Block title
Block content

Mukaddime

İçerikler

  1. "Hakikat kat’iyen iktiza eder ve hikmet yakînen ister ki, zemin gibi, semâvâtın dahi sekeneleri bulunsun ve zîşuur sekeneleri olsun ve o sekeneler o semâvâta münasip bulunsun... 'Melâike ve ruhaniyat' tesmiye edilir." İzahı?

  2. "Melaike dediğimiz mahluklar, nurdan yaratılmış latif varlıklardır." ile "Şeriatın lisanında pek çok muhtelif-ül cins olan o sekenelere melâike ve ruhaniyat tesmiye edilir." cümleleri çelişmiyor mu? Ruhaniyat ile melaike cisim olarak aynı mıdır?

  3. "Melaike ve ruhaniyatın vücudu, insan ve hayvanların vücudu kadar kat'îdir, denilebilir." Ruhaniyatı biraz açar mısınız, neden vücutları için "kat'i denilebilir" diye ifade edilmiş olabilir?

  4. "Melâike ve ruhaniyâtın vücudu, insan ve hayvanların vücudu kadar kat’îdir denilebilir." deniliyor, fakat biz göremiyoruz, elektronik cihazlarla görmemiz mümkün mü?

  5. Hem hakikat ve hem de hikmet nokta-i nazarından, semavatın dahi zişuur sekenelerinin olacağı ifade ediliyor, açıklar mısınız? Melâike ve ruhanîyat için “semavatın sekeneleri” tabiri kullanılıyor. Bu nevi mahlukat zeminde veya semavatın dışında yoklar mı?

  6. Meleklerin ve ruhanîlerin pek çok farklı cinslerden oluşmasını nasıl izah edebiliriz? Başka yerde meleklerin nurdan yaratılmış latif varlıklar olduğu ifade ediliyor!

  7. Ruhanilerden maksat nedir ve mahiyeti nasıldır?

  8. Ruhanîyat denilince hangi varlıkları anlayacağız? Melekler de bu gruba dahil değiller mi? Melâike ve ruhanîyatın vücudu insanların ve hayvanların vücudu kadar kat’i olduğu halde bunların inkâr edilmesinin esas sebebi nedir?

  9. Yirmi Dokuzuncu Söz’ün başına konulan âyet-i kerîmelerin kısa açıklamalarıyla birlikte konu ile münasebetini öğrenebilir miyiz?

  10. Yirmi Dokuzuncu Söz’ün başlığında “Beka-i Ruh ve melâike ve haşre dairdir.” yazılıyor. Ruhun bekası, melâike ve haşir meseleleri arasında nasıl bir münasebeti var ki, bu üç konu birlikte nazara alınmış ve işlenmiş?

  11. "...hüsn-ü sanat içinde gıda-yı ervah ve kut-u kulub elbette melaike ve ruhanilere bakar..." "Kut, kulub, gıdayı ervah" ifadesi melaikeler için mi? Yani hüsnü sanat, melaike ve ruhanilerin kalb ve ruhuna gıda ve kuvvet mi oluyor?

  12. "Evet nasılki hüsün elbette bir âşık ister, taam ise aç olana verilir. Öyle ise, şu nihâyetsiz hüsn-ü san’at içinde gıda-i ervah ve kut-u kulûb; elbette melâike ve ruhanîlere bakar." Gıda-yı ervah ve kut-u kulûb ne demektir, meleklerle münasebeti nedir?

  13. "Evet, şu kâinatın her bir cihetinde, her bir dairesinde, ruhanîyat ve melâikelerden birer taife, birer vazife-i ubûdiyetle muvazzaf olarak bulunurlar..." Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

  14. "Halbuki, ins ve cin şu nihayetsiz vazifeye, şu hikmetli nezarete, şu vüs’atli ubûdiyete karşı, milyondan ancak birisini yapabilir..." Halbuki, Allah insana; kainatı içine alacak bir kalp vermiştir. "Ancak mümin kulumun kalbine sığarım." diyor...

  15. "Küllî ve umumî ubudiyetleri ile kâinatın büyük ve küllî mevcudatın tesbihatlarını temsil ediyorlar." Buradaki "külli" ile "umumi" arasındaki farkı, meleklerin vazifesi noktasından izah eder misiniz?

