Üstadımız, esma-i hüsnâya ayine olunduğu nisbette, insanın değer kazanacağını söylüyor, bunu nasıl yapabiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
Üstad Hazretlerinin şu ibareleri bu soruya ışık tutar mahiyettedir:
"Hem deme ki, "Ben mazharım. Güzele mazhar ise güzelleşir." Zira, temessül etmediğinden, mazhar değil, memer olursun." (Sözler, On Sekizinci Söz)
Allah’ın isimlerine mazhar olmak, o isimlerin manasını üzerinde göstermek demektir. Memer ise gelip geçilen yol demektir. Su kanaldan geçer gider; ama kanal sudan bir özellik kazanamaz ya da suyun bir vasfını üzerinde gösteremez.
İnsanlar her gün cadde ve kaldırımlardan gelip geçerler; ama cadde ve kaldırımlar asla insanlardan bir vasıf ya da hasiyet alamazlar. Mesela yollar insandan şuur ve hayat alamazlar.
Aynı şekilde kâfirlerin ve gafillerin mahiyeti de cadde ve kaldırımlar gibi, Allah’ın isim ve sıfatlarının uğrayıp üzerinden geçtiği bir memer, yani yoldur. Ama gafiller asla bu isim ve sıfatlara mazhar ve ma’kes olmuyorlar; sadece üzerinden gelip geçiliyorlar. Gelip geçme noktasından her isim, gafilin mahiyet aynasından veya yolundan gelip geçebilir; ama gafiller o isimlere tecelli ve mazhar olamazlar.
İşte Allah’ın isimleri bizim mahiyet aynamızdan ya da mahiyet yolumuzdan uğrayıp geçiyorlar, biz bu geçişlerde ne kadar emer ve hisse kaparsak, değerimiz ve kıymetimiz o nispette artar demektir. Yoksa sürekli bir şekilde üzerimizden geçen isimlerden bigâne ve bihaber yaşarsak, memerden öteye geçemeyiz.
İrademiz olsun ya da olmasın, Allah’ın isimlerine memer yani mahal ve yol olabiliriz. Lakin mümin bu memer olma şeklini mazhariyete iman ve ibadeti ile çevirebilir. İbadetler mazhar ile memer arasında bir köprü gibidir. Kim ibadeti terk ederse, Allah’ın isimlerine mazhar değil, memer olur. İbadetler ve farzlar da insanın iradesine bakıyor, yani taştan bir yol olmak ile mazhar ve ma’kes olmak insanın elindedir ve onun kulluğuna bakar.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü