"Nur şakirtleri mümkün olduğu kadar her yerde küçücük bir dershane-i Nuriye açmak lazımdır." Az kullanılan ihtişamlı medreseler için ne dersiniz, israf değil mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şimdi resmen din tedrisatı için hususî dershaneler açılmasına izin verilmesine binaen Nur şakirtleri mümkün olduğu kadar her yerde küçücük bir dershane-i Nuriye açmak lazımdır..." (Emirdağ Lâhikası-II, 143. Mektup)

Bu sual gayet önemli olmakla beraber maalesef yanlış alışkanlıktan kaynaklanan bir probleme de parmak basıyorsunuz. Üstad'ımız sadece iman hizmetinde değil tüm hayat alanlarımıza ve hizmet ile ilgili çalışmalarımıza da rehberdir. Bu hususta iman hizmeti kadar önemli olan usul ve hizmet metotlarına da temas etmiş ve bizi irademizle baş başa bırakmamıştır.

Bu sebeple "Usul esastan mukaddemdir." Mecelle kaidesine göre tüm Külliyatın yarısı esasa teallük ederken yarısı da usul ile ilgilidir.

Ayrıca Üstad'ımız muhterem ağabeylere sadakat yemini yaptırırken, özellikle meslek ve meşrebine yani usul ve tarzına yemin ettirmiştir. Çünkü Nur talebeleri, problem ve sıkıntılarını esasta değil usulde yaşamaktadırlar. İşte sualiniz de bu alana girmektedir.

Büyük ve kocaman mekânlar her daim şaşaanın, gösterişin, israfın, dikkat çekmenin, karşılıklı rekabetin sebebi ve vesilesi olabilir. Burada yarış Nur talebelerini iman hizmetinde zaafiyete uğratabilir. Nefislerimizi tatmin ederken, vicdanlarımızı ise rahatsız eder. Zahiren gözlerimizi kamaştırır, hakikatte ise mağduriyetlere ve kayıplara sebebiyet verebilir. Çünkü Üstad'ımız diyor ki; "Dünya saltanatı Ehl-i Beyt'e yaramaz." Buradaki saltanat her türlü abartılı olarak maddi ve dünyevi açılımlardır. Zira madde inkişaf ettikçe mana kırılıp dökülebilir.

Ayrıca Üstad'ımız küçük bile değil, "küçücük medrese-i nuriyeler" tabiri ile tebliğ hizmetinin en önemli unsurunu ve yolunu nazara vermektedir. İnsanları kurtarmanın ve tebliğde başarılı olmanın yolu, bire bir ilgi ve alakadarlık ile küçük gruplarla hususi mekânlarda faaliyet göstermektir. Malumdur ki her şeyin başlangıcı küçük ve basit gibi görünürken hakikatte ihlaslı, samimiyetli ve keyfiyetlidirler.

Bunların inkişafı ve gelişmesi ile işin saltanat ve müessese boyutlarının artması, mahiyeti itibariyle mayayı küçülttüğünden dolayı akıbetler genellikle iyi sonuçlanmamıştır. Bunlara devletler, şirketler ve cemaatler en güzel örneklerdir. Üstad'ımız mana itibariyle "Bir cemaatte vahidi sahih olmazsa o cemaatin büyümesi kesir darbı gibi küçültür." dediği kaideyle bu meseleye ışık tutmaktadır. Su, nehirlerde ve kanallarda akarken çok gürdür. Ancak ihtiyaca cevap vermekte eksik ve kifayetsiz kalır. Bunu ırmaklara çevirip küçük bentlerle hususi alanlara sevk etmek, hayata menşe olduğu gibi bağların ve bahçelerin, bostanların ve gülistanların meydana gelmesine vesile olurlar. Yağmurların dahi katre katre gelmesi, toprak için en güzel ve en verimli bir vaziyettir. Sel gibi gelişler ise, tehlike meydana getirirler.

İnsanın vücudundaki kan en fazla aort damarlarındadır ve çoktur, lakin orada istifadeye medar olmaz. Oysa kılcal damarlara girip küçülmelidir ki; hücrelere faydalı ve menfaatli olsun.

Buradan da anlaşılıyor ki, âdeta bir cuma cemaati gibi mekânlarımız çok abartıya ve israfa girmeden tek tük olabilir. Ama esas olan küçücük medreselerle semtlerimize alabildiğince yayılmaktır. Toplum ile münasebet bu müstakil ve hususi küçük mekânlarda daha güzel daha mükemmel olmaktadır. Burada adam kazanılmaktadır. Zira bir derse bedel on ders okunmaktadır. Bir şahsa bedel on şahıs ders okumaktadır. Konular muhataba göre seçilerek muktezayı hâle göre nazara verilmektedir. Samimiyet ve tefekkürü keyiflendirmek küçücük mekânlarda daha güzel olmaktadır. Meslek grupları meşrep farklılıkları ve cemaatin yetişme seviyelerine göre hakiki tebliğ yine küçük gruplarla ve hususi mekânlarda mümkündür.

Yetişmeye zemin hazırlayan mütalaa ve sualli cevaplı dersler yine bu mekânlarda mümkün olmaktadır. Büyük ve kalabalık dersler ve alanlar; bizi nefsen ve hissen tatmin etmekte ve mevcuda iktifaya sevk etmektedir. Bu ise hizmet aşkını ve şevkini söndürmektedir. Önemli olan hizmet mekânlarımıza bakıp iftihar ederken, mekânlarımızın olmadığı yerlere bakıp üzülmeliyiz ve şevkimizi arttırmalıyız. Bir semtte veya şehirdeki Nur talebelerinin parolası şöyle olmalıdır; vatandaşlarımız ve ahali evinden çıktığında yaya olarak bir ders mahalline ve medreseye rahatlıkla gidebilmelidir. Artık araca binmek ve park meselesi de müşkülatlı hale gelmiştir.

Bir de "sırran tenevverat"düsturumuz elden bırakılmamalıdır. Küçük mekânlarda çok dersler, insanlara tercih imkanı temin ettiğinden daha farklı ve değişik kitlelere hitap edebiliriz. Zira meslek ve meşrep icabı herkes her derse ve her kalabalığa giremeyebilir.

Şu halde Üstad'ımızın "küçücük medreseler" tabiri fevkalade önemli olduğu aşikârdır. Çok büyüyen ve dikkat çeken cemaatlerin maddi ve manevi imtihanları da şu hakikati ayrıca ispat etmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 560
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

Şunlar da “küçücük dershane” olabilir:

Bir kişiyle sakin bir sohbet

Bir kitabı kendi ritminde okuması onun için küçücük bir dershanedir

 Birbiriyle yapılan paylaşımlar

Online ortamda öğrenme

Yani sadece maddi mekân değil, mânevî mekan da vurgulanıyor.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...