"Nasıl maddî hava fena ise, fena tesir ediyor; mânevî hava da bozulsa, herkesin istidadına göre bir sarsıntı verir..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"İkinci mesele: Ben hem kendimde, hem bu yakındaki Risale-i Nur talebelerinde şuhur-u muharremeden sonra bir yorgunluk ve şevkte bir fütur görüyordum. Sebebini vâzıhan bilmiyordum. Şimdi, eskide söylediğim tahminî sebep, hakikat olduğunu gördüm."
"Şöyle ki: Nasıl maddî hava fena ise, fena tesir ediyor; mânevî hava da bozulsa, herkesin istidadına göre bir sarsıntı verir. Şuhur-u selâse ve muharremede âlem-i İslâmın mânevî havası, umum ehl-i imanın âhiret kazancına ve ticaretine ciddî teveccühleri ve himmetleri ve tenvirleri o havayı sâfileştiriyor, güzelleştiriyor, müthiş ârızalara ve fırtınalara mukabele ediyor. Herkes o sayede ve sayesinde derecesine göre istifade eder. Fakat o şuhur-u mübareke gittikten sonra, âdetâ o âhiret ticaretinin meşheri ve pazarı değiştiği gibi, dünya sergisi açılmaya başlıyor. Ekser himmetler, bir derece vaziyeti değişiyor. Havayı tesmim eden buharat-ı müzahrefe o manevî havayı bozar. Herkes derecesine göre ondan zedelenir."(1)
Burada "hava" tabiri içtimaî hayat, çevre ve muhit gibi manalara gelmektedir. Üç aylarda insanlar biraz daha kendine çeki düzen veriyor, ibadetle meşgul oluyor ve günahlardan uzak kalıyor. Bunun yanında bir takım ziyade ibadet ve evrad u ezkârla manevî iklim daha da güzelleşiyor. Ortamın bu şekle girmesi, elbette fertlerin ruhuna müsbet yönde tesir ediyor.
Yani içtimaî hayat müsbet ve manevî ise, insan da ona göre müsbet ve manevî bir havaya giriyor. Şayet içtimaî hayat menfi, muhit ve ortam bozuk ise, insan da ona göre menfi yönde müteessir oluyor. Çok nadir insanlar içtimaî hayatın menfi havasından kendini muhafaza edebilirler.
İçtimaî hayat manevî ve güzelse, insan da müsbet olarak etkileniyor. İçtimaî hayat bozuk ise, insan da menfi olarak onun tesirinde kalıyor.
Sıcaklık, rehavet, meşguliyet ve içtimaî çevrenin de benzer bir durumda olması, insanın üzerinde menfi yönde büyük bir gaflet baskısı teşkil eder. Ve insanların dünyaya ve tembelliğe meyli artar.
Üç aylar, dünyevî meşguliyetin azalması, mevsimlerin serin olması ve çevrenin de benzer bir durumda olması, insanın üzerinde ise müsbet yönde büyük bir hüşyarlık, yani manevî uyanıklık meydana getirir. Ve insanlar ahirete ve hizmete daha bir şevk ile çalışır.
(1) bk. Kastamonu Lâhikası, (39. Mektup).
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bir yönü ile kanunu denilebilir. Mesela mahallede herkes ağlıyor, sızlıyor, hava çok soğuk ve ufunetli iken bizim konforlu ve mutlu olmamız adetullah açsından mümkün değildir. Çünkü insan hem etrafına hem de çevre koşullarına kayıtsız kalamaz.
Sevgili ÜSTAD var olan bir gerçeği tespitte bulunuyor. Bir toplumdaki İNSANLAR çoğunlukla neye yönelirlerse; Toplumun o KONUDAKİ HİSLERİ-DUYGULARI güçlenir. Günümüzde bu SOSYOLOJİDE VE PSİKOLOJİDE açıklanmaya çalışılıyor. Kimi SÜRÜ psikolojisi,kimi MAHALLE güdüsü vs vs diye açıklamaya çalışıyor. Oldukça köklü bir geçmişi olan ÇİN TIBBI bunu YİN-YANG ile kısmen ifade etmeye çalışmıştır. YİN= Alçalan,eksi,negatif enerjiyi,duyguyu,olomsuzluğu,,,YANG = Yükselen,artı,pozitif, enerjiyi,duyguyu,olumluluğu tanımlar..DİN ve ULUSÇULUK duyguları İNSANI besleyen iki önemli MANEVİ İKLİMDİR. KAN ve AKRABALIK bağı gÜNÜMÜZDE VÜCUDUN Hormon salgısıyla izah edilsede henüz tam ol açıklanamamıştır.ANNE VE BABA nın nasıl olupta yavrusunu ölümüne savunduğunu BİLİM ilerledikçe daha iyi anlayacağız. İSLAM ,Tüm mutlaklığı YÜCE ALLAH ile açıklar.Ve onun haricinde HERŞEYİ kıymetine göre derecelendirir. ALLAH'tan veya ALLAH için olandan gayrısı eksiktir. Veya MECAZİDİR.Bu yüzden '' ALLAH VE RESULÜNÜ Dünya ve içindekilerden daha fazla sevmedikçe KAMİL anlamda İMAN ETMİŞ olmazsınız'' NEBİ SÖZÜ çok anlamlıdır. ALLAH'I seven daha başka şeyi MUTLAK ANLAMDA sevemez. ALLAH'TAN korkanda başka hiç bir şeyden korkmaz... RAMAZAN AYINDA veya herhengi bir sebeple Toplumda hasıl olan ALLAH SEVGİSİ; mahiyetini henüz bilmediğimiz etki ile İNANLARIN duygularını CANLANDIRMAKTA ,manevi iklim dediğimiz bir HALE OLUŞTURMAKTADIR...Bu duyguyu ECDAD YADİGARI ESERLERİN BOL olduğu KONYA,BURSA,İSTANBUL gibi şehirleri ZİYARET ettiğinizde de hissedersiniz.O şehirlerin görüntüsü AKÜNÜN ; kutup başlarınıdaki pası gideren bir SIVI veya ELEKTİRİK AKIMININ iletimini artıran SICAK SU vazifesi görmekte ve HİSLERİMİZİ harekete geçirmektedir...Yüce ALLAH bizi böyle yaratmış. İMANLI İnsan ALICILARI açık bir TELSİZ-RADYO gibidir. Uygun Frekansı yakaladığında hemen ETKİLENİR.
Aslında bunun aksi olan ŞEYTANLIKTA aynı şekilde çalışır. AKIL VE RUHU kirlenmiş İBLİS tiynetli İNSANLARDA kendilerine uygun BOZUK frekansları yakaladıklarında aynı vaziyette ama tam TERS yönde CANLANIRLAR. Melanetlik işlerle iştigal ederler..
Bu yüzden ŞU SÖZÜ Düstur yapmamız istenir. '' GÜzel düşünüp güzeL konuşun ve HAYATINIZDAN lezzet alınız.'' Demekki hakiki lezzet GÜZELLİKTEDİR. Mutlak güzellİkte ALLAH'TADIR. Her güzellikten ALLAH'A ulaşan bir yol vardır ki böyle denmiş.... Ramazanı Şerifinizi tebrik eder BEREKETLERE VESİLE OLMASINI DİLERİM.