"Münakaşa" ve "münazara" aynı mıdır, nasıl olmalıdır?
- Bazı Nur talebelerinin internet ortamında, İslamı anlatmak değil de, daha çok fikirlerini ilzam niyetiyle mücadele ediyorlar. Cedelleşme doğru mu?
Değerli Kardeşimiz;
Münazara, temelinde hakikati arama niyeti yatan, belli bir usul ve disiplin çerçevesinde yürütülen fikrî bir tartışmadır. Bu süreçte, iki veya daha fazla taraf kendi tezlerini delillerle savunur ve karşı tarafın delillerini yine mantık kuralları içinde çürütmeye çalışır.
Münazaranın asıl amacı, kimin haklı çıktığı değil en doğru bilginin veya en güçlü tezin ortaya çıkarılmasıdır. Münazarada tartışma, konu ve fikirler üzerinde yoğunlaşır; şahıslar ve duygular geri planda kalır. Bu yönüyle ilmî ve yapıcı bir süreçtir.
Buna karşılık, münakaşa ise çoğunlukla nefsin ve duyguların devreye girdiği, usulden uzak ve kontrolsüz bir tartışma şeklidir.
Münakaşanın temel amacı hakikati bulmak yerine, mutlaka haklı çıkmak ve karşı tarafı susturmaktır. Bu durum kolaylıkla şahsileşmeye yol açar, sesler yükselir, inatlaşma (cedel) başlar ve taraflar birbirini ikna etmek yerine mağlup etmeye odaklanır. Dolayısıyla münakaşa yapıcı olmaktan çıkar, kırıcı ve yıpratıcı hale gelir.
Risale-i Nur'un uzak durduğu ve Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin meslek edinmediği durum, işte bu kolayca münakaşaya ve cedele dönüşebilen, kalbi değil nefsi besleyen tartışma biçimidir.
İmana dair meseleleri öyle ölçüsüz, seviyesiz, münakaşa şeklinde bahsetmek caiz değildir. Kahvehanede siyasi konuları tartışır gibi imana dair konuları mevzubahis etmek doğru değildir.
Çünkü seviyesiz, ölçüsüz bir üslup ile konuşmak, kişilerin menfi duygularını uyandırıp kabartır. Bu da insanı inada hatta inkâra kadar götürür ki, neticesi çok vahim olur.
Bu nedenle muhatabın anlamakta zorlandığı, artık işi inada döndürdüğü durumlarda susmak ve meseleyi uzatmamak esas olmalıdır.
"Aziz kardeşlerim;
O gece benden sual ettiniz; ben cevabını vermedim. Çünkü mesail-i imaniyenin münakaşa suretinde bahsi caiz değildir..." (Mektubat, On İkinci Mektup)
Risale-i Nur'un mesleği münazara (fikir tartışması, polemik) ve cedel (inatlaşmaya dönüşmüş tartışma, çekişme) değildir. Üstad Hazretleri bunu açıkça ifade etmiştir.
Üstad, hak ve hakikati anlatma yolunda, özellikle muhatabı ilzam etme (susturma, susturarak yenme) gayesiyle yapılan ve kolayca münakaşa ve cedele dönüşebilen tartışma usulünden uzak durulmasını tavsiye eder. Bu tarz bir yaklaşım, nefsin karışmasına, inatlaşmaya, kalp kırmaya ve samimi hidayet gayesinin gölgede kalmasına sebep olabilir. Cedel, Kur'an'ın da men ettiği, hakkın ortaya çıkmasına mâni olan bir tartışma şeklidir.
Üstad'ın kaçındığı ve Risale-i Nur'un mesleği olmadığını söylediği "münakaşa" genel olarak, günümüzde internet ortamında veya başka yerlerde görülen, karşı tarafı mutlaka mağlup etme ve kendi fikrini dayatma maksadıyla yapılan, kolaylıkla şahsileşebilen, münakaşaya ve cedele dönüşen tartışma biçimlerini de kapsar.
"Aziz, sıddık kardeşlerim;
Bir zat, uzunca bir mektup yeni hurufla bana yazmış, kendisinin kim olduğunu bildirmemiş. Üç noktada şüphe edip bir nevi itiraz gibi yanlış mânâ verdiği için güya bizi ikaz ediyor. Meşrebimiz münakaşa ve münazara olmadığından ve kusurumuzu hakikî olarak gösterenlerden memnun olduğumuzdan, bu meçhul zatın mektubunda üç esasın hakikatini gösterip yanlışını tashih etmek istedim...." (Emirdağ Lâhikası-II, 93. Mektup)
Risale-i Nur'un metodu ise, hakikatleri delilleriyle birlikte iman, Kur'an ve hizmet merkezli bir şekilde, şefkatle, ikna yoluyla ve hüsnüzannı esas alarak ispat etmektir. Gaye, muhatabın şahsını yenmek değil, muhatabın kalbindeki şüpheyi yenmek ve imana hizmet etmektir.
Risale-i Nur'un mesleği, hakikatleri ispat esasına dayanır; muhatabı ilzam etme ve kolayca cedele dönüşen münakaşa tarzı değildir. Bu ilke, günümüzdeki inatlaşmaya müsait her türlü internet tartışması için de geçerlidir.
İlave bilgi için tıklayınız:
- "Mesail-i imaniyenin münakaşa suretinde bahsi caiz değildir." cümlesini izah eder misiniz?
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü