"Yalnız iki yüz bin hayvanat taifelerinin ve iki yüz bin nebatat envaının atkı ipleriyle dokunan nakışlı şu sikkeye bak..." Buradaki "atkı ipi" benzetmesini nasıl anlayabiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Atkı ipi" benzetmesi, halının ortasındaki nakşın iplerle nasıl örüldüğüne bir kinayedir. Kâinat bir halı, bitki ve hayvanlar ise bu halının ipleri gibidirler. Bu halının Nakkaşı ise Allah’tır.

Nasıl halının merkezinde birleşen ipler bir nakşa vücut veriyor ise, ağacın tümü de meyveye hizmet edip onun vücut bulması için maddi bir ip gibi uzanıyor. Yani meyve, ağaç halısının ortasında duran bir nakış gibidir. Ağacın bütün dalları, budakları, çiçekleri ve yaprakları ipler gibi o meyveye hizmet ediyor.

Mesela, meyve kimin sanatı ve icadı ise, ona atkı ipi olan ağaç da onun sanatı ve icadıdır. Bu da usta ve sanatkârın Vahid ve Ehad olduğunu gösterir. Meyvenin mucidi farklı, meyveye vesile olan ağacın mucidi farklı olmaz ve olamaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.615
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

gokselbeydag@gm...

Sicim teorisi, parçacık fiziğinde, kuantum mekaniği ile Einstein'in genel görelilik kuramını birleştiren bir teori. "Sicim" adı, klasik yaklaşımda "sıfır boyutlu noktalar" şeklinde tarif edilen atomaltı parçacıkların, aslında "bir boyutlu ve ipliksi varlıklar" olabileceği varsayımına dayanır. Risale i Nur da atom altı yani zerrelerin hareketlerine dair çok yerde mevzu olmakla beraber  burada yüksek bir hakikate işaret edilmiş fakat irşad nazara alınmıştır

Meselâ eğer Kur'an-ı Kerim, makam-ı istidlalde şöylece demiş olsa idi ki: "Ey insanlar! Güneş'in zahirî hareketiyle hakikî sükûnuna ve Arz'ın zahirî sükûnuyla hakikî hareketine ve yıldızlar arasında cazibe-i umumiyenin garibelerine ve elektriğin acibelerine ve yetmiş unsur arasında hasıl olan imtizacata ve bir avuç su içinde binler mikrobun bulunmasına dikkat ediniz ki, bu gibi hârika şeylerden Cenab-ı Hakk'ın herşeye kadir olduğunu anlayasınız." deseydi; delil, müddeadan binlerce derece daha hafî, daha müşkil olurdu. Halbuki delilin müddeadan daha hafî olması, makam-ı istidlale uymaz.
İşarat-ül İ'caz ( 119 )

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...