Block title
Block content

"Madem bir harf, kâtibini göstermeksizin olmaz. San’atlı bir nakış, nakkaşını bildirmemek olmaz. Nasıl olur ki, bir harfte koca bir kitabı yazan, bir nakışta bin nakşı nakşeden nakkaş, kendi kitabıyla ve nakşıyla bilinmesin?" İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ortada bir eser varsa, eserin sahibi de vardır." ilkesine illiyet bağı deniliyor, yani sebep sonuç gerekliliği deniliyor. Bu ilke ve bağa göre sanat sanatkârsız olmaz ,nakış nakkaşsız olmaz, kitap katipsiz olamaz. Bu durumda ortada bir sanat varken sanatkârı inkar etmek fizik kuralarına aykırı oluyor.

Kainatı inceleyen fen ilimleri, kainatın baştan ayağa mükemmel bir sanat, nakış, kitap olduğunu iki kere iki dört eder kesinliği ile yani bilimsel yollarla izah ve ispat ediyorlar. Bu durumda illiyet esasına göre ortada mükemmel bir sanat varsa mükemmel bir de sanatkârın olması aklen, mantıken ve bilimsel anlamda kaçınılmaz oluyor.

Evinize gittiğinizde mutfakta çok güzel bir yemek ve yanında da mükemmel bir pasta varsa, aklınıza ilk ne gelir; annenize / eşinize teşekkür etmek değil mi?   

Ama yanındaki arkadaşınız dese ki, "Ya annene boşuna teşekkür etme, bence bu yemek ve bu pasta ya kendiliğinden olmuş ya da şu mutfak içindeki araç ve gereçler kafa kafaya verip bu yemeği pişirip bu pastayı hazırlamışlar."

Senin arkadaşına tepkin ne olur? "Be ahmak arkadaşım!.. Böyle güzel bir yemeğin, böyle enfes bir pastanın elbette usta bir aşçısı, beni düşünen şefkatli bir hazırlayıcısı vardır!.." demez misin?

Sonuç olarak mutfağa girdiğinde basit bir omletin bile aşçı olmadan olmayacağını kabul edip de kainat mutfağında dört yüz bin çeşit canlı için hazırlanan sayısız rızıkları (yemekleri)  tesadüfe ya da şuursuz sebeplere havale etmek gerçekten hem bilimdışı hem de ahmakça bir yaklaşımdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...