  16. "Nur-u vücudun nuru olan zîhayat ve zîhayatın ziyası olan zîşuur..." ifadelerini izah eder misiniz?

  17. "Ona göre mütefekkir ve istihsan edicilerin ve mütehayyir takdir edicilerin enzarını ister..." Burada meleklerin mütaala, tefekkür, mütehayyir olmaları zikredilmiş, bu ne demektir?

  18. "Öyle ise, şu nihayetsiz hüsn-ü sanat içinde gıda-yı ervah ve kut-u kulûb, elbette melâike ve ruhanîlere bakar, gösterir." Bu cümleyi açıklayabilir misiniz?

  19. Kâinattaki “dakik san’atlı tezyinatın, manidar mehasinin ve hikmetdar nukuşların” meleklerin vücudlarını istediği ifade ediliyor. Dakik san’atlı tezyinat meleklerin varlığını niçin gerektiriyor?

  20. Zeminin zişuur mahluklarla doldurulması, şenlendirilmesinden maksat nedir? Eğer sadece insanlar ise zeminde fevkalade boş ve kullanılmayan alanlar mevcuttur. Bu noktayı nasıl anlamamız gerekiyor?

  21. Zeminin zişuurlarla doldurulmasının meleklerin varlığına delil olmasını biraz açıklar mısınız?

  22. “...Nur-u vücudun nuru olan zîhayat ve zîhayatın ziyası olan zîşuur ve zevil-idrak mahluklar” ifadesini açıklar mısınız? Ayrıca zîhayat için nur ve zîhayatın ziyası için şuur ve idrak ifadelerinin zikredilmesinin bir hikmeti var mıdır?

  23. “İbadete, nihayetsiz melâike envâları, ruhaniyat ecnasları lâzımdır.” cümlesinin izahı nasıldır? İnsanlar küllî ubudiyet, zikir ve tefekkürde meleklerden daha ileri değil mi?

  24. “O mahluklar dahi, ins ve cin gibi, şu saray-ı âlemin seyircileri ve şu kâinat kitabının mütalaacıları ve şu saltanat-ı rububiyetin dellâllarıdırlar. Küllî ve umumî ubudiyetleri ile kâinatın büyük ve küllî mevcudatın tesbihatlarını temsil ediyorlar.”İzah?

  25. “Zira şu zeminimiz, semaya nisbeten küçüklüğü ve hakaretiyle beraber zîşuur mahluklarla doldurulması...” diye başlayan cümlede dünyamız semaya göre küçük ve hakir olarak değerlendiriliyor. Başka yerlerde ise zemin semavatla denk tutuluyor, izahı?

  26. "Cennet kuşlarından tut ta sineklere kadar bir cins ervahın tayyareleridir. Onlar, bunların içine emri hakla girerler, alemi cismaniyatı seyredip,.." Burada bahsedilen ruhlar insan ruhu mudur?

  27. "Ehl-i Cennet ruhları, berzah âleminde yeşil kuşların cevflerine girerler ve Cennette gezerler." Buna gerek var mı, izah eder misiniz?

  28. "Letafet" ve "nuraniyet" kavramlarını açar mısınız, farkları var ise izah eder misiniz?

  29. "Onlar, bunların içine emr-i Hakla girerler, âlem-i cismaniyâtı seyredip, o hayattar cesetlerdeki göz, kulak gibi duygularıyla, âlem-i cismanîdeki mu’cizât-ı fıtratı temâşâ ediyorlar, tesbihat-ı mahsusalarını eda ediyorlar..." Bu ifadeler ile batıl Şii mezhebi olan İsmailiyelerdeki "ruh göçü" birebir örtüşüyor, bu nasıl olabilir?

  30. "Şu kesafetli ve ruha münasebeti az olan topraktan ve şu küduretli ve nur-u hayata münasebeti pek cüz'î olan sudan,.." Her şey sudan yaratılmışken, neden "ruha münasebeti pek cüzi" denilmiş?

