"Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı. Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bütün insanlar bizden razı olsa, bizi alkışlasa, bizi taltif etse, bizi övüp göklere çıkarsa, fakat Allah (c.c) bizden razı değil ise, bunun hiçbir ehemmiyeti yoktur. Allah bize rahmet nazarı ile bakmaz. Onun için esas olan Allah’ın rızasıdır, O’nun bizden hoşnud olmasıdır. Bunun içindir ki, Üstat hazretleri İhlas risalesinde Birinci Düstur olarak; “Amelinizde rızâ-yı İlâhî olmalı. ... ” buyuruyor. Zaten ihlas denilince de ilk önce bu düstur akla gelir.

- Kabirde sual melekler geldiğinde, kimin teveccühü bize yardım edecek?

- Çürümüş bedenimizi yeniden kim diriltip bize iade edecek?

- Terazi kurulduğunda, ameller tartıldığında, hangi amel bizi kurtaracak?

- Sırat köprüsünden geçerken bize kim yârenlik edecek?

- Cehennem gibi dehşetli bir hapisten bizi kim kurtaracak?

Demek insanın sonsuzluk yolculuğunda en mühim meselesi, ihlas ve ihlas ile yapılan amellerdir. Bundan gerisi, yani insanların taltif ve ilgisi beş para etmez.

İnsanların ilgisi de düşmanlığı da gelip geçici kısa bir süre içindir. Ama Allah rızası sonsuzluk yolculuğunun her anında caridir.

Üstadımız ihlasın kazanılması ve muhafazası yolunda ölümü düşünmenin çok müessir bir yol olduğunu ifade eder ve şu iki ayet-i celileyi de delil olarak getirir:

اِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَ
“Muhakkak ki sen de öleceksin, onlar da ölecekler.” (Zümer, 39/30);

كُلُّ نَفْسٍ ذَاۤئِقَةُ الْمَوْتِ
“Her nefis ölümü tadıcıdır.” (Âl-i İmrân, 3/185)

Bu gibi ayetleri kendine rehber edinen bir insan, Allah'tan başka her şeyin ve herkesin fani olduğunu, onların teveccühünü kazanmaya çalışmanın insanlara uhrevî noktada hiç bir saadet getirmediğini anlar ve ona göre hareket eder.

Kabristanlar; inananlar-inkâr edenler, salihler-günahkârlar, asiler-muhsinler, kazananlar-kaybedenler, alkışlananlar-alkışlayanlar, zenginler-yoksullar, ezenler-ezilenlerle vs vb dolu... Hepsi kabristanlarda birlikte yatıyor. Lakin herkes kendi ameli ile baş başa, herkes kendi hesabını vermekle meşgul...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

nurcu56

"O razı olursa, O kabul ederse,.." gibi ifadeleri nasıl anlayabiliriz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

"Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı. Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakkın rızasını esas maksat yapmak gerektir."(1)

Üstat burada; “acaba Allah benden razı olmuş mudur, olmamış mıdır?”, manasını değil, insanların rızası ile Allah’ın rızasını mukayese ediyor. Bütün insanların memnuniyetinin ya da memnuniyetsizliğinin, Allah’ın rızası yanında hiçbir kıymetinin olmadığını ifade ediyor.

Allah rızasının ölçüsü bellidir; biz bu ölçüye riayet etmekle sorumluyuz. Yoksa “acaba Allah benden razı oldu mu, olmadı mı?” meselesi bize gaybidir. Allah, razı olduğu şeyleri Kur’ân ve sünnette açıkça ifade etmiştir. Biz bunlara samimi bir şekilde uyarsak, gerisi Allah’ın rahmet ve hikmetine kalmıştır.

"O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder."

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...