Miraç Risalesindeki saat örneğini izah ederek, temsilin şeklini çizebilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Miraca bir anda gidip dönme" hâdisesini aklına sığıştıramayan kimselerin aldandıkları nokta, bu büyük mucizeyi kendi durumlarıyla mukayese etmeleridir. Aslında bu hâdise büyük bir mucizedir. Her mucize gibi bu da insan anlayışının çok ötelerinde meydana gelmiştir. Bununla birlikte, Bediüzzaman Hazretleri bu meseleyi akla yakınlaştırmak için, kendimizde ve çevremizde meydana gelen olaylarda farklı zaman ölçülerinin geçerli olduğunu nazara vererek konuyu izah etmektedir.

Böylece kâinatın her yerinde bu kadar çok işi, çok farklı zaman boyutlarında birlikte icra eden sonsuz kudret sahibi Cenâb-ı Hak, miraç olayıyla bir kulunu bulunduğu zaman boyutundan farklı bir zaman boyutuna alarak, bu mucizeyi gerçekleştirmiştir. Netice itibariyle, kulluk vazifesini mükemmel icra etmiş bir kulunu bir anda kâinat ötesine götürmenin, ahiret âlemlerini seyrettirerek huzuruna kabul ile tekrar dünyaya göndermenin son derece kolay olduğunu akla da kabul ettiriyor.

Verilen örnekten iktibas ederek bu konuyu izah etmeye gayret edelim;

Mesela, yürüyen bir insanın saniyedeki hızı yaklaşık 1,6 metredir. Sesin saniyedeki hızı ise 340 metredir. Işığın hızı ise saniyede 300.000 km’dir. Görmenin hızı ise ölçülemeyecek kadar fazladır. Çünkü Güneş'ten ışık bize 8 dakikada ulaştığı halde, bir anda Güneş'e nazarımızla ulaşabiliriz. Ruhun hızı ve onun da ilerisinde olan hayalin hızı ise ölçülmesi mümkün olmayacak kadar ilerdedir. Çünkü ruhtan ibaret olan ve Kur'an'da da “Ruh” diye tarif edilen (bk. Kadir, 97/4) Cebrail (a.s.), Arş’tan bir anda dünyamıza veya istenilen yere gidebilirken, hayal ise sahibini kâinatın ötesine, mesela cennete ulaştırabiliyor. Dolayısıyla kâinatta bulunan her varlığın -maddi olsun manevi olsun- hızları baş döndürücü seviyede farklıdır.

İşte insanın bu konuda yanılgıya düşmesinin asıl sebebi burada yatmaktadır. İnsan Cenab-ı Hakk'ın bu kadar farklı varlıkları -âdeta- zamansız idare etmesini hayranlıkla tefekkür ederken, bir kulunu kısa bir zamanda bütün kâinatta gezdirmesini aklına sığıştıramayıp inkâr etmektedir.

Şimdi şöyle bir saat farz ediyoruz ki, bu saatte on ibre vardır. Bu ibrelerin birincisi saati gösterirken, ikincisi de ondan 60 kat daha hızlı bir şekilde hareket eden dakikayı gösterir. Üçüncü ibre, ondan 60 kat daha hızlı saniyeleri, dördüncü ibre, saniyeden 1000 kat daha hızlı olan milisaniyeyi, beşinci ibre milisaniyeden 1000 kat daha hızlı olan mikrosaniyeyi, altıncı ibre ise mikrosaniyeden 1000 kat daha hızlı olan Nanosaniyeyi, yedinci ibre ise nanosaniyeden 1000 kat daha hızlı olan pikosaniyeyi, sekizinci ibre ise pikosaniyeden 1000 kat daha hızlı olan femtosaniyeyi, dokuzuncu ibre ise femtosaniyeden 1000 kat daha hızlı olan attosaniyeyi, onuncu ibre ise attosaniyeden 1000 kat daha hızlı olan zeptosaniyeyi göstermektedir.

İşte bu saatin her bir ibresine birer adam bindirip, hareket alanlarını ve kuşbakışı görebilecekleri mekânları beraber analiz edelim.

Saat ibresine binen kişi, -ki bu kişi hayatı normal zamanda yaşayan bizleriz- bir saatte ancak 6 km’lik bir alanı tefekkür edebilirken,

Dakika ibresine binen kişi 360 km’lik bir alanı gezip tefekkür edebilecektir.

Saniye ibresine binen kişi de 21.600 km’lik bir alanı,

Milisaniye ibresine binen kişi, 21.600.000 km’lik alanı tefekkür edebilecektir.

Mikrosaniye ibresindeki kişi, 216 X 108 km’lik alanı,

Nanosaniye ibresine binen kişi de 216 X 1011 km’lik yeri,

Pikosaniye ibresine binen kişi ise, 216 X 1014 km’lik yeri,

Femtosaniye ibresine binen kişi, 216 X 1017 km’lik yeri,

Attosaniye ibresiyle hareket eden kişi ise, 216 X 1020 km’lik yeri,

Zeptosaniye ibresiyle hareket eden kişi ise, 216 X 1023 km’lik yeri görüp ziyaret edebilecektir.

Yani normal zamanda yaşayan ve hareket kabiliyetine sahip olan birinci kişi, bir saatte küçük bir ilçeyi görebilirken,

İkinci adam, yaklaşık olarak İstanbul-Ankara arası bir mesafeyi görebilir.

Üçüncü adam, dünyanın çevresinin yarısı kadar bir mesafeyi gezebilir.

Dördüncü adam ise, yetmiş defa Güneş'e gidip gelebilecektir.

Beşinci adam, içinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksisini bir uçtan bir uca gezebilecektir.

Altıncı adam ise, galaksimiz gibi yaklaşık bin adet galaksiyi görebilecektir.

Yedinci adam ise, bir milyon galaksiyi tefekkür edebilecektir.

Sekizinci adam ise, bir milyar galaksiyi ziyaret edebilecektir.

Dokuzuncu adam ise, kâinatta bulunan yaklaşık bir trilyon galaksiyi ziyaret edebilecektir.

Onuncu kişi ise kâinatta bulunan yaklaşık bir trilyar galaksinin dışına geçecek, Arş ve Kürsî dediğimiz âlemlere dalıp oraları da tefekkür edebilecektir.

Netice, biz bu aciz halimizi ölçü alarak miracı anlayamayız. Zira Peygamberimiz (asm) kendi iradesi ve gücüyle miraca çıkmamıştır. Meseleye Allah’ın sonsuz kudreti açısından bakmak, o kudrete göre düşünmek gerekiyor. O zaman ortada hiçbir zorluk kalmaz. Çünkü Cebrail (a.s.) gibi melekleri her vakit her tarafa gönderen Allah (c.c), sevdiği bir kulunun ruhunu bedenine hâkim kılarak, bir anda dünyadan alıp istediği âlemlere gönderdikten ve tefekkür ettirdikten sonra huzuruna aldırıp, insanlara ulaştırmak üzere emirlerini ve mesajlarını verip tekrar yerine göndermiştir.

Zaten iman dediğimiz cevher, aklımızın anlamakta zorlandığı konuları tereddütsüz kabul etmek ve vahye itimat etmektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...