  31. "Şu kesafetli ve ruha münasebeti az olan topraktan ve şu küdûretli ve nur-u hayata münasebeti pek cüz’î olan sudan, mütemadiyen, hummâlı bir faaliyetle, letafetli hayatı ve nuraniyetli zevil’idraki halk eden Fâtır-ı Hakîm,.." Açıklar mısınız?

  32. Kesafetli topraktan ve küduretli sudan birçok canlı mahlukun yaratıldığı nazara verilerek “nur denizinden, zulmet bahrinden, havadan, elektrikten ve sair madde-i latifelerden” de melekler yaratılmış olacağı beyan ediliyor. Misallerle açabilir misiniz?

  33. "Bir cins ervahın alemi cismaniyeti gezmesi," cümlesinde geçen "cismani alem"den maksat hangi alemdir?

  34. "Göz kulak gibi duyguları ile alem-i cismanideki mucizat-ı fıtratı temaşa ediyorlar." ifadesini izah eder misiniz?

  35. "Meleklere iman konusunu izah eden Yirmi Dokuzuncu Söz, diğer mesaili imaniye kadar nefsimi ve şeytanımı susturamadı." Bana ne tavsiye edersiniz?

  36. "Mübarek bir kelimeden melek yaratılması" ne demektir?

  37. "O merkeplerin tesbihatını temsil ederler." ifadesini izah eder misiniz?

  38. Alem-i ervahta Cenab-ı Hakk'ı tanıyan ruhlar, bu aleme geldikten sonra niçin Allah'ı unutuyorlar?

  39. Bazı evliyanın hava zerreciklerine binip seyahat ettiğini nasıl anlamak gerekir? Bu ruhen mi bedenen mi olan bir hadisedir? Hava gibi ziya, nur vb binekler hakkında bilgi verebilir misiniz?

  40. Bazı hocalar tarafından "Meleklerin akıl sahibi olmadığı iddia edildi. Bazıları ise bunu reddetti." Bu konunun Risale-i Nur nazariyle izahı nedir?

  41. Cenab-ı Allah ruhları ilk yarattığı zaman hepsi aynı istidatta mıydı? İnsanlar kendi cüz-i iradeleriyle istidadını bozarken annesinin, babasının veya kendi dışında seyreden olayların o insanın ruhuna hiç mi etkisi olmuyor? Risale-i Nur ışığında izahı?

  42. Euzü Besmele ile başlanması, sadece Yirmi Dokuzuncu Söz'e mi has, hikmeti nedir?

  43. İman rüknünün altı olması ve melaikeye imanın, imanın rükünlerine girmesinin sebeb-i hikmeti nedir?

  44. İmanın şartlarından biri, meleklere iman. Meleklere iman nasıl olur? Onların varlığını kabul ederek mi, onlara inanarak mı?

  45. İsrafı yasaklayan ve bizzat israf etmeyen Rabb'imizin, bunca gezegen ve galaksi yaratmasının hikmeti nedir?

  46. Küçük bir arının hayata mazhar oluşu ile dağdan daha belirgin şekilde esmayı yansıtmasını nasıl anlamalıyız? Melekuti alemde daha yoğun bir esma ve mana oluşturma imkanını da izah eder misiniz?

  47. Mana aleminde hayır ve şerlerin çarpışması meyanında, acaba hayırlı işlerden hayırlı ruhaniler; şerli işlerden, günahlardan da şer ruhaniler mi yaratılıyor?

  48. Meleklerde de yeniden yaratılan var mı? Yoksa hepsi bir anda önceden mi yaratılmıştır?

  49. Müekkel melekler, varlıkların tesbihini şuurlu olarak Allah'a sunarlar. Peki bizim şuursuz ibadetlerimizi de onlar mı şuurlu olarak sunuyorlar, yoksa boşa mı gidiyor ubudiyetimiz?

  50. Risalelerde semavatın sekenelerinden bahsedilince, zişuur olması gerektiği vurgulanıyor? Şuur sahibi olmasının gerekliliği nedir? Cenab-ı Allah'ı tesbih edebilmeleri canibinden mi? Ayrıca şuur sahibi olmayan sekeneleri yok demek midir?

Yükleniyor...