Medresetü’z-Zehra'ya tahsis edilen paralara ne oldu? Bu altınları Bediüzzaman alıp kullanmış diyenlere ne denilebilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hattâ büyük bir ehemmiyetle, şimdi de Şark Darülfünunu -tâbirlerince Doğu Üniversitesi- için yüz bin lira tahsis edildiğini gazeteler yazmış."

"Hem mezkûr hakikati, hem Ankara, hem İstanbul Üniversiteleri o dehşetli, tahribatçı kuvvete karşı hem vatanı, hem gençliği kurtaracak hakaik-ı Kur'âniye ve imaniye olduğunu kat'iyen bildiler ki, Ankara'daki üniversiteliler bin yedi yüz imza ile Maarif Vekilinin din derslerini cebrî mekteplere koyması için tebrik etmişler."(1)

"Mustafa Kemal iki defa şifre ile Van vilâyetinin eski valisi ve benim dostum Tahsin Beyin vasıtasıyla beni, neşredilen Hutuvât-ı Sitte'ye mükâfaten taltif için Ankara'ya celb etti, gittim. Şeyh Sinusî Kürtçe lisanı bilmediğinden, beni onun yerinde üç yüz lira maaşla Vilâyât-ı Şarkıye vâiz-i umumîsi, hem meb'us, hem Diyanet Riyaseti dairesinde, Dârü'l-Hikmet âzâlarıyla beraber, eski vazifemle memnun etmek ve benim Van'da temelini attığım Medresetü'z-Zehrâ ve Şark dârülfünunuma Sultan Reşad'ın verdiği on dokuz bin altın lira, iki yüz mebus içinde yüz altmış üç mebusun imzasıyla yüz elli bin banknota iblâğ edilerek kabul edildiği halde..."(2)

Yukarıdaki iki pasajdan anlaşıldığı kadarıyla, bu paraları Bediüzzaman Hazretleri almış değil. Bu paralar ve altınlar o üniversitelerin yapımı için devlet tarafından tahsis edilmiş. Birinci Dünya savaşı patlak verince de ne bu paralar alınmış ne de o darulfünunlar, yani üniversiteler yapılmış. Burada açıklığa kavuşturulması gereken önemli iki nokta vardır. Bunlar:

1. Bu işin resmi kayıtlara bakan yönü vardır ki, Devlet hiçbir işin resmi boyutunu ihmal etmez. Yapılan işin belgelerini dosyalayıp, arşivler. Böylece işleri sıkıca ve ciddiyetle takip eder. "Bu paraları Bediüzzaman almıştır ve kullanmıştır." diyenler bu davalarını ve iddialarını devletin resmi belgeleri ışığında ıspatlamak zorundadır. Yoksa hem müfteri durumuna düşerler hem de ciddi bir fitneye vesile olurlar. Çünkü bu iftiralarla ve gerçek dışı iddialarla ahir zamanın çeşitli hastalıklarına deva olan Risalelerden gençleri uzaklaştırıp manevi zararlara vesile olurlar.

2. Devlet yapmaya karar verdiği projelerin parasını kimsenin eline veya şahsi hesabına atmaz. Projeyi yürütecek ilgili bakanlığa bağlı il müdürlüklerine veya bir devlet kurumuna, yapılan işin hakediş durumuna göre, belirlenen tahsisattan parayı resmi kanaldan gönderir. Dolayısıyla bu paraları Bediüzzaman'ın eline göndermesi gibi bir durum devlet geleneğine uymaz. Bunu en küçük bir devlet memuru bile bilirken, ortaya böyle gülünç bir iddiayı atmak ya ciddi bir cehaletin ya da ciddi bir art niyetin habercisidir.

Netice, Bediüzzaman Hazretleri küçüklüğünden beri kimseden hediye almayan, Rusya esaretinden sonra çalışmaya başladığı Darü'l-Hikmeti'l-İslamiye'deki vazifesinden dolayı devletten aldığı maaşın fazla kalanıyla yazdığı eserleri bastırıp bedava dağıtan, Ankara Hükümetinin kendisine teklif etiği "300 lira maaş, Milletvekilliği, Şarkın umum vaizliği ve yalı tahsisini" elinin tersiyle itip Van'daki Erek dağına çekilen ve esaret yıllarında bile kimseye dilenmeyen ve tenezzül etmeyen bir şahsiyet olduğu, dost ve düşmanın ittifakıyla sabittir. Bu halde, ona yapılan bu yakıştırmaların ciddi bir mesuliyet getireceği kanaatindeyiz.

Dipnotlar:

(1) bk. Emirdağ Lahikası-II, 54. Mektup.
(2) bk. Şualar, On Dördüncü Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...