"İnsan icadsız bir cüz-ü ihtiyari ile cüz-ü bir kesb ile bir emri ademi veya emr-i itibari teşkil ile ve sübut vermekle müthiş tahribata ve şerlere sebebiyet verir..." cümlesindeki "emr-i ademi" ve "emr-i itibari"den murat nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada emr-i itibarî, emr-i ademî manasında yani fiilsizlik ve amelsizlik olarak ifade edilmiştir. Mesela, biz bedenimizin bir tarafına sağ, diğer tarafına sol deriz. Sağ kol ve sol kol mevcutturlar ve mahlûkturlar, ama sağ ve sol diye müstakil iki varlık söz konusu değildir, yani sağ ve sol mahlûk değildirler, yokturlar; ancak öyle itibar edilmişlerdir.

Adem; yokluk, vazifesizlik ve amelsizliktir; yapmak değil, yıkmaktır, bozmaktır. Günahlar, şerler ve kötülükler ademîdir. Ademî şeylerde ise vücutta olduğu gibi binlerce sebebin bir araya gelip çalışması gerekmiyor; aksine bir sebebin olmayışı ya da iptal edilişi adem için yeterli oluyor. Bundan dolayı neticesi büyük zarardır. Yüz ustanın yüz günde yaptığı bir bina temeline konulan dinamitin ateşlenmesiyle birkaç saniyede yıkılır.

Küçük bir kıvılcım koca bir ormanı yakıp kül etmeye kâfidir. Kıvılcımın kendisi çok küçük ve ehemmiyetsizdir, ama neticesi çok vahimdir ve büyük bir hâdisedir.

Şer ve tahrip bir gayret ve amel gerektirmiyor. Yani bunlar çok şartların bir araya gelmesi ile olan bir şey değildir. Bir tek vazifeyi terk ile yahut bir şartın bunmamasıyla şerler oluşur.

Şeytanın insana telkin ettiği kötülükler, zâtı itibarı ile çok basit ve çok ehemmiyetsizdir, ama insan nefsinin bu telkine kulak verip günah ve zulümlere girmesi ise çok büyük bir cinayet ve cürümdür.

Bir de Şeytan bazı hayırları terk ettirmekle büyük şerler işletiyor. Meselâ, namaz kılmamak emr-i ademîdir, terktir, ama neticesi büyük bir azaba duçar olmaktır. Meselâ; bir binanın yüz usta tarafından, yüz günde yapılması vücuttur; bir iştir ve ameldir. Bu binanın varlık kazanması için binlerce şartın ve malzemenin bir araya gelmesi şarttır. İşte buna emr-i sabit ve vücut deniliyor.

Meselâ, namaz kılmak için binlerce şart lazımdır. Başta beden, bedenin çalışması, azaların sıhhatli olması, abdest için su, suyun olması için de yağmur lazım, vs. O zaman bir namazın kılınabilmesi için, bütün bu şartların bulunması gerekiyor. İşte namazın kılınması vücuttur ve ameldir. Nihayetsiz iktidar ister. Bu iktidar ise insanda yoktur. Öyle ise ibadetlerde fahre hakkımız yoktur. Ama namaz kılmamak için hiçbir şarta ihtiyaç yoktur. Namaz kılmamak bir amelsizliktir ve terktir; iktidar ve güce ihtiyaç yoktur. Vazifeyi terk etmek kâfi gelir; hususi bir gayret istemez.

İşte, namaz kılmak, binayı yapmak gibidir; iktidar ve sebeplerin vücudunu ister. Ama kılmamak ise binayı yıkmak gibidir; az bir iş kâfidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

hakan
emt-i itibari mahluk mu?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Emr-i itibarı mahluk değildir. Ancak varmış gibi itibar edilmiştir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hakan
Yani bizim bildigimiz itibari kavramlar yani sag sol,güzel cirkin,yukari asagi,bunlar vamis gibimi düsünmemiz lazim,bunlar mahluk degilmi?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Sorunuzun cevabı için tıklayınız:  Kader Risalesi'inde geçen emr-i itibari hakkında...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...