"Medeniyetin günahları iyiliklerine galebe edip seyyiatı hasenatına racih gelmekle, beşer iki harb-i umumi ile iki dehşetli tokat yiyip..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bizim muradımız, medeniyetin mehasini ve beşere menfaati bulunan iyilikleridir. Yoksa medeniyetin günahları, seyyiatları değil ki, ahmaklar o seyyiatları, o sefahetleri mehasin zannedip, taklit edip malımızı harap ettiler. Ve dini rüşvet verip dünyayı da kazanamadılar. Medeniyetin günahları iyiliklerine galebe edip seyyiatı hasenatına racih gelmekle, beşer iki harb-i umumî ile iki dehşetli tokat yiyip o günahkâr medeniyeti zîr ü zeber edip öyle bir kustu ki, yeryüzünü kanla bulaştırdı. İnşaallah, istikbaldeki İslâmiyetin kuvvetiyle medeniyetin mehasini galebe edecek, zemin yüzünü pisliklerden temizleyecek, sulh-u umumîyi de temin edecek."(1)

"Yanlış anlaşılmasın, Avrupa ikidir. Birisi, İsevîlik din-i hakikîsinden aldığı feyizle hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi san'atları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takip eden bu birinci Avrupa'ya hitap etmiyorum. Belki, felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiâtını mehâsin zannederek beşeri sefâhete ve dalâlete sevk eden bozulmuş ikinci Avrupa'ya hitap ediyorum."(2)

Üstad Hazretleri bir meseleyi değerlendirmeye tabi tutarken, toptancı yaklaşımla değil, analitik bir yaklaşımla değerlendirir. Avrupa medeniyetine bakışı da bu şekildedir. "Avrupa ikidir" der. Biri hakiki İsevilikten ilham alarak insanlığın hizmetine çalışan müspet Avrupa; diğeri maddi felsefenin dalaletinde boğulmuş, insanlığı günah ve zulme teşvik eden menfi Avrupadır. Onun için Avrupa’nın her şeyine karşı değildir. Avrupa müktesebatlarının hayırlı ve müspet tarafını almakta bir sakınca yoktur.

Üstad Hazretlerinin burada bozuk ve menfi gösterdiği, Avrupa’nın ikinci ve menfi yüzüdür; diğer müspet yüzüne karşı bir düşmanlık ve nefret göstermek doğru olmaz. Maalesef aydın ve çağdaşım diyenler, ekseri Avrupa’nın menfi ve bozuk yönünü taklide çalışmışlar. Batılılaşma adı altında menfi Avrupa’nın ahlaksız ve İslam ile bağdaşmayan şeylerini tatbike çalışmışlar. İşte Üstad Hazretlerinin tenkit edip sakındırdığı nokta burasıdır.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları Avrupa medeniyetinin günah ve zulümlerine bir semavi tokat olarak değerlendiriliyor. Hakikaten bu iki dünya savaşında çekilen sıkıntı ve musibetler, âdeta yeryüzünün manevi bir temizlenmesi ve günahlardan gelen kirlerin bir arınması gibidir.

Dipnotlar:

(1) bk. Hutbe-i Şâmiye, Beşinci Kuvvet.
(2) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a, Beşinci Nota.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 5.318
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Park

“beşer iki harb-i umumi ile iki dehşetli tokat yiyip..” Genelde iki harbi umumi deyince 1. ve 2. Dünya savaşlarını anlıyoruz, Hutbe-i Şamiye1911 yılında, 1. Dünya Savaşı 1914-1918, 2. Dünya Savaşı 1939-1945 tarihleri arasında, Üstadın burada bahsettiği iki umumi savaş hangi savaşlar oluyor?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Hutbe-i Şamiyenin başında bu kısa yazı vardır.

" اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا

Aziz, sıddık kardeşlerim; Kırk sene evvel Şam’daki Cami-i Emevîde, Şam ulemasının ısrarıyla, içinde yüz ehl-i ilim bulunan on bin adama yakın bir azîm cemaate verilen bu Arabî ders risalesindeki hakikatleri, bir hiss-i kablelvuku ile Eski Said hissetmiş, kemâl-i kat’iyetle müjdeler vermiş ve pek yakın bir zamanda o hakikatler görünecek zannetmiş. Hâlbuki iki harb-i umumî ve yirmi beş sene bir istibdad-ı mutlak, o hiss-i kablelvukuun kırk-elli sene tehirine sebep olmuş; ve şimdi o zamandaki verdiği haberlerin aynen tezahürleri âlem-i İslâmiyette başlamış. Demek, bu pek ehemmiyetli ders, zamanı geçmiş eski bir hutbe değil, belki doğrudan doğruya, 1327’ye (Rumî 1911) bedel 1371’de ve Cami-i Emevî yerine âlem i İslâm camiinde, üç yüz yetmiş milyon bir cemaate hakikatli ve taze bir ders-i içtimaî ve İslâmîdir diye, tercümesini neşretmek zamanıdır tahmin ederim." Said Nursî

Bu ifadeleri Üstadımız 1956 lı yıllarda kaleme almış, Hemen hemen bütün Eski said eserlerini tashih ederek yeniden yayınlamıştır. Dolayısıyla Hutbe-i Şamiyenin ilk yayınlanması 1911 yılları olmakla birlikte, 1956 yılında tekrar tashih edilmiş ve geçen 45 yıllık mazinin bilgileri de eklenerek yeniden yayınlanmıştır. Üstadın 45 sene evvel verdiği bilgilerin zamanın geçmesiyle nasıl tahakkuk ettiği ortaya çıktığından, Hutbe-i Şamiyenin ehemmiyetine biraz daha vurgu yapmaya vesile olmuştur.

Çünkü bu hutbe İslam aleminin bundan sonra alacağı rotanın ne olacağını geçmişte yapılan hatalardan ders alarak, Vahyin ve hikmetin düsturlarıyla istikbali şekillendirmeye yönelik ortaya koyan mükemmel bir ders ve pusula mahiyetindedir.

Ek bilgi için tıklayınız:

Hutbe-i Şamiye hakkında bilgi verir misiniz? Külliyat'ta neden görünmüyor?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...