal ve rahmet ve hayat ve zinetlere maddi cihetinde mazhar olmasından hadsiz bir rahmetin perdesidir ve içine giren hiçbir şey başı boş kalmıyor. Elbette bütün bu zahirî ve maddi ziynetlerin ve güzelliklerin ve hüsün ve cemal ve rahmet ve hayatın manevi merkezlerinin ve bir kısım tezgâhlarının faal bir nevi, toprak perdesinin altında ve arkasındadır. Elbette bu himayetli annemiz olan toprak altına girmek ve kucağına sığınmak ve o hakiki ve daimî ve manevi çiçekleri seyretmek, daha ziyade sevilir ve iştiyaka layıktır, diye o kör hissiyatın ve dünyaperest nefsin itirazını tamamıyla izale ve def etti. اَلْحَمْدُ ِللهِ عَلٰى نُورِ اْلاِيمَانِ مِنْ كُلِّ وَجْهٍ dünyaperest nefsime de dedirtti."(1)

1) bk. Emirdağ Lahikası-I, 179. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...