Block title
Block content

Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale, Birinci ve İkinci Basamaklarını kısaca izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Birinci basamak: Semâvâtın, melâike ile tesmiye edilen münasip sakinleri vardır. Çünkü, küre-i arzın semâya nispeten küçüklüğü ve hakaretiyle beraber zevilhayatla dolu olması, semâvâtın ve müzeyyen burçları zevi'l-idrakle dolu olmasını tasrih ediyor. Ve keza, semâvâtın bu kadar ziynetlerle tezyin edilmesi, behemehal zevi'l-idrâkin takdir ve istihsan ile nazar-ı hayretlerini celb etmek içindir. Çünkü, hüsn-ü ziynet, âşıkların celbi içindir. Yemek ve taam da aç olanlara yapılır. Maahaza, ins ve cin o vazifeyi ifâya kâfi değillerdir. Ancak, gayr-ı mahdut, oraya münasip melâike ve ruhânîler o vazifeyi ifâ edebilir."(1)

Kâinat maddi olarak insan için çok geniş ve büyük bir mekândır. İnsan kâinat içinde âdeta bir zerre mesabesindedir. Halbuki kâinatın çok mekân ve tabakalarını Allah gayet mükemmel bir derecede süsleyip hikmetli bir şekilde tanzim etmiştir. Süslemek ve hikmetli tanzim etmek fiilleri ise, takdir ve tahsin edici nazarları ister ve gerektirir. İnsan ise bu takdir ve tahsin etme işinde yetersiz kalıyor. Bu yüzden Allah kâinatın o geniş ve mükemmel âlem ve tabakalarını şuur sahibi sakinlerle donatmıştır.

Yani kâinatın her karışı için orayı seyredip Allah’ın sanat ve güzelliklerini övüp ibadet edecek mahluklarla doldurmuştur. Dünya gibi semavata nispeten harabe bir yerde her taraf hayat ve şuur ile donatılsın, ama dünyaya nispeten saraylar gibi güzel ve parlak olan semada şuur sahibi varlıklar olmasın, bu Allah’ın hikmetine zıt bir durum olurdu. Bu yüzden Allah kâinatın her yerini takdir ve tahsin edici mahlukları ile doldurmuştur ki bu mahlukların şeriattaki adı "melek ve ruhaniler"dir. İşte bu pasajda anlatılmak istenen ana tema budur.

"İkinci basamak: Arzın semâvatla alâkası, muamelesi olup aralarında çok büyük irtibat vardır. Evet, arza gelen ziya, hararet, bereket ve saire semâvattan geliyor. Arzdan da semâya dualar, ibadetler, ruhlar gidiyor. Demek, aralarında cereyan eden ticarî muameleden anlaşılıyor ki, arzın sakinleri için semâya çıkmaya bir yol vardır ki, enbiya, evliya, ervah, cesetlerinden tecerrüdle semâvâta uruç ederler."(2)

Dünyamız ile sema arasında sıkı bir ilişki ve bağ bulunuyor. Dünyamıza semadan ışık, ısı ve bereket geliyor ki bereket Allah’ın ihsan ve ikramına bir unvandır çünkü insana ikram edilen bütün nimetler kutsaldır ve büyük bir kısmı yön olarak sema aleminden bize intikal ediyor, vahiy gibi.

Dünyadan da semaya insanların yapmış olduğu dualar, ibadetler ve yine ölen insanların ruhları gidiyor. Dünya ile sema arsında böyle sıkı bir alışveriş bulunuyor.

Dünyanın sakini olan insan için semaya yükselme imkanı ve şansı bulunmaktadır. Peygamberler ve onların izinde giden evliyalar, nefislerini tam terbiye edip cesetleri nuraniyet kazandığı için onların semaya çıkması mümkün ve vaki olmaktadır. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm) miraca hem mübarek ruhu hem de mübarek cesedi ile çıkmıştır. Veli zatların da sema dairesinde keramet şeklinde dolaşması gayet makul ve vakidir.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale.

(2) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...