"Evet, şu kâinatın keyfiyatı, onların vücutlarını gösteriyor." Keyfiyat burada hangi manada kullanılmış, izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Evet, şu kâinatın keyfiyatı, onların vücutlarını gösteriyor. Çünkü kâinatı had ve hesaba gelmeyen dakik sanatlı tezyinat ve o manidar mehasinle ve hikmettar nukuşla süslendirip tezyin etmesi, bilbedahe, ona göre mütefekkir istihsan edicilerin ve mütehayyir takdir edicilerin enzârını ister, vücutlarını talep eder." (Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, Mukaddime)
Buradaki "keyfiyat", özellikler ve nitelikler anlamında olup, kâinatın incelikleri anlamındadır. Evrenin / kâinatın herkesin gördüğü özelliklerinin yanında, ince ve hassas dengeli özellikleri var ki, çok ince tefekkür ve düşüncelerle ancak görülebilir.
Kitap, okumak ve okunmak için yazılır. Kâinat da muazzam bir kitap ise okuyucu olanların nazarlarını ister. İnsan türü, kâinatın bütününü okumaktan aciz olduğuna göre demek kâinatın her tarafını her cümlesini her satırını okuyup tefekkür edecek şuurlu bir türe ihtiyaç var ki bu da şeriat lisanında meleklerdir. Kâinatın bu keyfiyeti yani kitap olma özellik ve inceliği meleklerin varlığına işaret ediyor.
Kâinat muazzam bir mesciddir, insanoğlu ise bu mescidin sadece bir safını teşkil edip doldurabiliyor. Geriye ise muazzam bir boşluk kalıyor. Bu da ya mescidin gereksiz ve israflı bir şekilde büyük yapıldığı anlamına gelir ki ilahi adalet ve hikmet bundan mukaddes ve münezzehtir. Ya da bizim fiziki gözle değil akıl ve mantık gözü ile gördüğümüz o boşlukları dolduran nurani zakir ve abidlerin varlığına işaret eder. Kâinatın bu keyfiyeti de meleklerin varlığına işaret ediyor.
Kâinatta her şey Allah’ı tesbih, tekbir, tehlil ve tahmid ediyor. Bu işleri iman eden insanlar ve cinler kendi adına kendi namına yapıyorlar. Ama cemadat, nebatat ve hayvanatta şuur olmadığı için onların fıtri tesbihlerini vekâleten Allah’a takdim edip temsil edecek bir nazır ve vekile ihtiyaç vardır, o da meleklerdir. Kâinatın bu keyfiyeti de meleklerin varlığına işaret ediyor.
Dünyanın her tarafını şuur ve hayat ile şenlendiren bir kudret, dünyadan daha muazzam daha görkemli daha hikmetli olan burçları, yıldızları, gezegenleri ve galaksileri şuur ve hayattan yoksun bırakması pek mümkün değildir. Lakin oralarda hayat dünyadaki gibi biyolojik değil nuranidir ki melekler bu tanıma uymaktadırlar. Kâinatın bu keyfiyeti de meleklerin varlığına işaret ediyor.
Demek kâinattaki ince sırlar, derin manalar ve hassas bilgileri okuyacak ve tefekkür edecek varlıkların olması hikmet ve akıl açısından zaruridir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü