Nefsim, kendinin vazgeçilmez olduğunu zannediyor; insanlar hep beni dinlesinler istiyor. Bunu aşmak için ne yapmam lazım?
Değerli Kardeşimiz;
İnsanların teveccüh ve alakasını çok önemsemek, bir marifetullah ve ihlas zafiyetidir. Evet, Allah’ın rıza ve memnuniyetinden çok, insanların alakasını düşünmemiz, Allah’ın âlemimizde yeterince tebeyyün ve tebarüz etmediğini gösterir. Allah’ın marifet ve muhabbeti, kalp ve ruhumuza tahkiki iman ile tam yerleşmiş olsa, insanların teveccüh ve alakası ile bu kadar ilgilenmez, üzerine bu kadar düşmezdik.
İç âlemimizde Allah’a olan marifet ve muhabbet belli belirsiz iken, insanların alakası çok bariz ve baskın ise, o zaman insanların teveccühünü Allah’ın teveccühüne değişmemiz normal ve kaçınılmaz bir neticedir.
Çare, kalp ve ruh dünyamızda Allah’ın marifet ve muhabbetini hâkim ve galip kılmaktır ki, bu da ancak tahkiki iman dersleri ile mümkündür. Âlemimizde Allah’ın marifet ve muhabbeti hâkim ise, insanların teveccüh edip alaka göstermelerinin hiçbir manası yoktur.
Nefsin süfli istek ve arzularını bastırmak ve tesirsiz hale getirmek, tahkik-i bir iman ve derin bir marifet ile mümkündür. Nur mesleğinde, tasavvufta olduğu gibi nefsi ağır bir riyazet ve çile ile öldürmek ve sindirmek metodu değil, tahkiki iman ile terbiye ve kontrol altına almak metodu vardır. Risale-i Nur'un imana dair bütün eczaları, canlı bir mürşit gibi insana hem tahkiki imanı hem de nefis üzerinde otokontrolü temin eder.
Sizin ifade etmiş olduğunuz kusur ve zafiyetin ilacı, Risale-i Nur'un tahkiki iman derslerini okumak, insanların teveccühünü isteme hastalığına merhem olacak İhlas Risalesi'ni en az on beş günde bir mütalaa etmektir. Bu dersler ile iman ve ihlas kalpte inkişaf ettikçe insanların alaka ve teveccühü o nispette itibarsızlaşır, hatta belli bir zaman sonra bir nefret başlar.
Teveccüh-ü nas mikrobunun panzehri tahkik-i iman, marifet ve ihlastır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü