"Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur?" İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu üç meselenin tam izahı Nur Külliyatının tamamıdır. Şöyle ki;

"Bir köy muhtarsız olmaz.” cümlesi, “Sultan-ı Kâinat birdir.” hakikatini ders vermekte ve bu konudaki bütün devhid derslerini hatırlatmaktadır.

“Bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz.” cümlesi, eşyanın kendi kendine olamayacağına, sebeplerin ve tabiatın müessir olmadıklarına dair bütün derslerin çekirdeği gibidir.

“Bir harf kâtipsiz olamaz.” cümlesi, kâinatı bir kitab-ı kebir, varlıkları mektubât-ı Rabbaniye olarak takdim eden bütün Nur derslerini hatırlatmaktadır.

Şöyle bir misal verelim:

Evinize gittiğinizde mutfakta çok güzel bir yemek ve yanında da mükemmel bir pasta varsa, aklınıza ilk ne gelir; annenize, eşinize teşekkür etmek değil mi?

Ama yanındaki arkadaşınız dese ki, "Ya annene boşuna teşekkür etme, bence bu yemek ve bu pasta ya kendiliğinden olmuş ya da şu mutfak içindeki araç ve gereçler kafa kafaya verip bu yemeği pişirip bu pastayı hazırlamışlar."

Senin arkadaşına tepkin ne olur? "Be ahmak arkadaşım, böyle güzel bir yemeğin, böyle enfes bir pastanın elbette usta bir aşçısı, beni düşünen şefkatli bir hazırlayıcısı vardır!.." demez misin?

Hele ki ocağın, kaşığın, bıçağın, tuzun, şekerin kafa kafaya verip yemek ve pasta olmaları daha mantıksız daha komik bir iddiadır.

Şayet sen de ahmak arkadaşın gibi, o yemeği ve o güzel pastayı tesadüfe ya da mutfak araçlarına verirsen, annen sana gücenmez mi, sana gönül koymaz mı, hatta nankörlüğünden dolayı seni cezalandırmaz mı?

Basit bir yemek ve pastayı tesadüfe ve sebeplere veremezken, kâinattaki o muazzam eserleri, sanatları, düzeni, sebze ve meyveleri tesadüfe ya da sebeplere vermek ahmaklık değil de nedir acaba!

Ayrıca Üstad Hazretleri,

"Madem bir harf, kâtibini göstermeksizin olmaz. San’atlı bir nakış, nakkaşını bildirmemek olmaz. Nasıl olur ki, bir harfte koca bir kitabı yazan, bir nakışta bin nakşı nakşeden nakkaş, kendi kitabıyla ve nakşıyla bilinmesin?"(1)

gibi ifadelerle aynı manayı, benzer kelimelerle Risalelerin çok yerlerinde açıklığa kavuşturmuştur.

İşte bu cümleler ile "Şu kâinat ve içindekilerin bir ustası bir sahibi bir yaratıcısı vardır." denilmektedir.

(1) bk. Sözler, Yirmi İkinci Söz, Birinci Makam, Beşinci Burhan.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 33.810
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Beyza Rana Aktaş
ÇOOK TEŞEKKÜR EDERİM
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Medreseningulu_... (doğrulanmadı)

Ustadın kullandığı "Kitap katipsiz olmaz" argümanı galiba kıyasa dayalı teleolijik argüman olarak geçiyor. Sanırım bu argümana Hume ve bazıları eleştiri getiriyor, nasıl savunabiliriz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Muhatabın kabul etmek zorunda olduğu öncüller vardır. “Kitap katipsiz olmaz “ öncülü bu kabilden bir öncüldür. Güneş doğdu ise gündüzdür önermesi de bunun gibidir.

Öncüllerin muhatap tarafından kabul edilmesi her şeyden önce onların doğruluğuna bağlıdır. Eğer öncüller zorunlu olarak doğru değil ise muhatabın onları kabul etmesini gerektirecek herhangi bir durum söz konusu olmaz. Ama öncüller zorunlu olarak doğru ise muhatap bunu kabul etmek zorundadır.

Gazali'ye göre, zaruri öncüllerin veya zaruri öncüllerden sonuçlanan öncüllerin düzenlenmesiyle yapılmayan hiçbir kıyas kesin sonuç vermez; akla uygun olan, öncülleri doğru olan ve doğru sonuç veren kıyastır.

Öncüller kabul edildikten sonra çıkacak olan sonuçtan şüphe edilemez. Başka bir ifade ile öncülleri onayayan herkes, bu öncülleri zihninde hazır tuttuğu ve bunların toplamını hatırında bulundurduğu sürece, sonucu doğrulamaya mecburdur.” (Gazali, Fedaihu'l-Batiniyye/el-Muztazlıiri, Kahire, 1964, s. 86)

Sırf akli kavram. Aklın ortaya koyduğu ve muhatabın kabul etmek zorunda olduğu öncül çeşididir. "Alem ya hadis veya kadirndir" dediğimiz zaman, her düşünen kişi bu öncülden iki ihtimalin dışında üçüncü bir ihtimalin olmadığını bileceğinden bu öncülü olduğu gibi kabul etmek zorundadır.

Mesela;

Hadisten önce bulunmayan her şey hadistir.

Alem hadisten önce bulunmuyordu.

O halde alem hadistir.

Bu kıyastaki iki öncülden biri "hadisten önce bulunmayan şeyin hadis olması" ifadesidir.

Muhatabın bu öncülü kabul etmesi gerekir. Çünkü hadisten önce bulunmayan şey ya hadiste beraberdir veya ondan sonradır. Üçüncü bir ihtimal yoktur. Eğer muhatap, üçüncü bir ihtimali iddia edecek olursa, aklen apaçık olan şeyi inkar etmiş olur. Eğer hadisle beraber veya ondan sonra mevcut olan şeyin hadis olduğunu inkar ederse, apaçık olan bilgiyi (bedihiyatı) inkar etmiş olur.” (Gazali, el-İktisat fi'l-İtikad, s. 20-21.)

Kitap katipsiz olmaz “ ifadesi bedihiyat cinsinden bir önerme olduğu için inkarı kabil değildir. Kitabın ortaya çıkış nedenini inkar etmek akıldan istifa etmek anlamına gelir.

Öncülün, başka bir kıyasla ispat edilmiş olması. Bu kıyas, ya bir dereceli veya bir çok dereceli olup hisse, akla veya tevatüre dayanır. Çünkü iki öncülün sonucu, başka bir kıyasta öncül olabilir.

Mesela "alemin hadis olduğu" sonucuna vardıktan sonra "alemin hadis olmasını" başka bir kıyasın düzenlenmesinde öncül yapmak mümkündür.

Şöyle ki;

Her hadis olanın bir sebebi vardır.

Alem hadistir.

O halde alemin de bir sebebi vardır.

Alemin hadis olmasını delillerle ispatladıktan sonra onun bir sebebinin olduğunu inkar etmek imkansızdır. Böyle kıyaslar da sonucu kesin olan bir önerme, öncül yapıldığı için onun doğruluğundan şüphe edilemez.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...