"Tabiat misali bir matbaadır, tabi değil. Nakıştır, nakkaş değil." ne demektir, nakış da misali olur mu? Devamıyla izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Misalî" kelimesi, burada farazi manasında kullanılıyor. Buna farazi hatlar da deniliyor. Mesela, dünyayı ikiye böldüğü farz edilen meridyenler ve paralel çizgiler yani ekvator çizgisi aslında olmadığı hâlde, farazi ve misali şeylerdir. Böyle yapılmasının sebebi ise, insanlığa bir kolaylık içindir. Bugün koordinatlar bu farazi hatlar üzerinden yapılmaktadır.
Matbaa, kitabın tabedildiği, basılıp çoğaltıldığı yer demektir. Tâbi’, kitabı basan zat manasınadır. Aynı matbaada konuları birbirinden farklı binlerce çeşit kitabın basılması gibi, bütün canlı türleri de aynı tabiat matbaasında basılmışlardır. Tabiat, bir yönüyle insan matbaası, bir yönüyle koyun matbaası, bir yönüyle de çiçek matbaasıdır.
Matbaanın, basılan kitapları tanımaması, onlardaki konuları bilmemesi gibi, tabiat da ne insanları tanır ne hayvanları ne de bitkileri. Bunların her bir ferdi sonsuz bir ilimle planlanmış ve yine sonsuz bir kudretle yaratılmışlardır. Bu hususiyetler ise tabiatta bulunmaz.
Nur Külliyatında kâinat için kullanılan bir diğer teşbih de “kitab-ı kâinat”dır. Sanatkâr eser cinsinden olmayacağı gibi, kâtip de yazı cinsinden değildir. Bu hakikatten gaflet eden insanların bir kısmı, sarayın sanatkârını saraydaki eşyalardan birisi olarak kabul etmişler, böylece Güneş'e tapmışlar, yıldızlara tapmışlar, nehire tapmışlar, ineğe tapmışlardır.
Bir kısmı da yaratıcıyı, mevcut eşyada aramak yerine, o sarayın idare kanunlarına bakmışlar ve sarayı bu kanunların yaptığını iddia edecek kadar hakikatten uzaklaşmışlardır.
Nakıştır, nakkaş değil: Her varlık, bir yönüyle, kâinat üzerine işlenmiş bir nakış gibidir, onu nakşeden bir nakkaş vardır. Yoksa o nakış, bulunduğu mekândan tabii olarak çıkmış değildir. Tabiattaki her varlık kudret kalemiyle yazılmış bir kelime yahut bir cümle gibidir. Onun yazıldığı mekânın bu işe kabiliyetli olarak yaratılmış bulunmasını yanlış değerlendirerek, yazıları o mekânların yazdığını söylemek, aynen yazıları kâğıtların yazdığını iddia etmek gibidir.
Kâinatta “misalî nakış” söz konusu değildir; çünkü nakış, her bir mahlukun bizzat kendisidir ve hakikati olan müşahhas bir varlıktır. Mesela, çiçek bir nakıştır, nakkaşı ise Allah’tır. Çiçeğe tabiat gibi misalî diyemeyiz...
"Mistardır, masdar değil."
Mistar: Satır açmaya yarayan cetvel veya şablon demektir. Yazının üzerine yazıldığı düzenleyici bir rehberdir.
Masdar: Kaynak, sudur eden yer, yapan demektir.
Tabiat, varlıkların nasıl şekilleneceğini gösteren ilahi bir şablon gibidir. Yazı o şablona göre yazılır; ancak yazıyı yazan kalemin kendisi veya mürekkebin kaynağı o şablon değildir. Tabiat üretmez, sadece üzerindeki kalıba göre üretilmesine aracılık eder. Cetvel çizmez, düzgün ve sistemli çizilmeye hizmet ve aracılık eder; tabiat cetveldir, çizimi yapan ise Allah’tır.
"Nizamdır, nâzım değil."
Nizam: Düzen, kural, sistem demektir.
Nâzım: Düzenleyen, o sistemi kuran, tanzim eden demektir.
Bir saatteki dişlilerin işleyişi bir nizamdır. Ancak o dişliler kendi kendilerini o sıraya koyamazlar. Tabiat, kâinattaki muazzam düzenin adıdır; o düzeni kuran ve işleten irade sahibi bir düzenleyici değildir. Nazım Allah’tır.
"Kanundur, kudret değil."
Kanun: Bir işin nasıl yürüyeceğini belirleyen kuraldır.
Kudret: İcra etme gücü, yapabilme kabiliyetidir.
Yer çekimi bir kanundur, ama o cismi bizzat tutup aşağı çeken canlı bir güç değildir. Kanunlar soyuttur, icra kabiliyetleri yoktur. Mesela anayasa bir kanundur; ama suçluyu hapse atan anayasa değil, devletin gücüdür. Tabiat da ilahi bir kanunlar mecmuasıdır; bizzat yaratma gücüne sahip değildir.
"Şeriat-ı iradiyedir, hakikat-i hariciye değil."
Şeriat-ı iradiye: Allah'ın irade sıfatından gelen ve kâinattaki fiziksel olayları düzenleyen kanunlar bütünüdür.
Hakikat-i Hariciye: Kendi başına var olan, müstakil, dış bir gerçekliği yoktur.
Tabiat, Allah’ın kâinattaki eşyaya koyduğu davranış kurallarıdır. Yani tabiat dediğimiz şey, aslında ilahi iradenin bir tecellisidir. Kendi başına, Allah'tan bağımsız, dışarıda maddesi olan bir yaratıcı öz değildir. Sadece bir tasarım ve emirler bütünüdür.
Özetle; tabiat bir sanattır, sanatçı değildir; bir nakıştır, nakkaş değildir; bir defterdir, kâtip değildir. (bk. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 13)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü